Televizyon dizileri bazen yalnızca birer kurgu yapım olmaktan çıkar.
Özellikle Türkiye’nin siyasi ve toplumsal açıdan kritik dönemlerinde yayınlanan bazı diziler, yıllar sonra yeniden izlendiğinde farklı soruların gündeme gelmesine neden olur. Kurtlar Vadisi Pusu da bu yapımlardan biridir.
Dizinin bazı bölümlerine bugün yeniden baktığımızda, karakterler, semboller ve olay örgüsü üzerinden dikkat çekici benzerlikler görmek mümkün.
Polat Alemdar’ın arabadan indiği sahnede mezar taşında “Erdoğan” isminin görülmesi de bunlardan biri olarak tartışılıyor.
Böyle bir ayrıntının senaryoya nasıl girdiği ve ne anlatmak amacıyla kullanıldığı ayrıca araştırılmayı hak ediyor.
Benim kanaatim açık: Kurtlar Vadisi Pusu’nun FETÖ yapılanmasıyla herhangi bir bağlantısı veya bu yapının dizi üzerinde etkisi olup olmadığı kapsamlı biçimde araştırılmalıdır.
Bunu kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, ciddi biçimde incelenmesi gereken bir iddia ve soru olarak görüyorum.
Çünkü mesele yalnızca tek bir sahneden ibaret değil.
136. bölümdeki Kazım Kaşifoğlu karakterinin 2011 yılında hayatını kaybeden MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu ile ilişkilendirilmesi, 139. bölümde karakterin öldürülme biçimi, 79. bölümdeki 34 FG 7061 plakası, ilerleyen bölümlerdeki Muhterem Bey karakteri, Gölge’nin yapılanması, Büyük Babil planı, İstanbul’a yönelik saldırı senaryoları, köprüler, uçaklar ve İHA üzerinden anlatılan olaylar yıllar sonra yeniden tartışılmaya başlandı.
Özellikle 300. bölümde İstanbul köprülerine yönelik saldırı senaryosunun 15 Temmuz 2016’dan yaklaşık bir ay önce ekrana gelmiş olması da dikkat çekici bir ayrıntı olarak değerlendiriliyor.
Fakat burada çok önemli bir çizgi var: Benzerlik, tek başına kanıt değildir. Bir sahnenin gerçek bir kişiye veya olaya gönderme yaptığını söylemek için senaryo belgeleri, yapım sürecine ilişkin bilgiler ve güvenilir tanıklıklar gibi somut delillere ihtiyaç vardır.
Bu nedenle dizinin senaristi Raci Şaşmaz’ın açıklamaları, senaryo sürecinde kimlerle çalışıldığı, hangi olaylardan ve kişilerden esinlenildiği ve yapımın perde arkasındaki ilişkiler mutlaka araştırılmalıdır.
Benim kanaatim, FETÖ’nün bu diziye herhangi bir şekilde el atıp atmadığı sorusunun cevapsız bırakılmaması gerektiğidir.
Bu araştırma yapılırken ne peşin hüküm verilmeli ne de dikkat çeken ayrıntılar görmezden gelinmelidir.
Çünkü bazen gerçeğe ulaşmanın yolu, “Bu sadece diziydi” deyip geçmekten değil, “Bu sahne neden yazıldı, kim yazdı ve arkasında ne vardı?” sorularını sormaktan geçer.
Kurtlar Vadisi Pusu artık yalnızca bir televizyon dizisi olarak değil, Türkiye’nin yakın tarihindeki siyasi ve toplumsal atmosferle birlikte incelenmesi gereken bir yapım olarak da ele alınmalıdır.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84















