İnsan ilim ve kudret hamuruyla yoğrulmuştur. İlimsiz kudret eksik olduğu gibi kudretsiz ilim de eksiktir. İlim ve kudreti terazinin iki kefesi gibi düşünürsek İradeyi de tam ortadaki destek noktası gibi
düşünebiliriz. Bu terazi dengeli olmak zorundadır. Dengesiz bir terazi o kişide çok sorun yaratır.
İnsandaki Kudret ondaki emir gücünü, İlim ise insandaki anlayış gücünü temsil eder. İlimsiz yani anlayışsız güç kişiyi zalim yapar. İlimle bezenmiş bir makam ise kişiyi Alim yapar. O yüzden bazı makamlara gelen ilimsiz kişiler işlerini korkutarak yürütür. Korku ile kendisindeki kusurları suçları örterler.
Deccal da sağ gözün yani İlim gözünün kör oluşu onu tanımak açısından bir emare olarak belirtilmiştir. İlimsiz bir kudret ile dolmuş taşmış ve sapıtmıştır. Benlik zirvesi olmuştur. O yüzden deccalin adamları da cahil kibirli ve küstah olacaktır.
Hz. Âişe validemizden şöyle nakledilmiştir: “Temizlik yaparken, taranırken, ayakkabısını giyerken, hasılı bütün işlerinde mümkün olduğu kadar sağdan başlamak, Hz. Peygamber’in hoşuna giderdi.”
Abdest alırken sağ el ile ağıza ve buruna su alınması bir manadır. Namazda ayakta dururken sağ elin sol el üstünde tutulması bir manadır. Sağ taraf kişide hayırdan yana olan taraftır. Sağ taraf ile başlanılan ve yapılan işler bilinçli iyi işlerdir. Pozitif kazanımlardır. Güneş sağ tarafı, ay sol tarafı temsil eder. Güneş aklı ilmi, ay duyguları temsil eder. Duygular ise tıpkı ay’ın deniz sularını kabartıp med-cezir yapması gibi duygular da kişide kabarırsa o kişiyi hatalara sürükler.
İlimsiz ve irfansız sulugözlülükte kişiyi yanıltabilir. Timsah gözyaşlarını Mümin gözyaşlarıyla karıştırmamak gerekir. Alimler kuru bilgi hamalı değillerdir bildiklerini yaşayan insanlardır. Bilmiyorum diyebilen insanlardır ve asla cahiller gibi biliyormuş edasıyla kibirlerini tahminlere saklamazlar.

















