SPOR MİYOP
Beyninin yarısı, spor virüsü taşıyor, dediklerinde, tümünün taşıdığını söylüyordu. Spor giyiniyor ve spor gözlük takıyordu.
Arkadaşı, bir tek göz kusurun spor değil, dedi. Nihat, hayır o da spor, dedi. Çünkü doktorun teşhisi: “spor miyop” dedi.
Spor miyop gözlüğüyle, ilaçların ince yazısını okuyamayan Nihat, arkadaşlarının dilinden kurtulamıyordu. Nihat, spor adına psikolojik rahatsızlığını kabul ediyordu. Şöyle ki, evinin önüne diktiği direğe, büyük bir Türk Bayrağı takmıştı. Bundan sonra gerisi geldi. Direğe tüm takımların bayraklarını, alfabetik sıraya göre astı.
Rengarenk bayraklar, direği süslüyordu.
Arkadaşları, bu kadar bayrakla spor hastalığı virüsü kapılmaz deyince, evin duvarlarını ve çatısını da bayrakların rengindeki seramiklerle süsledi. Çatının kiremitlerini de değişik renklere boyadı. Bunlar da yetmedi, takımların kadrolarını duvara yazdı. Meyve ağacının dallarına da takımların bayraklarını taktı.
Nihat’ın evi ve bahçesi renklerle kapanmıştı. Bunun üzerine herkes bu kadar da olmaz, demeye başladı. Bir arkadaşı niçin arabayı boyamadın dediğinde, ne zaman gördün, bakabilirsin. Arabanın her yanı rengarenk boyanmıştı.
Takıntının da böylesi, açıkçası zor olduğuna kanaat getiriyorduk. Niçin bu kadar masraf, diye soranlara cevap vermiyordu.
Arkadaşları bir gün, niçin kendi takımının bayraklarıyla ilgilenmiyorsun? Diye sitem ederler.
Nihat, benimkisi “spor hastalığı enfeksiyonu, takım hastalığı değil,” diye cevap vermişti.
Nihat anı defteri tutuyordu. Arkadaşları herhangi bir günün anısını okur musun? Dediler. Bunun üzerine Nihat defteri açtı ve sayfadan okudu. “Ne güzel renklerin var.” İkinci bir sayfayı çevirdi ve “ne güzel renklerin var” diye okudu.
Arkadaşları hepsini aynı yazmışsın, öyle anı olur mu diye sitem ettiler.
Nihat, “hastalığın gereği,” diye cevapladı.
Aradan yıllar geçti. Nihat çocuğuyla okula gidiyordu. Nihat’ı ziyaret için büyük şehirden gelen arkadaşı, Evinin önündeki direkte, duvar, çatı ve meyve ağaçlarında, rengarenk bayrakları görmedi.
Arkadaşının yolu okula düşüyor. Nihat çocuğunu okula bırakmış dönüyordu. Arkadaşını gördüğüne çok memnun olan Nihat, ona hoş geldin, diyor.
Arkadaşı heyecanla, bayraklara ne oldu? Diyor.
Nihat, arkadaşına bakıyor ve tedavi sonuç verdi, diyor.
Hasan TANRIVERDİ






















