Bazen doğayı sadece izlemek yetmez, ona biraz geriden bakmak gerekir. Hani bir bahçenin tam ortasında bir kedinin öylece yattığını görürsünüz ya…
İşte o an durup bakarım; gökyüzünün mavisi, ağaçların yeşili ve o kedinin oradaki varlığı…
Allah’ım diyorum, ne muazzam bir tablo! O kedi orada olmasaydı sanki o manzara eksik kalırdı, bir boşluk olurdu.
Ama orada, tam da olması gerektiği yerde.
Belgeselleri izlerken de aynı hayranlığa kapılıyorum. Bakıyorum; kanguru neden Karadeniz’in dik yamaçlarında değil de Avustralya’nın uçsuz buçsuz düzlüklerinde?
Neden her canlı tam da ona ayrılan, onun ruhuna ve fıtratına uygun coğrafyaya yerleşmiş?
Çünkü doğada tesadüf yok, sadece muazzam bir düzen var. Her şey ama her şey yerli yerinde.
Biz insanlar bazen dünyayı değiştirmeye, parçaları söküp yeniden takmaya çalışıyoruz. Oysa doğa bize her an fısıldıyor: “Tablonun eksik parçası yok.”
Bozkırın ortasındaki bir dikenden tutun da, okyanusun derinliğindeki bir balığa kadar herkes kendi rolünü, tam da olması gereken sahnede oynuyor.
Eğer bizler de o kedi gibi, o kanguru gibi doğanın ritmine kendimizi bırakabilsek, aslında hiçbirimizin “fazlalık” ya da “eksik” olmadığını görüyoruz.
Bizler de bu devasa tablonun, bu kusursuz dengenin vazgeçilmez birer fırça darbesiyiz.
O yüzden ne zaman kendinizi bir boşlukta hissetseniz, dönüp bir ağaca, bir hayvana ya da gökyüzüne bakın.
O kusursuz düzenin içinde sizin de yeriniz belli, sizin de duruşunuz kıymetli. Çünkü bu kainatta hiçbir şey boşuna değil, hiçbir parça eksik değil.
#Doğa #Düzen #Farkındalık #YaşamTablosu #YerliYerinde #BozkırınSesi #NezahatGöçmen






















