Makamdan güç alanlar değil, karakteriyle ayakta duranlar kalıcıdır. Güç zehirlenmesi ise en hızlı çöküştür.
Güç Nedir?
Güç, başkalarının davranışlarını etkileyebilme yeteneğidir.
Ama gerçek güç bundan çok daha fazlasıdır.
Gerçek güç;
Bilgiden beslenen, sorgulayan,
Dış etkenlerle savrulmayan,
Sağduyuyla karar alabilen özgür akıldır.
Herkes gücünü bir yerden alır.
Kimi ailesinden, kimi parasından, kimi makamından…
Ancak her gücün bir süresi ve bir sınavı vardır.
Çocukken aileden güç almak doğaldır.
Ama yetişkinlikte hâlâ aynı bağımlılıkla hareket etmek, gelişememektir.
Paradan güç alanların durumu bellidir:
Para biter, güç de biter.
En tehlikelisi ise makamdan gelen güçtür.
Bir koltuk edinirsiniz…
Sonra fark etmeden o koltuğun sahibi değil, taşıyıcısı olursunuz.
Koltuk size güç verir, siz de kendinizi olduğunuzdan büyük görmeye başlarsınız.
Alkışlar, ayrıcalıklar, “VIP” muameleler…
Hepsi yavaş yavaş bir zehir gibi işler.
Ve adı konur:
Güç zehirlenmesi.
Bu noktadan sonra artık amaç hizmet değildir.
Amaç, o koltuğu kaybetmemektir.
Korku başlar.
Ve korku, insanı çirkinleştirir.
Etik dışı yollar normalleşir,
Liyakatin yerini sadakat alır,
Kurumsallığın yerini kişisel çıkarlar doldurur.
Bugün etrafımıza baktığımızda;
Herkes bir makamın peşinde.
Dernek başkanı, meclis üyesi, oda başkanı, vekil…
Elbette emeğiyle, birikimiyle gelenler var.
Yıllarını verip basamakları tek tek çıkanlar…
Ama bir de “dün geldim, bugün buradayım” diyenler var.
Unutulmaması gereken basit bir gerçek var:
Emeksiz gelen, sözle gider.
Güç hırsı;
İnsanı gerçeklikten koparır,
Narsizmi besler,
Nankörlüğü büyütür.
Ve en tehlikelisi:
Makamı bir hizmet aracı değil, bir “ikbal aracı” haline getirir.
Oysa o koltuklar kimsenin değildir.
Geçicidir.
Ama ne yazık ki, bazıları bunu kabul etmek istemez.
“Rabbena hep bana” anlayışıyla koltuğa yapışır.
Siyasette yıllarca aynı isimler…
Bitmeyen dönemler…
Gitmemek için zorlanan koltuklar…
Bu yüzden kurallar net olmalıdır.
Dönem sınırları açık ve tartışmasız olmalıdır.
Çünkü sınır koyulmayan güç, yozlaşır.
Tarih bile bunu söylüyor.
Taht uğruna kardeşlerin birbirini öldürdüğü dönemler yaşandı.
Demek ki mesele sadece bugün değil…
Ama bu, kabul edilmesi gereken bir kader değildir.
Son söz:
Güç; koltuktan değil, karakterden gelmelidir.
Ve gerçek güç, gerektiğinde o koltuktan kalkabilmektir.























