Köprü altındaki su birikintisi, insan boyunu aşan bir göl oluşturmuştu. Göle köprünün üzerinden atlamayı deneyen çocuklar, olayı eğlence haline getirmişti. Bazıları da köprünün üzerini yarış pisti haline dönüştürmüştü.
Selin peşine suyun durulması beklenir ve eğlence ve yarış başlardı. Çünkü sel taşları dahi sürüklemişti. Ağaçlar kökünden sökülmüş ve dalları kırılmış köprü altına sokulmuş olabilirdi. Büyükler köprü altının temiz olduğunu bilmeden atlamayın diye tembih ediyorlardı.
Aradan bir ay geçmişti ki köprüden atlama heyecanı başlamıştı. Yalnız köprü altı temizlenmemişti.
Baba, oğlu Saffet’e köprünün heyecanına kapılma. Çünkü belediye temizliği yapmamıştır, göle dolan istenmeyen büyük taş ve dal parçaları olabilir. Onların vücudunuza saplanma şansı bu durumda yüksek. Yarın görevlilere söyler ve temizlenmesini sağlarım, ondan sonra da atlarsınız, dedi.
Baba çarşıya dere boyundan gitti. Köprüden gölün suyu kara görünüyordu. Görevliyi buldu ve yarın temizlenecek, sözünü aldı. Akşam oğluna temizlenme sözünü aldığını, yarından sonra yarışa katılabileceğini söylerim, dedi. Çarşıda karşılaştığı komşusunun oğluna olayı anlattı. Hatta dereye demir ağ çekeriz ve köprü altı her zaman temiz kalır, dedi.
Saffet okula hazırlanırken, bu bilgiyi oğluna tekrar hatırlattı. Arkadaşlarına söylersin, diye de tembih etti. Baba çarşıda rastladığına ve bakkalına olayı tekrar anlattı. Çünkü tehlike her zaman olabilirdi.
Baba insanların suskunluğunu garip karşılıyordu. Bugün okul yönetimine gidip öğrencileri ikaz edin ve suya atlamasınlar, diyecekti. Okula gittiğinde spor dersinde, voleybol maçını izleyen oğluna ve arkadaşlarına tekrar köprünün atlama yarışına yarından itibaren katılacaklarını söyledi. Babanın gönlü rahatlamıştı. İyi günler diyerek ayrıldı.
Babanın peşinden bir gurup öğrenci, “dün atladık bir şey olmadı,” dedi.
Saffet ve arkadaşları da olayı doğru buldu. Köprü altı derin bir göl, hiçbir şey olmaz, dediler. Yalnız bir öğrenci; babanız doğru söylüyor. Bilinmeyene atlamak riskli, canımızı yolda bulmadık, bir gün sonra atlarız, dedi.
Yolu köprüden geçenler, bir süre suyu izlediler. Gelip geçenlerde gölün suyu kara böyle bir suya atlanmaz, dediler. Fakat Saffet ve arkadaşı, bu güzel hava boş geçmez. Geçiren kuş beyinli olmayı gerektirir. O heyecanla atlamaya hazırlandılar.
Saffet suya atlamada birinciydi. Arkadaşı saatini tuttu ve dikkatle güle güle diyerek izledi.
Düzenli bir atlama oldu. Göle demir çubuğu gibi girdi. Arkadaşları da üzerini çıkarıyordu. Fakat Saffet geri çıkmadı. Büyük bir merakla, çocuklar giyindi ve hepsi göle eğilip beklemeye başladı.
Şaşkınlıktan hiçbiri toparlanamadı. Yoldan geçen, ne bakıyorsunuz haber verin, diye bağırdı.
Arkadaşları avazı çıktığı kadar ağlamaya başladı. Saffetten ses seda yoktu. Saffet kaybolmuştu. Arkadaşlarından birini karakol ve belediyeye koşturdular. Çocuklardan biri de Babasına gitti. Duyanlar köprüye yığıldı. Eğlence bir anda ağlama yerine dönüştü.
Kepçe göle daldı ve ağaç dallarıyla birlikte Saffet çıkarıldı. Saffetin gövdesi dallara geçmiş haldeydi.
Babanın ağzından ses çıkmadı. Oturduğu yerden kalkamadı.
O günden sonra baba her rastladığı öğrenciye Saffet demeye başladı.
Hasan TANRIVERDİ






















