Dünyaya tuğla taşı aralığından baktırıyorlar, kara kutudaki gibi gök yüzünü görmeni sağlıyorlar. Hayat böyle bir şey demek zorunda kalıyorsun.
Kara kutuda, dünya ile döndüğümüzün farkındayız. Büyüklerin dediği gibi, “hey gidi yalan dünya.”
Kara kutuda olduğunu bilen çok az kişiye rastlıyorsun. Ayrıca kara kutuda olmayı meziyet olarak, savunan da var. Kibrit kutusu gibi, açılmamış, okunmamış ve tartışılmamış.
Bu durumda karşına geleni, tanıma kriterin ne olabilir? Onların senin için düşündüklerini dost mu yoksa düşman mı? bilemiyorsun.
Kara kutuda vicdanen rahat, uygulamadan memnun ve mutlu kişilerin dünyasını nasıl eleştirebilirsin. Yılların verdiği alışkanlık ve gönül dostluğu ile kim bağlantı kurabilir. Bağlantı kurmaya gayret etmek ise verimsiz bir denemedir.
Anlaşılmaz düşüncelerini aktaran insanların aynı noktada karar kılması oldukça zordur. Çünkü yaşantının, kara kutuda geçtiğini unutmayacaksın.
Hayatın çıkmazlarında yaşayan bir insanla ilgi kursanız, her sorunuza cevap verecektir. Herkesin dili iyi kötü dönmektedir. On cümlesinden ikisi seni övüyorsa, alkışlıyor ve teşekkür ediyorsun. Buradaki minnet duymanın anlamı büyüktür. Şöyle ki kendine güvenin yerinde değilse ve onda karakter üstünlüğü görüyorsan, tavrın yalakalık olacaktır.
Kara kutuda yaşantı böyle bir şey, farkında olursan.
Kara kutuda duygusal olarak, hayatın çilesine severek katlandığına tanık oluyoruz.
Kara kutunun yaşantısı, altın olsa sevmeyen bağımsız düşünen için can barınmayacak yer olarak nitelendirilir.
İnsanoğlu bir garip, toprağını bırakır, şehre gelir ve köyünün özlemini çeker. Bıraktığı toprağının ürünlerini satın alır. Hayalimi gerçekleştirdim, der. Toprağının başında durmaz. Şehrin karmaşasından kaçmak ister fakat toprağında şehri arar.
Bir insanla dostça sohbet edersin, yanından ayrıldın mı seni çekiştirir. Çünkü beyinden mahrum, var olan da bozuk. Şimşek çakmış ve bozulmuş. Günü ve ayı kaybetmiş, geçmiş yılı adı gibi hatırlar.
Bu tür insanların hatırladıkları bir durum da sermayeleri olan yalandır.
Onun için insanları anlamak zorun ötesidir. İnsanı anlamayı yerine getirmiyorsun. O halde insanlarla samimi konuşmuyorsun. Böylece kişilerden uzak duruyorsun.
Kara kutuda, meslek olarak ne yaptığını bilmeyen, çok insan var. Bunlara dikkat ederseniz gururlanır, dünyayı gördüğünü zanneder ve kimseyi de dinlemez.
Kimsesiz bir yavru kuş gibi hayat mücadelesini kazanmak, karşındakine, güvenmemekten geçer. Çok şeyi göze alıp konuşsan da ölçülü davranır, kısa kesersin. Sözlerinin nereye gittiğini bilir ayrıntıya girmezsin.
Onun düşüncesini, hatta kendi düşünceni bile açıklamaya gerek yoktur.
Arkadaş bana ne demek istedi, diye biraz sıkıntıya girersin.
Hasan TANRIVERDİ






















