KANTARIN TOPUZU
Kantarın topuzu kaçmış. Söylenen “damdaki saksağan.” Ölçüyü kaybettik de farkında değiliz. Saksağanın beline değil de kafasına kazmayı vursan ne yazar. Ölçü kaçak kayıp.
Beş duyuyla dokunsa da ölçü değişiyor. Vücut diliyle de dokunsa…
Ölçü değişirken, uyumsuz ve de sevgisiz mecralara savruluyoruz. Geriye dönüşsüz…
Geriye dönüşsüz, sevgisiz ve sevinçlerin köreldiği yarlarda kayboluyoruz.
Hedefinde durmayan at gibi, yorgunluk çekiyoruz. Konuşmakla ve koşmakla bir şey elde edemiyoruz. İyi görmek için ışığın fazlası gerekmez.
Kantarın topuzunu kaçırmışsan, ölçünün birim değerinden bahsetmen, abesle iştigaldir. Kimsenin yaşantısına yaramaz çünkü ters bir anlayıştır. Böylece ister istemez toplumdan da soyutlanırsın.
Gerçek duygular körelir. Çünkü, ölçü belirsizleşir. Belirsizliği ölçü kabul etmenin eşiğine geliriz.
Yaşam tarzı bozulur. Düzelme ümidinin kaybı da zor günlerin geleceğini gösterir. Buna rağmen kişiler bilgisiyle, kendine has ölçüsü sayesinde, yönünü tayin edecektir. Bu durumda değerler sembolleşecektir.
Toplum, sıkıntılı günlerini atlatmasını bilir. Milli varlığımızı, güvencede tutan, varlığımızı ortaya koyar. Bu çerçevede kantar topuz anlayışına bir ölçü getiririz. Böylece birlik ve dirliğimizi zinde kalır, aydınlık yarınlara sahip oluruz.
Her an sağlam duruşumuzu dünyaya karşı göstereceğiz. Ezilen halkların yanında olacağız. Gazze ve Kudüs problemi olmayacaktır.
Sosyal yaşantımızı sağlam zeminde devam ettireceğiz. Bir sarsıntıya neden olacak ayrık otlara izin vermeyeceğiz. Her şeye rağmen, doruk noktamızda kalmayı başaracağız.
İleri yönlü hareketimiz sürecektir. İstikbalde önemli gelişmeler bizi beklemektedir. Kimse yaban hayatını bize yaşatamayacaktır.
Başımız dik ve yüzümüz her zaman gülecektir.
Yeniliklerle haşır neşir olmuşuz. Dengemiz sarsılmamıştır.
Yeni kültür çalışmaları, önemli ilerlemeler kazandırmıştır.
Hasan TANRIVERDİ















