Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Mustafa Nevruz SINACI

Suçlular-Yasalar; Özgürlük ve Güvenlik

Mustafa Nevruz SINACI Yazar Mustafa Nevruz SINACI
16 Mayıs 2010
Mustafa Nevruz SINACI
0
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Türkiye’de, İstiklâl Savaşı ile temin, Kurucu Meclis ve 1924 Anayasası ile tesis edilen demokrasi, adalet ve hukuk 11 Kasım 1938 karşıdevrimi ile kesintiye uğradı. Yaklaşık 12 yıl süren istibdat, karanlık-kâbus-zulüm ve işkence 14 Mayıs 1950 günü gelen demokrasi ile sona erdi. Halk iktidarı acıları dindirdi. Fakirlik, açlık, işsizlik, yokluk-kıtlık, yoksulluk, cehalet ve pahalılık son buldu. Toplumsal refah, adalet ahlâkı, özgürlük, güvenlik ve hukuk mutluluk ve huzuru getirdi. İnsanlar hayat, seçim ve geçimlerinden memnun, hukuk devleti ve hükümetten yana mesut ve bahtiyar oldular. Demokrasi’nin vücut bulduğu; adalet ve hukukun hâkim ve hükümferma olduğu 10 yıl, tam bir Asr-ı Saadet dönemi idi. Hafızalarda böylece kaldı!..

18. dönem Sakarya Milletvekili ve (2001) DP Genel Başkanı Yalçın Koçak “Kervan Yürüyor” isimli makalesinde şöyle haykırıyor: (bak: www.gercekgundem.com)

“Demokrasi kökleşiyor, derinleşiyor mu? Yaşanılan sıkıntılar daha demokrat bir devlet olabilmek uğruna verilen mücadelesi midir? Örgütlü toplum, özgür birey olabilmenin olmazsa olmaz üçüncü şartı: devletin Demokrat olması, ya da demokrat davranmasıdır.

Anayasasında bunca yasak ve yasakçı mantıkla bu, asla olamayacakların istenmesidir.

Dayatmacı-bencil zihniyetler anayasada kaldığı ve bir zihniyet devrimi yapılmadığı müddetçe tam; kesintisiz bir demokrasi ve bağımsız cumhuriyetten söz etmemiz imkânsızdır.

Yargı kendi hükümranlık alanından ödün vermiyor. Hükümet ben siyasi iradeyim yaparım diyor. Miadını doldurmuş, çoktan fersude olmuş Anayasanın, değişen son maddeleri dahi tekrar değiştiriliyor. Parti kapatmak zorlaşmıştı, daha da zorlaşıyor, imkânsızlaştırılıyor. Yasalar halkın ihtiyaçlarına ve devletin yasaklarına karşı gelen suç’u tarif eder, yapanı suçlu ilan eder, karşılığındaki cezayı hukuk yapar, uygular.

Suçlular yasa yaparsa ne olur. Demokrasi adına acı esaretler kurulur…”

ACİLEN CEVAP BEKLEYEN SORULAR:

Anayasa değişiklik paketi ile 2709 Sayılı Kanunun ek: 15. maddesi ilga edilerek 12 Eylül’e yargı yolu açılır iken; Her melânetin milâdı 27 Mayıs niçin yargılanmıyor? Kuvvetler ayrılığı ilkesi niçin objektif ve orijinal hukuk normları yönünde ihya edilmiyor?  1960 vesayet cunta ve dikta kurumlarından olan askeri yargı neden kaldırılmıyor?  Keza HSYK siyaset’ten neden arındırılmıyor? Nereden buldun yasası ile devletin denetleme yükümlülüğüne ilişkin usul, yasa ve esaslar niçin yeniden düzenlenip tahkim edilmiyor? İnsan hakları adalet, vekâlet ve temsil hukuku yönünden ‘insanlık, ahlâk ve hukuk dışı’ dokunulmazlık/koruma/kollama, vergi ve sair kanunlardaki ‘antidemokratik himaye, eşitlik ilkesine aykırı koruma’ hükümleri;, 2820 S. Siyasi Partiler, 298 S. Seçimlerin Temel Hükümleri ve 2839 S. Milletvekili Seçimine dair kanunlar ve ilgili mevzuat neden ve niçin kamu yararı, hakkaniyet, adalet ve demokrasi” yönünde değiştirilip düzenlenmiyor? Siyaset hanelerin ticarethaneye, parti sahiplerinin sulta ve potansiyel dikta-sivil cuntaya dönüşmelerine fırsat veren yapısı neden?! “Millet iradesinin devlet idaresinde tecelli etmesine” imkân verecek biçimde değiştirilip-düzenlenmiyor!… Ve; Anayasanın 42. maddesi niçin hakkıyla ve lâyıkıyla uygulanmıyor da başörtüsü, türban gibi basit argüman ve aksesuar üzerinden siyasi istismara yol açılıyor?.. 

İNCİRLİK [ABD] ÜSSÜ

TC, NATO’ya ilk başvurusunu 11 Mayıs 1950’de (chp) yaptı, reddedildi. Bu kez 2. başvuru 01 Ağustos 1950’de (DP) tarafından yapıldı. NATO’ya 18 Şubat 1952 günü girildi.

Oysa İncirlik Üssü 4 Nisan 1949’da İnönü/CHP hükümetince imzalanan Washington Anlaşması ile kuruldu. NATO ve BM ile sonradan “kamufle biçimde” ilgilendirildi. Gerçekte tam bir ABD üssü… Mevcudiyeti, TC’nin evrensel hukuk, legal mevzuat, yasa, egemenlik ve hükümranlık haklarına bütünüyle aykırı!.. Peki, eğer TC özgür ve bağımsız bir devlet ise, tüm komşularımız, hür dünya ve bölge için menfur bir tehdit ve tehlike olan bu ABD üssü niçin hâlâ orada duruyor. ABD’de mukabil bir TC üssü var mı? Yoksa bu TBMM ve mütemmim cüzleri ne kadar meşru? Egemenlik kayıtsız, şartsız milletin mi? Söyleyin bakalım!..  

Türkiye’de, İstiklâl Savaşı ile temin, Kurucu Meclis ve 1924 Anayasası ile tesis edilen demokrasi, adalet ve hukuk 11 Kasım 1938 karşıdevrimi ile kesintiye uğradı. Yaklaşık 12 yıl süren istibdat, karanlık-kâbus-zulüm ve işkence 14 Mayıs 1950 günü gelen demokrasi ile sona erdi. Halk iktidarı acıları dindirdi. Fakirlik, açlık, işsizlik, yokluk-kıtlık, yoksulluk, cehalet ve pahalılık son buldu. Toplumsal refah, adalet ahlâkı, özgürlük, güvenlik ve hukuk mutluluk ve huzuru getirdi. İnsanlar hayat, seçim ve geçimlerinden memnun, hukuk devleti ve hükümetten yana mesut ve bahtiyar oldular. Demokrasi’nin vücut bulduğu; adalet ve hukukun hâkim ve hükümferma olduğu 10 yıl, tam bir Asr-ı Saadet dönemi idi. Hafızalarda böylece kaldı!..

18. dönem Sakarya Milletvekili ve (2001) DP Genel Başkanı Yalçın Koçak “Kervan Yürüyor” isimli makalesinde şöyle haykırıyor: (bak: www.gercekgundem.com)

“Demokrasi kökleşiyor, derinleşiyor mu? Yaşanılan sıkıntılar daha demokrat bir devlet olabilmek uğruna verilen mücadelesi midir? Örgütlü toplum, özgür birey olabilmenin olmazsa olmaz üçüncü şartı: devletin Demokrat olması, ya da demokrat davranmasıdır.

Anayasasında bunca yasak ve yasakçı mantıkla bu, asla olamayacakların istenmesidir.

Dayatmacı-bencil zihniyetler anayasada kaldığı ve bir zihniyet devrimi yapılmadığı müddetçe tam; kesintisiz bir demokrasi ve bağımsız cumhuriyetten söz etmemiz imkânsızdır.

Yargı kendi hükümranlık alanından ödün vermiyor. Hükümet ben siyasi iradeyim yaparım diyor. Miadını doldurmuş, çoktan fersude olmuş Anayasanın, değişen son maddeleri dahi tekrar değiştiriliyor. Parti kapatmak zorlaşmıştı, daha da zorlaşıyor, imkânsızlaştırılıyor. Yasalar halkın ihtiyaçlarına ve devletin yasaklarına karşı gelen suç’u tarif eder, yapanı suçlu ilan eder, karşılığındaki cezayı hukuk yapar, uygular.

Suçlular yasa yaparsa ne olur. Demokrasi adına acı esaretler kurulur…”

ACİLEN CEVAP BEKLEYEN SORULAR:

Anayasa değişiklik paketi ile 2709 Sayılı Kanunun ek: 15. maddesi ilga edilerek 12 Eylül’e yargı yolu açılır iken; Her melânetin milâdı 27 Mayıs niçin yargılanmıyor? Kuvvetler ayrılığı ilkesi niçin objektif ve orijinal hukuk normları yönünde ihya edilmiyor?  1960 vesayet cunta ve dikta kurumlarından olan askeri yargı neden kaldırılmıyor?  Keza HSYK siyaset’ten neden arındırılmıyor? Nereden buldun yasası ile devletin denetleme yükümlülüğüne ilişkin usul, yasa ve esaslar niçin yeniden düzenlenip tahkim edilmiyor? İnsan hakları adalet, vekâlet ve temsil hukuku yönünden ‘insanlık, ahlâk ve hukuk dışı’ dokunulmazlık/koruma/kollama, vergi ve sair kanunlardaki ‘antidemokratik himaye, eşitlik ilkesine aykırı koruma’ hükümleri;, 2820 S. Siyasi Partiler, 298 S. Seçimlerin Temel Hükümleri ve 2839 S. Milletvekili Seçimine dair kanunlar ve ilgili mevzuat neden ve niçin kamu yararı, hakkaniyet, adalet ve demokrasi” yönünde değiştirilip düzenlenmiyor? Siyaset hanelerin ticarethaneye, parti sahiplerinin sulta ve potansiyel dikta-sivil cuntaya dönüşmelerine fırsat veren yapısı neden?! “Millet iradesinin devlet idaresinde tecelli etmesine” imkân verecek biçimde değiştirilip-düzenlenmiyor!… Ve; Anayasanın 42. maddesi niçin hakkıyla ve lâyıkıyla uygulanmıyor da başörtüsü, türban gibi basit argüman ve aksesuar üzerinden siyasi istismara yol açılıyor?.. 

İNCİRLİK [ABD] ÜSSÜ

TC, NATO’ya ilk başvurusunu 11 Mayıs 1950’de (chp) yaptı, reddedildi. Bu kez 2. başvuru 01 Ağustos 1950’de (DP) tarafından yapıldı. NATO’ya 18 Şubat 1952 günü girildi.

Oysa İncirlik Üssü 4 Nisan 1949’da İnönü/CHP hükümetince imzalanan Washington Anlaşması ile kuruldu. NATO ve BM ile sonradan “kamufle biçimde” ilgilendirildi. Gerçekte tam bir ABD üssü… Mevcudiyeti, TC’nin evrensel hukuk, legal mevzuat, yasa, egemenlik ve hükümranlık haklarına bütünüyle aykırı!.. Peki, eğer TC özgür ve bağımsız bir devlet ise, tüm komşularımız, hür dünya ve bölge için menfur bir tehdit ve tehlike olan bu ABD üssü niçin hâlâ orada duruyor. ABD’de mukabil bir TC üssü var mı? Yoksa bu TBMM ve mütemmim cüzleri ne kadar meşru? Egemenlik kayıtsız, şartsız milletin mi? Söyleyin bakalım!..  

Türkiye’de, İstiklâl Savaşı ile temin, Kurucu Meclis ve 1924 Anayasası ile tesis edilen demokrasi, adalet ve hukuk 11 Kasım 1938 karşıdevrimi ile kesintiye uğradı. Yaklaşık 12 yıl süren istibdat, karanlık-kâbus-zulüm ve işkence 14 Mayıs 1950 günü gelen demokrasi ile sona erdi. Halk iktidarı acıları dindirdi. Fakirlik, açlık, işsizlik, yokluk-kıtlık, yoksulluk, cehalet ve pahalılık son buldu. Toplumsal refah, adalet ahlâkı, özgürlük, güvenlik ve hukuk mutluluk ve huzuru getirdi. İnsanlar hayat, seçim ve geçimlerinden memnun, hukuk devleti ve hükümetten yana mesut ve bahtiyar oldular. Demokrasi’nin vücut bulduğu; adalet ve hukukun hâkim ve hükümferma olduğu 10 yıl, tam bir Asr-ı Saadet dönemi idi. Hafızalarda böylece kaldı!..

18. dönem Sakarya Milletvekili ve (2001) DP Genel Başkanı Yalçın Koçak “Kervan Yürüyor” isimli makalesinde şöyle haykırıyor: (bak: www.gercekgundem.com)

“Demokrasi kökleşiyor, derinleşiyor mu? Yaşanılan sıkıntılar daha demokrat bir devlet olabilmek uğruna verilen mücadelesi midir? Örgütlü toplum, özgür birey olabilmenin olmazsa olmaz üçüncü şartı: devletin Demokrat olması, ya da demokrat davranmasıdır.

Anayasasında bunca yasak ve yasakçı mantıkla bu, asla olamayacakların istenmesidir.

Dayatmacı-bencil zihniyetler anayasada kaldığı ve bir zihniyet devrimi yapılmadığı müddetçe tam; kesintisiz bir demokrasi ve bağımsız cumhuriyetten söz etmemiz imkânsızdır.

Yargı kendi hükümranlık alanından ödün vermiyor. Hükümet ben siyasi iradeyim yaparım diyor. Miadını doldurmuş, çoktan fersude olmuş Anayasanın, değişen son maddeleri dahi tekrar değiştiriliyor. Parti kapatmak zorlaşmıştı, daha da zorlaşıyor, imkânsızlaştırılıyor. Yasalar halkın ihtiyaçlarına ve devletin yasaklarına karşı gelen suç’u tarif eder, yapanı suçlu ilan eder, karşılığındaki cezayı hukuk yapar, uygular.

Suçlular yasa yaparsa ne olur. Demokrasi adına acı esaretler kurulur…”

ACİLEN CEVAP BEKLEYEN SORULAR:

Anayasa değişiklik paketi ile 2709 Sayılı Kanunun ek: 15. maddesi ilga edilerek 12 Eylül’e yargı yolu açılır iken; Her melânetin milâdı 27 Mayıs niçin yargılanmıyor? Kuvvetler ayrılığı ilkesi niçin objektif ve orijinal hukuk normları yönünde ihya edilmiyor?  1960 vesayet cunta ve dikta kurumlarından olan askeri yargı neden kaldırılmıyor?  Keza HSYK siyaset’ten neden arındırılmıyor? Nereden buldun yasası ile devletin denetleme yükümlülüğüne ilişkin usul, yasa ve esaslar niçin yeniden düzenlenip tahkim edilmiyor? İnsan hakları adalet, vekâlet ve temsil hukuku yönünden ‘insanlık, ahlâk ve hukuk dışı’ dokunulmazlık/koruma/kollama, vergi ve sair kanunlardaki ‘antidemokratik himaye, eşitlik ilkesine aykırı koruma’ hükümleri;, 2820 S. Siyasi Partiler, 298 S. Seçimlerin Temel Hükümleri ve 2839 S. Milletvekili Seçimine dair kanunlar ve ilgili mevzuat neden ve niçin kamu yararı, hakkaniyet, adalet ve demokrasi” yönünde değiştirilip düzenlenmiyor? Siyaset hanelerin ticarethaneye, parti sahiplerinin sulta ve potansiyel dikta-sivil cuntaya dönüşmelerine fırsat veren yapısı neden?! “Millet iradesinin devlet idaresinde tecelli etmesine” imkân verecek biçimde değiştirilip-düzenlenmiyor!… Ve; Anayasanın 42. maddesi niçin hakkıyla ve lâyıkıyla uygulanmıyor da başörtüsü, türban gibi basit argüman ve aksesuar üzerinden siyasi istismara yol açılıyor?.. 

İNCİRLİK [ABD] ÜSSÜ

TC, NATO’ya ilk başvurusunu 11 Mayıs 1950’de (chp) yaptı, reddedildi. Bu kez 2. başvuru 01 Ağustos 1950’de (DP) tarafından yapıldı. NATO’ya 18 Şubat 1952 günü girildi.

Oysa İncirlik Üssü 4 Nisan 1949’da İnönü/CHP hükümetince imzalanan Washington Anlaşması ile kuruldu. NATO ve BM ile sonradan “kamufle biçimde” ilgilendirildi. Gerçekte tam bir ABD üssü… Mevcudiyeti, TC’nin evrensel hukuk, legal mevzuat, yasa, egemenlik ve hükümranlık haklarına bütünüyle aykırı!.. Peki, eğer TC özgür ve bağımsız bir devlet ise, tüm komşularımız, hür dünya ve bölge için menfur bir tehdit ve tehlike olan bu ABD üssü niçin hâlâ orada duruyor. ABD’de mukabil bir TC üssü var mı? Yoksa bu TBMM ve mütemmim cüzleri ne kadar meşru? Egemenlik kayıtsız, şartsız milletin mi? Söyleyin bakalım!..  

Türkiye’de, İstiklâl Savaşı ile temin, Kurucu Meclis ve 1924 Anayasası ile tesis edilen demokrasi, adalet ve hukuk 11 Kasım 1938 karşıdevrimi ile kesintiye uğradı. Yaklaşık 12 yıl süren istibdat, karanlık-kâbus-zulüm ve işkence 14 Mayıs 1950 günü gelen demokrasi ile sona erdi. Halk iktidarı acıları dindirdi. Fakirlik, açlık, işsizlik, yokluk-kıtlık, yoksulluk, cehalet ve pahalılık son buldu. Toplumsal refah, adalet ahlâkı, özgürlük, güvenlik ve hukuk mutluluk ve huzuru getirdi. İnsanlar hayat, seçim ve geçimlerinden memnun, hukuk devleti ve hükümetten yana mesut ve bahtiyar oldular. Demokrasi’nin vücut bulduğu; adalet ve hukukun hâkim ve hükümferma olduğu 10 yıl, tam bir Asr-ı Saadet dönemi idi. Hafızalarda böylece kaldı!..

18. dönem Sakarya Milletvekili ve (2001) DP Genel Başkanı Yalçın Koçak “Kervan Yürüyor” isimli makalesinde şöyle haykırıyor: (bak: www.gercekgundem.com)

“Demokrasi kökleşiyor, derinleşiyor mu? Yaşanılan sıkıntılar daha demokrat bir devlet olabilmek uğruna verilen mücadelesi midir? Örgütlü toplum, özgür birey olabilmenin olmazsa olmaz üçüncü şartı: devletin Demokrat olması, ya da demokrat davranmasıdır.

Anayasasında bunca yasak ve yasakçı mantıkla bu, asla olamayacakların istenmesidir.

Dayatmacı-bencil zihniyetler anayasada kaldığı ve bir zihniyet devrimi yapılmadığı müddetçe tam; kesintisiz bir demokrasi ve bağımsız cumhuriyetten söz etmemiz imkânsızdır.

Yargı kendi hükümranlık alanından ödün vermiyor. Hükümet ben siyasi iradeyim yaparım diyor. Miadını doldurmuş, çoktan fersude olmuş Anayasanın, değişen son maddeleri dahi tekrar değiştiriliyor. Parti kapatmak zorlaşmıştı, daha da zorlaşıyor, imkânsızlaştırılıyor. Yasalar halkın ihtiyaçlarına ve devletin yasaklarına karşı gelen suç’u tarif eder, yapanı suçlu ilan eder, karşılığındaki cezayı hukuk yapar, uygular.

Suçlular yasa yaparsa ne olur. Demokrasi adına acı esaretler kurulur…”

ACİLEN CEVAP BEKLEYEN SORULAR:

Anayasa değişiklik paketi ile 2709 Sayılı Kanunun ek: 15. maddesi ilga edilerek 12 Eylül’e yargı yolu açılır iken; Her melânetin milâdı 27 Mayıs niçin yargılanmıyor? Kuvvetler ayrılığı ilkesi niçin objektif ve orijinal hukuk normları yönünde ihya edilmiyor?  1960 vesayet cunta ve dikta kurumlarından olan askeri yargı neden kaldırılmıyor?  Keza HSYK siyaset’ten neden arındırılmıyor? Nereden buldun yasası ile devletin denetleme yükümlülüğüne ilişkin usul, yasa ve esaslar niçin yeniden düzenlenip tahkim edilmiyor? İnsan hakları adalet, vekâlet ve temsil hukuku yönünden ‘insanlık, ahlâk ve hukuk dışı’ dokunulmazlık/koruma/kollama, vergi ve sair kanunlardaki ‘antidemokratik himaye, eşitlik ilkesine aykırı koruma’ hükümleri;, 2820 S. Siyasi Partiler, 298 S. Seçimlerin Temel Hükümleri ve 2839 S. Milletvekili Seçimine dair kanunlar ve ilgili mevzuat neden ve niçin kamu yararı, hakkaniyet, adalet ve demokrasi” yönünde değiştirilip düzenlenmiyor? Siyaset hanelerin ticarethaneye, parti sahiplerinin sulta ve potansiyel dikta-sivil cuntaya dönüşmelerine fırsat veren yapısı neden?! “Millet iradesinin devlet idaresinde tecelli etmesine” imkân verecek biçimde değiştirilip-düzenlenmiyor!… Ve; Anayasanın 42. maddesi niçin hakkıyla ve lâyıkıyla uygulanmıyor da başörtüsü, türban gibi basit argüman ve aksesuar üzerinden siyasi istismara yol açılıyor?.. 

İNCİRLİK [ABD] ÜSSÜ

TC, NATO’ya ilk başvurusunu 11 Mayıs 1950’de (chp) yaptı, reddedildi. Bu kez 2. başvuru 01 Ağustos 1950’de (DP) tarafından yapıldı. NATO’ya 18 Şubat 1952 günü girildi.

Oysa İncirlik Üssü 4 Nisan 1949’da İnönü/CHP hükümetince imzalanan Washington Anlaşması ile kuruldu. NATO ve BM ile sonradan “kamufle biçimde” ilgilendirildi. Gerçekte tam bir ABD üssü… Mevcudiyeti, TC’nin evrensel hukuk, legal mevzuat, yasa, egemenlik ve hükümranlık haklarına bütünüyle aykırı!.. Peki, eğer TC özgür ve bağımsız bir devlet ise, tüm komşularımız, hür dünya ve bölge için menfur bir tehdit ve tehlike olan bu ABD üssü niçin hâlâ orada duruyor. ABD’de mukabil bir TC üssü var mı? Yoksa bu TBMM ve mütemmim cüzleri ne kadar meşru? Egemenlik kayıtsız, şartsız milletin mi? Söyleyin bakalım!..  

Paylaş

Etiketler: cehalet pahalılıkfakirlikhalk iktidarıişsizlikistiklal savaşıkıtlıkyoksuluk
Önceki Yazı

Şantajın Yönetimsel İşlevi

Sonraki Yazı

Taksim’in Adını Değiştirmek Abesle İştigaldir…

Mustafa Nevruz SINACI

Mustafa Nevruz SINACI

İlişkili Yazılar

Mustafa Nevruz SINACI

GACETA OFICIAL Venezuella Aldatan Put

01 Mart 2019
5k
Mustafa Nevruz SINACI

Demokratlar Kulübü Derneği

30 Ocak 2019
5k
Mustafa Nevruz SINACI

Cumhuriyetçi Demokratlar Hareketi

26 Ocak 2019
5k
Mustafa Nevruz SINACI

Milli Dava “Vatan Kıbrıs” (ve KKTC) Yaşayacak Ve Mutlaka Yaşatılacaktır

25 Ocak 2017
5k
Sonraki Yazı

Taksim’in Adını Değiştirmek Abesle İştigaldir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap