Türkiye Cumhuriyeti’nde hukukun üzerinde hiçbir aşiret, boy ya da yerel güç odası kabul edilemez. Devletin yargı yetkisi yalnızca bağımsız mahkemelere aittir. “Aşiret mahkemesi”, “barış heyeti” ya da benzeri adlarla kendini yargı yerine koyan illegal yapılar; ceza hukuku, silah mevzuatı ve dernek mevzuatı kapsamında net yaptırımlarla karşılaşmalıdır.
Hukuk devletinde kimse kan bağı, nüfuz ya da gelenek gerekçesiyle başkasının özgürlüğüne müdahale edemez. Vatandaşın evlilik, eğitim, iş, mülkiyet ve hak arama süreçlerinde son söz aşiret büyüklerine değil; anayasaya, yasaya ve bağımsız yargıya ait olmalıdır. Gelenek, kültür ve akrabalık bağları toplumsal dayanışmanın bir parçası olabilir; ancak bu bağlar hukukun üstünde bir güç alanına dönüştürüldüğünde artık saygın bir gelenek değil, kamu düzenine karşı bir tehdit hâline gelir.
Suç işlemek amacıyla örgüt kuranlar, silahlı yapılanma kuranlar, vatandaş üzerinde baskı kuranlar ve ruhsatsız silah bulunduranlar ağır cezalarla karşılaşmalıdır. Suçtan elde edilen para, taşınmaz, araç ve şirket hisseleri de dahil olmak üzere suç kaynaklı malvarlığına el konulmalıdır. Böylece hukuk dışı yapılanmalar yalnızca cezayla değil, ekonomik temellerinin kurutulmasıyla da etkisiz hâle getirilmelidir. Nüfuz ticareti yapanların, kamu görevlilerini yönlendirmeye çalışanların ve yerel baskı ağı kuranların faaliyetleri MASAK, Maliye ve adalet birimlerince ortaklaşa izlenmelidir.
Aşiret adı altında kurulan ve bölgecilik, ırkçılık, feodal baskı ya da kamu otoritesine alternatif olma iddiası taşıyan dernek, vakıf ve yapılanmalar kapatılmalıdır. Aile ya da bölge adıyla kurulan meşru yardımlaşma kuruluşları ise e-Devlet üzerinden mali şeffaflığa tabi tutulmalı; bağış, burs ve yardım akışları dijital makbuzlu ve denetlenebilir bir sisteme taşınmalıdır.
Şeffaflık olmayan hiçbir sivil yapı, kamuoyunun güvenini kazanamaz.
Cumhurbaşkanımıza ricam şudur: Aşiret adı altındaki hukuk dışı, silahlı ve feodal yapılanmalar kapatılsın; hukuk eksiksiz işletsin.
Vatandaş hiçbir nüfuz odağının baskısı altında yaşamadan, yalnızca hukuka ve devlet güvencesine dayanarak rahat bir hayat sürsün. Devlet kolluk gücüyle kamu düzenini korumalı, yargı bağımsızlığıyla adaleti teslim etmeli, suç kaynaklı malvarlığını tasfiye etmelidir.
Ayrıca kırsal bölgelerde Adalet Bakanlığı ve barolar iş birliğiyle mobil hukuki danışmanlık birimleri kurulmalı; kadınlar, gençler ve dezavantajlı vatandaşlar haklarını ararken yerel güç odaklarına değil doğrudan devletin adli mekanizmalarına yönlendirilmelidir.
Eğitim, istihdam ve yerel kalkınma destekleriyle bireylerin ekonomik bağımsızlığı güçlendirilmelidir.
Türkiye’nin geleceği; kan bağına değil, vatandaşlık bağına dayanan eşit bir hukuk düzenindedir.
Hukuk herkes için istisnasız işletilmelidir.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84
















