İnsan, kendi ruhunun ne zaman yorulduğunu çoğu zaman fark etmez… Neden mi? Çünkü yorgunluk, bir anda çökmez içine; zamanın akışında gönlünde damla damla birikir.
Aslında bu yorgunluk, en çok da kendinden vazgeçtiğin anda bir çıban başı gibi kendini gösterir. Bir başkasından vazgeçmek acıtır ama kendinden vazgeçmek insanı sessizce tüketir.
İlk başta bu durum, hoşgörünün ifadesi olan bir sessizliktir.
Susarsın, anlayışlı görünürsün, olgun sayılırsın. Kırılmamayı değil kırmamayı seçersin; haklı çıkmayı değil huzuru korumayı…
Sonra o sessizlik, yerini alışkanlığa bırakır. Kendini anlatmak yorucu gelmeye başlar; içinden geçenler dudaklarına varmadan geri döner. Bir bakarsın ki susmak artık bir tercih değil, karakterin sanılmaya başlanmıştır.
En sonunda bu sessizlik başkalarının konforu olur ve senin sınırlarının yerine geçerler.
Sırf onlar rahat etsin diye daralırsın, onlar üzülmesin diye susarsın, onlar kaybetmesin diye kendinden verirsin: Zamanını, alanını, hatta bazen hayallerini bile…
Ve fark etmeden şunu öğretirsin hayata:
“Ben biraz daha idare ederim.”
İşte kırılma tam orada başlar. Çünkü bir şey seni incitiyorsa ve sen hâlâ “İdare ederim,” diyorsan, hayat seni test etmiyordur artık; sana o hayatın akıbetini göstermeye başlamıştır. Bunu nasıl mı gösterir?
Aranızı açıp kırgınlıkları büyüterek, sınır ihlallerini derinleştirerek, aynı suskunlukları kader gibi önüne koyarak gösterir. Ta ki sen şunu anlayana kadar:
Hoşgörü, kendini yok saymak değildir.
Sabır, ruhunu yıpratmak değildir.
Sevgi, kendinden vazgeçmek hiç değildir.
Ve insan en sonunda, en yorulduğu yerden uyanmalıdır. Çünkü bazı uyanışlar dinlenince değil, tükenince başlar. İşte o an görürüz asıl gerçeği, iş işten geçer ve “Kaderimiz böyleymiş,” deriz.
Hayır efendim!
Kesinlikle bunun adı “kader” değildir.
Kader, başına gelen değil; kalmasına izin verdiğindir. Ve insanın kaderi, en çok savaştığı yerden değil, en çok biriktirip sabır gösterdiği yerden yazılır.
Benim için de geçerli olacak; mini bir uyarımı kabul buyurun lütfen;
”Kendi sınırlarını başkalarının konforuyla çizenler, bir gün kendi evlerinde misafir kalırlar.”
Kalın sağlıcakla…
Emine Pişiren
@herkes























