Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Telefonlar Akıllı Oldukça İnsanlar Salaklaşıyor!


31 Mart 2020 00:02

Yorum Yapılmamış

Bizler, hele hele çocuklarımız, artık kendimizi ve ailemizi akıllı zannettiğimiz meretler yüzünden unuttuk!

Aslında bizler yaşamıyoruz, sadece başkalarının gördüklerini yaşıyoruz. Kafalarımızı kuma gömmüşçesine telefonların içine girdik. Orada oturup hapis hayatı yaşıyoruz ve ekranda gördüklerimizle yaşadığımızın yansımasını görüyoruz. Gördüklerimizle orada olduğumuzu hayal ediyoruz. Belki de kaptırıyoruz o yaşantıya bir anlığına da olsa…  Gittikçe robotlaşıyoruz. Hani o her geçen gün teknolojisi ile bizi şaşırtan robotlar gibi…  Aslında hayret etmeyin. Bizleriz aslında o robotlar. Kendi halimize gülüyoruz hem de kahkahalarla! Sahi ne farkımız var onlardan?

Her birimizin cebinde akıl vereni var. Gidip de ne doktora danışın, ne de dost bildiğiniz arkadaşlarınıza! Açın ekranınızı her şeyi söyleyecektir sizlere. Belki de tanınızı bile koyacak, ona göre beslenecek ve ilaçlarınızı alacaksınız! Otur derse oturacak, kalk derse kalkacaksınız, bir komutan edasıyla!  O sizin en iyi sırdaşınız. En iyi dostunuzdan da yakın. Onunla yatıyorsunuz koyun koyuna. Uyandığınızda bir sevgiliye sarılış yerine iki parmak arasına alıyorsunuz onu. Kahvaltıda onunlasınız, artık çatal veya bıçağın yerini aldı. Yanlışlıkla telefonunuzu ağzınıza götürdüğünüzde size gülmez o merak etmeyin. Tuvalete de onunla giriyorsunuz değil mi? Uzun uzun klozet üzerinde durmalarda kıçınıza kramplar girse de videodakileri seyretmeden kalkmıyorsunuzdur umarım!

Gezmelere onu da götürüyorsunuz. Saatlerce süslenip ona bakarak fotoğraf çektiriyorsunuz. Sahte gülücüklerinizi görenler zaten anlıyor sizin “333” dediğinizi, çünkü onlarda aynı yolun yolcusular! Uzaklara gidiyorsunuz bir otobüsün pencere kenarında veya bir trenin kompartımanında, sizi dürtükleyip durur, “Bak şurayı da çek şurayı… Sosyal medyada sana bayağı beğeni toplatırım.” diye, arka arkaya çekersiniz manzaraları hızlı geçimlerinde…

Sizi kandırıyorlar… Baktığınız bir haberin ardından You Tube mi girdiniz, hepinizi gözetlemişçesine ürünlerini arka arkaya sıralıyorlar ve “Vay be teknolojiye bak, beni takip ediyor.” diye, gurur duyarsınız yaptıklarından. Oysaki onlar sizi esir almışlardır her yönden. Onların tek derdi, kapitalizm yaşasın da insanlar işsiz mi kalmış, az mı ücret almışlar, okumamışlar mı umurlarında değillerdir. Sizi bir cip gibi takip ederler elinizdeki akıllı dediğiniz emzikle…

İzleniyorsunuz ve takip ediliyorsunuz Facebook veya Instagram üzerinden… Okulu iyi kötü evden uzaktan veya okula giderek bitirdiniz, sınavlara da girdiniz ve hadi diyelim,  90 puan da aldınız. “Oh… Mutlaka girerim.” diye düşünüyorsunuz değil mi? Hooop… İşte yanıldınız!  Önünüzde büyük bir engel olduğunuzu düşünüyor musunuz? Haydi, size, günümüz siyasilerin adlarını, yaptıklarını sorarlarsa veya din üzerinden bir soru sordular, yanıt verebilecek misiniz? Verdiğinizi düşünelim.  Sosyal medyadaki paylaşımlarınız size soru soranlarca uygun mudur? İzleniyorsunuz hem de çok fena!

Artık çocuklarımız eski nesil insanların anlattıklarına inanmıyorlar. Onlara “Biz telden araba yapıyorduk, tornet denen oyuncaklarımızı kendimiz yapıyorduk.” deyin, size, hemen akıllı telefonlarından birkaç site açıp, “Yapma ya… Bak şu elektrikli smart scooterlara… Al birini ne gerek var öyle saatlerce uğraşmaya. Bin üstüne bas düğmesine götürsün seni istediğin yere… Sahi alalım mı baba? ” diyecektir. Onlara ne anlatırsanız anlatın, sizi dinlemeyecektir. Onların akıllı telefonları var. Onların her şeyidir o meret! Onları bir kenara çekin ve eski günlerdeki insanlığı, yardımseverliği, komşuluğu, sevgiyi anlatın. Gülüp geçeceklerdir. “Ya şu hayatı görmüyor musun baba? (veya anne) Güçlü olan kazanıyor. Bak dizilerdekilere… Güçlü olmazsan bu dünyada yenilir ve çukura düşersin.” dediklerinde boğazın düğümlenir, ne diyeceğini unutur, odanıza çekilir ve yalnızlığınıza gömülürsünüz bir anda…

Onlara aşk dolu günlerinizi bir kahve yudumunda anlatırsınız veya anlattığınızı zannedersiniz, “Ah… Ne günlerdi, biz sevgiliyi uzaktan severdik. Onu yüreğimizde taşırdık. O bizim için bir ilahtı… Öyle hemen ulaşamazdık… Severdik, her şeyimizle, geceler boyu sevdiğimizi düşünürdük. ” dediğinizde, bir de bakarsınız, gözleri akıllı telefonda kız arıyordur. Hem de dudaklarını bükenlerine!  “Aman baba ya sen de neler anlatıyorsun, o aşk da neymiş? Biz öyle duyguları bilmeyiz. Bir kıza aha şu telefonumdan bir ‘Hello’ çekeyim, ertesi gün Starbucks’da kahve yudumlar, sonra da biliyorsun işte… Siz boşuna yaşamışsınız aşk ıstıraplarıyla boşuna…”  diyerek, lafı ağzınıza tıkayıverirler.

Onların ekranda gördükleri genelde şiddettir.  Oyunlarında, savaş ve kan kokusu vardır. Savaş sarmışsa dünyanın her tarafını onlarda nasiplenirler. Dünya liderlerini takip ederler, onların savaş ve yalan sözcükleri kulaklarını tırmalar. ‘Ben de siyasetçi olursam,  tıpkı onlara benzeyeceğim. Bakın nasıl dünyayı düzene sokuyorlar.’ diyeceklerdir.

Birçoğunun içinde You Tuber olma isteği de vardır. Abuk sabuk salakların videolarına abone olurlar. Özenirler ve başlarlar çevrelerine anlamsız şakalar yapmaya. Olur olmadık yerde sizi ıslatırlar, gizli çekimlerle önceden hazırladığı senaryoyu üzerinizde denerler. ‘Şöyle bir bakayım,’ deseniz bir ton salak görürsünüz… Aslında amaçları popüler olmaktır. Ekranda kaydırma edebiyatını sevdiklerinden roman türü kitapları okumaktan pek hoşlanmazlar. Seyretmektir onların birinci görevleri… Hep seyretmek hep seyretmek… Şimdiki dünyadaki gerçeklere duyarsız baktıkları gibi…

Okulları da sanal oldu şu Corona’lı günlerde… Eve kapandılar büyükleriyle, yine ayrı odalarında mıdır, yoksa birlikte tavla oynayıp bir kitap mı okuyorlardır birlikte veya büyüklerin önerdiği ev oyunlarını mı oynuyorlardır, bilinmez ama bilinen bir gerçek var ki, gençlik zaten odalarına yıllardır kapanmıştı büyüklerine… Şimdi iyice yalnızlık içindeler ne yazık ki… Sahi akıllı telefonlar şu günlerde neler düşünüyor bizim yerimize?  Hani her şeyi biliyorlar ya!

Ne dersiniz?

Ertuğrul ERDOĞAN

Yirmidokuzmartikibinyirmi.

Okunma Sayısı: 56

Yazarın Diğer Yazıları

Bili Bili Gates ve Saz Ekibi

İnsanoğlu, Bermuda Şeytan üçgeni içine girmişcesine şaşkın bir halde! Komplo teorileri havada uçuşuyor. Hava derken...

Rampukar’ın Fotoğrafı

Suriye Savaşının simgesiydi Aylan Bebek. Anımsadınız mı?  Ailesiyle birlikte bir botla refah bir ülkeye umut...

Yersen Deterjan Yoksa Kor – Ona!

Şu günlerden kurtulmak için ne yapıyoruz? Ellerinizi yirmi saniye kuralına göre yıkarken, sabundan bir ısırık...

Corona Yalnızlığı /Roman / (Tanıtım Yazısı)

Günümüzde dünyanın yaşadığı amansız bir salgın, Korona! Aşısı henüz olmayınca ve dünyada vaka sayısı hızla...

Bir Ülke İçin Korona mı, Yoksa Kutuplaşma mı Tehlikelidir?

Dünyanın hiçbir ülkesinde bizdeki kadar siyasilerin kullandığı ayrıştırıcı bir dil yoktur. Seçime gidilir,  kendilerine oy...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.