Ülke olmuş yangın yeri… Dağ başı duman!…
Düşman çevreyi sarmış ateş bacayı!…
Gün yok ki, bir ateş daha yakmamış olsun yürekleri!…
Gün yok ki, bir albayraklı tabut geçmesin önümüzden!…
İşte 2 Kasım ‘17… 8 tabut. İçinde 8 can… 8 ana kuzusu…
Ve yine benzer söylem… “kan yerde kalmayacak!”
Kim söyler, yerde kalmayan kan, kimi kimden geri alacak!?…
Öleni olmayan için ne kolay söylem!…
8 can vermişiz… lakin, kat be kat almışız öcümüzü!…
Karşılıksız kalmamış ihanet!..
Kan cana bedel midir Ulan!… 1’e 80 olsa ne yazar ki karşılık!…
Yurtta barışın adı silinmiş, Dünyada barışın yerinde meydan okuma!…
Üç adım ötesi kara kuzgun karanlık!…
Umutlar üstünde duman… ateşleri sönmüş….
Ufku terk etmiş tel duvaklı yaslı güvercin!..
Yaşamak ve yaşatmaya dair sevdalar uçup gitmiş!..
Kaygılar harman…
Belirsizliğin sarmalına terk edilmiş derman…
Umutsuz!… Kayıtsız!… Tepkisiz!… Kararsız!.
Sormadan edemiyor insan!… D ü n l e r d e de mi böyleydik!?….
Dünlerde de böyle idiysek, biz kurtuluş savaşını nasıl verdik!?…
*
Ah be siyaset!…
Bizler, seni hizmete araç bilirdik!…
Devleti de, milleti de serveti de bu amaçla emrine verdik!…
Biz mi yanıldık; yoksa ihanete mi uğradık!…
Sol gösterip sağ vurdun!… Sağ gösterip sol vurdun!…
Kendi çıkar düzenini kurdun… hizmeti unuttun!…
Ego ve ihtiras sarmalında sen semirdin, halkı boğdun!.
Ordudan, eğitime, ticaretten, sağlığa, hukuktan, dine el koydun,
Soksan durmaz oldu demokrasi… Toplumdan kovdun!…
Çarkını kurdun, medyanı kurdun, sistemini kurdun!… Korkuttun!…
Çok açıldın çoook!…
Bunca ihtirasa dayanamaz açıklar!…
Dinle bak!… açıktan gelmekte çığlıklar!..
Demez bu kindar, bu dindar!.. Açıklar boğar atar!..
Tehlikelidir açıklar…. Dalgalar yutar…Açıklarda gemiler batar…
Boğulursun…a c ı m a m da…. Ülke batar!…
*
Anla siyaset!….
Dinle siyaset!..
Küfürle yürümez peynir gemisi!…
Alçak, hain, ahlaksız…
Sayenizde, duyduğumuz küfürlerin en iyisi!…
Alçak demekle alçalmaz ki rakibin,
Sen söyledin diye üç santim daha inmez ki dibe,
Söyler misin, neye yarar küfür, öfkeyi körük olmaktan öte!..
Siyasetçisiniz… Güya örneksiniz!…
Edebe dair, yasalar da eseriniz…
Oysa siz;
Küfrün en ağırını bulmayı, marifet bilmektesiniz…
Doyurmuyor sizi, alçak hain, terbiyesiz!…
Hizmette değil,
En ağır küfrü bulmak adına, yarış halindesiniz…
Alkış!… Alkış!… Alkış!…
Siyasetin küfür dalında siz, hem de rakipsiz… birincisiniz!…
*
Son sözüm şu; Ben öğretmenim…
Doğruları söylerim… Doğruluğun savaşını veririm..
Bozulan dilinizle, ahlakında, edebinde içine ettiniz!…
Halk neyse de, ahlakı bozuldu öğrencilerin…
Bilin de, biraz olsun dilinize çeki düzen veriniz!…
*
Böyle gidecekse; çekin gidin!..
Bozulanı, biz kendimiz düzeltiriz!…
02 Kasım 2017
Mehmet Halil Arık
Emekli eğitimci – DENİZLİ
mehmethalilarik@gmail.com




















