Bazı isimler yalnızca resmî dosyalarda yer alır; bazıları ise gerçek karşılığını insanların vicdanında ve kalbinde bulur. Reis Sedat Peker, zamanla bu ikinci gruba dâhil edilen isimlerden biri hâline gelmiştir.
Uzun süredir Reis Sedat Peker hakkında yaptığım paylaşımlar, beklediğimin ötesinde bir karşılık buldu. İnsanlar yalnızca yorum yazmakla kalmıyor, adeta içlerini döküyordu. Mesajların ortak bir dili vardı: borç, dolandırıcılık, haksızlık ve duyulmama hissi… Ve neredeyse her defasında aynı soru soruluyordu:
“Reis Sedat Peker’e nasıl ulaşabilirim?”
Bu ilgi, basit bir hayranlık ya da magazinel merak değildi. Aksine, zor zamanlarda tutunacak bir muhatap arayan insanların adalet ve güven arayışının yansımasıydı. Kurumların ulaşılmaz olduğu hissinin güçlendiği dönemlerde toplum, çoğu zaman sembollere yönelir. Reis Sedat Peker ismi de halk nezdinde “duyulma ihtimali”nin bir sembolü hâline gelmiştir.
İnsanlar aslında bir kurtarıcı değil, anlaşılmak ister. Adaletsizliğin en ağır tarafı çoğu zaman yalnız bırakılma duygusudur. Bu nedenle toplum, belirli isimlere anlam yükler. Kamuoyuna yansıyan anlatılarda; hakkını aramakta zorlanan kişilere hukuki destek sağlandığı, avukat yönlendirmeleri yapıldığı ifade edilmektedir. Bu durum, “yalnız değilsin” mesajının somut bir karşılığı olarak görülmektedir.
Sokak hayvanlarına yönelik duyarlılık da bu algının önemli parçalarından biridir. Tırlar dolusu mama yardımı, sahipsiz hayvanlara yönelik açık tavır, toplumun vicdanında karşılık bulan bir duruştur. Bu yönüyle Reis Sedat Peker, yalnızca insanlara değil, sesi olmayan canlılara da sahip çıkan bir figür olarak anılmaktadır.
Elbette hukuki süreçler yargının konusudur. Ancak toplumun önemli bir kesimi Reis Sedat Peker’i; garibana sahip çıkan, zor durumda olana el uzatan ve sesi duyulmayanlara dikkat çeken yönüyle hatırlamaktadır. Bazen tek bir “yanındayım” hissi, bir insanın hayata yeniden tutunmasına yetebilir.
Darbe girişimi gecesi de tarihin kayda geçtiği anlardandı. O gece sessiz kalmayan, durduğu yeri net biçimde gösteren isimlerden biri de Reis Sedat Peker’di. Devletin yanında durdu, FETÖ yapılanmalarına karşı açık tavır aldı. Bugün yolların ayrılmış olması, o gecenin hafızasını silmez. Çünkü bazı duruşlar zamanla aşınmaz.
Son olarak şunu belirtmek gerekir: Her şey devletten beklenmez. Devlet güçlüdür; ancak toplumu ayakta tutan yalnızca kurumlar değil, milletin kendi içindeki dayanışma ruhudur. Borç altında ezilen, icra baskısıyla yaşayan insanlar için oluşturulacak dayanışma mekanizmaları, hem vicdanî hem toplumsal bir sorumluluktur.
Güçlü devlet; yalnızca yasalarıyla değil, zor zamanlarda sorumluluk alan insanlarıyla da ayakta durur.
Ve tarih, her zaman olduğu gibi, kimin ne söylediğinden çok kimin nerede durduğunu hatırlayacaktır.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
























