Kuşak demeyeceğim, nesil işte nesil. Çünkü ben bir kuşak bilirim, o da bele bağlanırdı, ha bir de ebe kuşağı vardı, eleğim sağma, gök kuşağı, yağmur sonrası renk renk göğü kuşatan.
Neyse gelelim asıl konuya. En en önceki nesiller; avcıydı, savaşcıydı, çiftçiydi. Taş yontar, taş cilalar, av avlar, buğday, mısır eker, demir döverdi.
Biz ‘biriktirici’
nesildik. Evet, bilgi biriktirdik, eşya biriktirdik, para, gayrimenkul, ev, araba, yazlık, kışlık, az uz varlık biriktirdik, dost, hatır gönül biriktirdik.
Neler, neler biriktirmedik ki? Şiir, masal, hikaye kitapları biriktirir, zerzevat taşınan kese kağıtlarını, yerdeki gazete kağıtlarını bile okurduk bilgi biriktirmek uğruna.
Pul, para, kartpostal, davetiye, mendil, peçete koleksiyonları yapardık, oyuncak, misket, gazoz kapağı, kibrit kutusundan oyun kağıdı, çizgi kahramanlı Tommiks, Teksas kitapları, dergi, gazete, fotoroman biriktirirdik, olmadı yediğimiz çikolataların kağıtlarını, tırnağımızla düzeltir onları biriktirirdik.
Hiç olmayan da en kötü, annelerimiz zeytinyağı kutusu, bizler plastik yoğurt kabı biriktirdik. Dedim ya biz biriktiren nesildik.
Şimdiki nesil yani adına ne derseniz deyin,Q, X,Y, Z ne biliyim ne kuşakları ise işte ‘yeyici’ kuşağı.
Çok güzel yiyor bu kuşak, bilgileri, birikimleri, adetleri, gelenekleri, görenekleri, kuralları bir güzel yiyor bu nesil.
Hamburger, pizza, nodıl, nagıt sufle yer gibi…
‘Getir’ diyor getirtiyor, ‘tıkla’ diyor, götürtüyor.
Sırf mekanın ambiyansına tav olup, üç kişi kahve içip beş bin lira öder mi öder.
Bu gün her evin kapısının zilini, en az beş motokurye çalıyor.
İyi yiyor bu nesil, değmeyin, ellemeyin. Oysa dememiş miydi eskiler baştan? ‘yemeyenin malını yerler’ oh canıma değsin, oh mis. Size kim biriktirin dedi?
Şimdi bu tezimi bir anti tez ile ıspatlayacağım, gülmeyin.
İki genç ‘yarenlik ediyor’ yani şakalaşıp konuşuyor. ‘Kanka nasılsın, nasıl gidiyor işler güçler, ne yapıyorsun? Birincisi diyor ki, ne olsun ya koçum, biliyorsun dededen birçok tarla kalmıştı miras, onların hepsini sattım, üç beş daire aldım, verdim kiraya onların parasıyla geçinip gidiyorum, sen naptın?’
Ben mi? diyor öteki.
‘biliyorsun bana dedemden sadece babam miras kaldı, onun da emekli aylığından başka bir şeyi yok, ben de zengin bir eş arıyom evlenmek için. Yaşlı, genç, yerli, yabancı, kör topal hiç fark etmez’
Şaka bi yana iyi biriktirmişiz, az çok varlık, çokça da dert gasavet biriktirmişiz işte…
Biz biriktiriciydik, son nesil yani.
Yeni nesil yeyici, hiç bir şey bulamazlarsa başımızın etini yiyorlar.
Şeyi merak ediyorum, onlar ne miras bırakacak acep kendilerinden sonrakilere?
Diyemeyiz, çünkü ne evlenmeye yanaşıyorlar kolay kolay ne çocuk doğurup büyütmeye, işi kökten çözmüşler.
Latife biyana, yine de ümitliyim yeni nesilden ama işlerinin çok zor olduğunu, bizim zamanımızdan zor olduğunu biliyorum.
Çünkü bilgi ve tecrübe de para etmiyor şimdi.
Gençliğim eyvah.
Şükran Uçkaç Yargı Sazsızozan
25 Şubat 2026 Ankara























