Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Toprak Annem


15 Eylül 2020 00:00

Yorum Yapılmamış

Hiç köye gidesim yoktu ama emir annemden gelince- emir demiri keser- mecbur kaldım. Hanımı da yanıma alıp yeşillikler içinde köye vardık.
Beyinden aldığı emekli maaşının çoğunu köyde tarlasının, bağının- bahçesinin ekimine dikimine harcayan annem ta mart ayında daha cemre suya düşmeden beli, kazmayı -küreği -gübreyi -tohumu hazırlamaya başlar. Öyle ya evine gelin olduğundan beri ekmeğini yediği çocuklarının nafakasını hazırladığı tarlası, fındık bahçeleri yetim kalmasın diye ekilecek, dikilecek, altı temizlenecek. Yoksa uyku bana haramdır diyerek her yıl hazırlıklara başlar. Kendisi çok yaşlı olduğu için gidemez. Bütün yükü de bendenizin üzerine yıkar. Hanım da ondan geri kalmaz ama yük hep benim boynumdadır.
– Anne buraya bu kadar masraf ediyorsun. Bizim buralarda hava nemli, güneş yok. Duman vurunca hiçbir şey olmaz. İşte fasulye biraz biraz olur. Değer mi?
– Benim toprağımda biten fasulye ile pazardan alınan bir mi? İlla onu dalında göreceğim.
Başka türlü rahat edemem. Uyku uyuyamam.
O mutlu olsun da gerisi önemli değil.
Baktım televizyon bozuk. Telefonda internette bitmiş. Radyo da çalmıyor.
Baktım dolapta bir kitap. “Hasip Saygılı tarafından kaleme alınmış, 1905 Rus Devrimi ve Abdülhamit,” dedim, bu kitabı bari okuyayım.
Uzun zamandan beri kitap okumayı ihmal etmiştim. Toplum olarak da öyle değil mi? Hep bu televizyon, cep telefonu yüzünden.
“Çar Rusya’sı idare ettiği halkına karşı nasıl baskı yapıyor? Nasıl haksız hukuksuz uygulamalarda bulunuyor? Çar zevk sefa içinde kendi çevresiyle birlikte mutlu ama halk aç ve sefil. Fabrikaların çoğu Avrupa yakasına kurulmuş. Kredilerin büyük kısmı Avrupa ülkelerinden temin edilmiş. Ödenemeyince çoğu fabrikalar kapanmış. İşçiler greve gitmiş. Tam bu esnada Japonya ile savaşa tutuşulmuş. Rus Ordusu hezimete uğramış.
Abdülhamit’te Rusya’yı takip ediyor hatta çarı destekliyor. Çünkü Çarın başına genlerin aynısın da kendi başına geleceğinden korkuyor.
Tabi bu arada Çara karşı büyük ayaklanmalar oluyor. Lenin Bolşevik İhtilalini geçekleştiriyor. Devrim yapıyor.
Abdülhamid’in istibdadına karşı Jön Türkler harekete geçiyor. Biliyorsunuz Atatürk’te o devri yaşıyor. İttihat ve Terakkiperver Cemiyetinin içinde faal olarak yer alıyor. Sürgüne gönderiliyor.
Bu cereyanın içinde daha sonraları Türkçülük Akımı çok etkili oluyor. Bu günkü Cumhuriyetin temelleri hep o akımın sonucunda ortaya çıkıyor.
Fakat bu akım tamamıyla Türk Kültürüne ve arkasını Anadolu’ya dayamış bir devrim niteliği taşıyor.
Rusya sadece işçi sınıfına dayalı bir ihtilal yaptığı için kısa zamanda despotizme dönüyor. Çarın yaptığı baskıların başka bir çeşidini kominizim de uygulamaya başlıyor. Daha sonra bildiğiniz gibi o da yıkılıyor.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti bütün saldırılara rağmen ayakta kalmaya devam ediyor.
Rus Sosyalizmi ile arasındaki fark burada yatıyor..”
Bu kitaptan okuduklarımdan böyle bir ders çıkardım.
Annemin Sayesinde.
Onunla ilgili yazdığım şiiri okuyucularımla paylaşarak yazıma son veriyorum.
Ha ana, ha toprak ana
Ana, toprakla bu kadar uğraşmasana!
Gözünü rengi kızıllaştı.
Yerden bir avuç toprak aldı,
Sıktı avuçlarında.
Oğul oğul!
Şu tarlaya bir bakar mısın.
Bu tohum,
Düşünce toprağa,
Çatlar.
Filiz olur.
Rüzgâr,
Ninniler söyler ona.
Güneş okşar,
Yağmur emzirir.
Gece, örter üzerini.
Bana seni hatırlatır.
Bende seni böyle büyüttüm.
Şimdi anladın mı neden toprakla uğraştığımı.
Çanakkale de Sakarya da binlerce şehit verdik
Toprak ana ağlamasın, üzülmesin diye.
Sular nerede akacak?
Evler nereye kurulacak?
Toprak olmasa ne yeriz ne içeriz?
Toprak olmazsa nereye gideriz?
Toprak bizim canımız, kanımız.
Toprak bizim anamız.
Ha ana, ha toprak ana.
Sarıl ona.
Bugün anneler günü,
Öp onu doya doya.
Okunma Sayısı: 40
Kategori: Yusuf YILMAZ

Yazarın Diğer Yazıları

Bir Gençle Kısa Sohbet

Bugün  erkenden kalktım. Hanım telefon kulağında ağlıyordu. – Yunus Ağabeyi  kaybettik. Deyince, hemen hazırlanıp dere...

İçimdeki Boşluk

Sen gidince içimde bir boşluk doğdu. Bu boşluğu doldurmak için tabiatın kucağına attım kendimi. Çalıların...

Otuz Ağustos

Türklüğün en kutsal Zafer Bayramı Otuz Ağustos kutlu olsun. Kocatepe’de kaburga kemikleri kırık, uykusuz, yarı...

Said Faiz Öğretmenim ve Malazgirt Savaşı

Hiç unutmuyorum ilkokul öğretmenim Said Faiz sınıfımızı ikiye ayırmış, bir kısmımızı temsili Bizans Ordusu yapmış,...

Gartuğun Ali

Karşıdan bir ses. – Yusuf Öğretmenim. Gel bir çayımı iç, biraz da sohbet ederiz. –...