Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Hasan TÜLÜCEOĞLU

Sünni İslam İle Yahudilik Ve Hıristiyanlık Perspektifinde “Hz. Muhammed Allah’ın Elçisi”

Hasan TÜLÜCEOĞLU Yazar Hasan TÜLÜCEOĞLU
06 Kasım 2016
Hasan TÜLÜCEOĞLU
0
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Sanat edebiyatta yirminci asrın dili olan sinema, İslam dünyasında İslam tarih medeniyet ve kültürünü anlatmada bugüne kadar pek kullanılmadığı bilindiği üzere malumdur.

Peygamber Efendimizle ilgili geçmişte binlerce şiirler yazılmışken çağımızın en etkin dili olan sinemada bu dinin öğreticisi Peygamberle ilgili çağrı filminin dışında başka bir film çekilmiş değil.

İranlı yönetmen Mecidi’nin ülkemizde yeni vizyona giren ‘Hz.Muhammed Allah’ın Elçisi’ filmi, bu alanda büyük bütçelerle yeni çekilmiş ve kervana katılmış bir eser. Bu açıdan böyle bir eserin verilmesi bize sevinç veriyor. Zengin bir tarih ve kültür birikimimiz varken bunu yeni nesil ve dünyaya anlatmada geri, yetersiz ve sönük kalmamız en büyük eksikliğimiz.

Mekke döneminde Müslümanların maruz bırakıldığı en korkunç dayatma boykot uygulamasıyla başlayan film, Ebu Talib’in Peygamberimizle ilgili geçmişi hatırlaması geçişiyle Peygamber Efendimizin doğumu ile 12-13 yaşlarına kadar çocukluk dönemini anlatır. Ebu Talib’e hem bu girişte hem sonda verilen sahnelerde Peygamberimize inanmış, iman etmiş biri algısı verilmekte. Tarihi gerçeği bilmeyen biri bu canlandırmalarda Ebu Talib’i Peygamberimize iman etmiş Müslüman olarak algılar. Oysa Peygamberimize onca iyilik, yardım ve desteğine rağmen Ebu Talib O’nun davetini kabul edememiştir. Burada bu olumsuzlukla birlikte Abdulmuttalib’in putlara tapınmadığına, sahip olduğu Allah inancına vurgu yapılması doğum ve Peygamberimize isim verme sahnelerinde etkileyici olarak anlatılmakta.

Kabe’nin ve Mekke’nin görselleştirilmesinde dağların Kabe’ye çok yakın görüntüsü gibi eksiklikler olmakla birlikte ebabil kuş sürülerinin görselliği, taşların atılması sahneleri harika olmuş. Fil ve diğer hayvanların bir türlü kaçarak geride kalan Ebrehe ordusunun helak edildiği gerçeğe aykırı vurgusu gözden kaçmazken helak edilen askerlerin görüntüsü etkileyici olmakla birlikte Kuran’da ifade edilen yenilmiş ekin yaprağı benzetmesi elbette yapılamamış.

Boykotta Ebu Talib’in karşısında bizim kaynaklarımızda Mekke’nin lideri olarak Ebu Cehil yer alır; ancak Mecidi burada Ebu Süfyan’ı lider konumunda göstermiş ve daha henüz boykot sürecinde Müslümanlar Ebu Süfyan’ca savaşla tehdit edilmektedirler. Oysa o gün Müslümanlar henüz bir güç bile değiller; asıl güç olmaları hicretten sonra gerçekleşecektir. Filmin sonunda Ebu Süfyan’a tekrar vurgu yapılırken Müslümanların ışıklarla yürümesi Mekke’nin kuşatılmasını hatırlatırken Ebu Süfyan’ın gizlice Peygamberimize gelerek Müslüman olması adeta anımsatılır.

Amca Ebu Leheb ve eşi Cemile’nin henüz küçükken peygamberimiz karşıtlığı güzel sahnelenirken henüz küçük yaşta Peygamberimizin Cemile’nin cariyesinin ailesinin parçalanmaması için onun ücretini borçlanmasını anlatan sahne Efendimizin şefkat ve merhametini anlatmada güzel sahnelerden biri olmuş.

Peygamberimizin doğumu anında meydana gelen olayların anlatımı nur olayı dışında güzel. Abdulmuttalib izleniminde putların yıkılması, zemzemin taşması, sünni kaynaklarda anlatılar olmakla birlikte gökte görüldüğü iddia edilen nur sahnesi, filmde çok fazla abartılmış. Abdulmuttalib’in evini üzerine aydınlık ve parıltılar görmesi ile Amine’nin ışık hüzmesi altında Peygamberimizi kucağına alması abartılı bulduğumuz sahneler. Burada Mecidi’nin Kisra’nın sarayında yıkılan sütunlara ve sönen ateşgedeye vurgu yapmaması enteresan. Bu ışık sahnelerinde, Efendimizin doğa üstünlüğü hatıra getirilmekle dinin tevhid özünden sapma yansımalar seziyoruz.

Esasta filmin tamamında yakınlarının Efendimize olan sevgilerinin abartılması ve doğaüstü güçlerin çok fazla ön plana çıkarılmasıyla yukarıdaki sapmayı seziyor ve bu bakış açısında Hıristiyanların Hz. İsa’ya yaklaşımını görüyoruz.

Oysa bunların yerine onun yaşadıkları uygulamalı olarak daha çok anlatılsaydı O bir beşer olarak daha iyi tasvir edilmiş olunurdu ki cariye ücretini üstlenmesi ile özellikle kız çocuğunu öldürmek isteyen bir insanla olan diyaloğun verilmesi onu bir beşer ve peygamber olarak daha doğru, güzel ve etkileyici olarak tasvir etmektedir.

Sünni kaynaklarda bahsedildiği üzere özellikle Yahudilerin iddia ettikleri o gece bir yıldız doğması olayıyla Yahudiler konuya dahil edilerek kendi soylarından bekledikleri son peygamberin işareti olarak bu çocuğu art niyetle arama gayretleriyle Yahudilere olumsuz imaj yüklenir. Bu başlangıçtan itibaren Mecidi Yahudilere film boyu çok yüklenir. Günümüzde Siyonizm’in temsilcisi diyebileceğimiz bu Yahudilerin, Yahudi din âlimlerince adeta aforoz edilmesiyle Yahudi yaklaşımı yumuşatılır.

Halime’nin süt anne olması, Sünni kaynaklarda farklı anlatılırken filmde doğa üstü bir olayla Amine ile olan ilişkisine geniş yer verilerek anlatılır. Halime ve eşinin yoksulluğu, yoksunluğu, muhtaçlığı, çaresizliği etkin sahnelerle güzel şekilde anlatılırken yine bizim kaynaklarımızda yer almayan Halime’nin hastalanması ve Efendimizin ona elini koyarak iyileştirmesi görselini henüz küçük bu çocuğun doğa üstü bir çeşit tanrısallığı çağrıştırması açısından yanlış buluyoruz. Yine annesine verilmesi bizim kaynaklarımızda ‘şakk-ı sadr’ olayından sonra iken filmde Yahudi Siyonistlerin Peygamberimize karşı tehlikeli girişimleri sonrasındadır.

Ailesi, Yahudi Siyonistlerden Peygamberimizi gizleme çabasındayken bu atmosferde annesiyle Yahudilerin çok bulunduğu Yesrib’e gitmeleri Yahudilerin Peygamberimizin peşine düştüğü iddiasıyla çelişir sahnelerdir. Annesinin Medine’de hastalanması ve buna rağmen yolculuğa çıkması tarihi gerçekle çelişmekte.

Yesrib’te hurma dışında elma gibi meyvelerinde yetiştiği gerçektir; ama en çok yetiştirilen hurmaya salkım salkım ağaçtan indirilme sahnesi dışında yer verilmeyip elma yetiştirilmesi sahnelerine yer verilmesi bir başka gereksiz ayrıtı vurgusudur. Bu bağlantıyla Peygamberimizin hasta yatan annesine elma vermesi, Hıristiyanlıktaki Adem ve Havva’yı cennetten çıkaran elmayı çağrıştırmakla Mecidi, adeta Hıristiyanlığa sıcak göndermeler yapmaktadır.

Amine’nin Ebva’da ölmeden önce söylediği sözlerde Peygamberimizin geleceğine yönelik önemi ifadelerine yer verilmemesi ayrı bir eksiklik. Amine’nin son sözleri kaynaklarımızda şöyledir: “İşte ben de ölüyorum. Fakat adım ebediyyen kalacak. Çünkü arkamda bir hayırlı ve tertemiz bir evlat bırakıyorum.”

Abdulmuttalib’in ölüm sahnesinde putlara tapınmayıp Allah’a olan inancının çok ön plana çıkarılması da Ebu Talib’i Müslüman olmuş gibi göstermek gibi filmin ayrı gereksiz ve hatalı abartısı.

Peygamberimizin keçilerle birlikte sahnesi onu daha bir doğal ve insani kılmaktadır. Filmin onun insaniliğini anlatan en güzel sahneler, keçilerle birlikte olduğu ile kız çocuğunu öldürmek üzere olan kişiyle doğal diyalog sahnesidir.

Bu doğallıklardan çok daha fazla doğaüstü sahnelere yer verilmesi yukarda bahsettiğimiz üzere O’nu Hıristiyanların tanrılaştırdığı İsa konumuna getirmekte.

Yahudilerin olumsuzluk sahnelerine karşıt Hıristiyanların, Bahira, kilise ve keşişlerin güzel sahnelerle sempatik gösterilmesi elbette dikkatten kaçmıyor.

Bahira ile görüştüğü kilise mekanında bir ara Peygamberimizin kucağında çocuk İsa bulunan Meryem ana heykeli önünde sıcak bir yaklaşımla gösterilmesi Şii İslam’ın Hıristiyanlığa zeytin dalı misali bir mesajı mıdır acaba?

Batılıların benzerlerini yaptıklarını çağrıştıran yaklaşım ve sahneler Mecidi’nin batı sinemasının tesirinde kaldığını açıkça fark ettiriyor.

Müziğin fazlasıyla ön plana çıkarılması filmin eksiklerinden olmakla birlikte Doğu ve İslam müziği yerine batı müziğinin hatta kilise müziğini andırır ezgiler kullanılması ayrı bir tezat yaklaşım. İslam Peygamberinin çocukluğunun anlatıldığı bir filmde batı müziğinin ön plana çıkarılıp kilise ezgilerinin kullanılması elbette yalnız Mecidi’nin değil tüm İslam dünyasının eksiği ve kusurudur.

Peygamber Efendimizin saçlarının ve ellerinin gösterilmesi Müslümanlarca çok eleştirilmekle birlikte bu sahnelerde henüz küçükken parmakları arasından gözünün gösterilmesi dışında bir beis görmüyoruz.

Filmin tamamen Şii propagandası ve hurafelerle dolu olduğu keskin yaklaşımlarına kesinlikle katılmıyoruz ve işin bilincinde olanlarca izlenmesi gerektiğine ve faydalı olacağına kanaat getiriyoruz. Her kesimden insan tarafından izlenmesi bahsettiğiniz kusurlar olmakla birlikte elbette çok faydalı olacaktır.

Hasan TÜLÜCEOĞLU

Paylaş
Etiketler: HıristiyanlıkSünni İslamyahudilik
Önceki Yazı

Ahraz

Sonraki Yazı

Korkuyorum!….( I ) Dostlar, Arkadaşlar, Feryada Kulak Ver!…

Hasan TÜLÜCEOĞLU

Hasan TÜLÜCEOĞLU

İlişkili Yazılar

Göbeklitepe’de Hz. İbrahim Silüeti
Eğitim & Kültür

Göbeklitepe’de Hz. İbrahim Silüeti

09 Haziran 2025
5k
Medyada Dindar Görünümler
Film & Sinema Eleştirisi

Medyada Dindar Görünümler

30 Ocak 2025
5k
Hükme Akıl Erdirmek
Edebiyat

Hükme Akıl Erdirmek

07 Ocak 2024
5k
Alternatif Bilim Farklı Teknoloji
Bilim & Teknoloji

Alternatif Bilim Farklı Teknoloji

06 Şubat 2023
5k
Sonraki Yazı

Korkuyorum!....( I ) Dostlar, Arkadaşlar, Feryada Kulak Ver!...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap