Soğuk, sıkıntıyla başlamıştı. Dalda çiçek ve meyveye rastlanmıyordu. Sırtında paltosu, ayağında botları ve başında beresiyle, mevsime uyum sağlamaya çalışıyordu.
Önlemleri, soğuğa karşı doğaldı. Soğuktan etkilenmemek için, ısınma sistemi geçerliydi. Zorluk çeksek de ayakta kalırdı. Kurduğu sisteme de inanırdı.
Olumsuzluktan engellenmez. Çünkü uyum devreye girer ve başarıyla uygulanırdı. Böylece edindiği alışkanlıkları da sürdürürdü.
Soğukla ilgili, birçok olayı sevenlerde çıkacaktır. Bu tür insanların sıcaktan, rahatsız oldukları bilinir. Sıcak, nem ve boğucu bir hava, soğuk ortamı hatırlatır. Bu olaylar, yaşama şansını yükseltmek için idealdir.
İdeal davranışlar, mutluluktur. Bu mutluluğa neden olan etkenler belleğimize kazınır.
Mevsime has olan sebzelere, soğuk damgasını vuracaktır. Bu sebzeler yiyecek olarak sağlıklıdır. Vitaminleri soğuğa karşı bağışıklık sistemimizi güçlendirir.
Soğuğun meyvelerin saklanmasında önemli işlevi, bozulmayı engellemektir. Çünkü bakteriler yaşama şansı bulamayacaktır.
Soğuk günlerin sebzeleri her zaman ilgimi çekmiştir. Böyle günlerde büyür ve yapraklanır. Örneğin karalahana gibi. Lahana için, kar soğuğunu görsün lezzetlenir, denir. Buradan soğuğun da işe yaradığı ortaya çıkıyor.
Kış gününün avcıları da değerlidir. Avcıların yaraladığı ve kaçırdığı av hayvanını bazen bizim bulmamız sevinç yaratırdı. Derede silah sesi duyuldu. Ördeğin uçamayıp tepenin arkasına süzüldüğünü gördük. Takip ettik ve hayvanı ölmeden yakaladık.
Avcıların yaraladığı ördeği sofraya getirmek bize nasip oldu.
Kış günü, özellikle hafta sonunda, sıcak sobanın yanında, karın lapa lapa yağışını izlemek, büyük zevkti. Kardeşimle karın düşüşüne bakar, uçma hissini yaşardık. Yapraklarını dökmeyen karayemiş, mandalina ve portakalın karla kaplanmasını seyretmeye doyum olmazdı.
Kış mevsimi, aile içerisinde, farklılık yaratırdı.
Hasan TANRIVERDİ






















