Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Hüseyin Erkan Fenomeni


28 Ekim 2020 00:00

Yorum Yapılmamış

Değerli dostum Hüseyin Erkan’ı tarif et deseler, şu üç cümle ile özetlerdim:

“Olağanüstü bir hafıza, süper zekâ ve ciltler dolusu ansiklopedik bilgi…”

Ayrıca usta bir şair… Ama “Çok mütevazı olma, inanırlar!” özdeyişine aldırmadığı için, o güzelliklerle dolu, lirizm ve zekâ ürünü şiirlerini antolojilerde göremiyoruz.

Nâzım Hikmet ve Sabahattin Ali ile bozmuştur aklını! İkisi için de ne çok yazı kaleme aldı bir bilseniz! Sevgi değil, aşk O’nunki, aşk!..

“Kara sevda” desek, daha mı doğru olur; bilmem.

Anımsadığıma göre kendisi ile gıyabi tanışmamız, keza ikinci bir “fenomen” olarak değerlendirdiğim dostum İbrahim Ekmekçi aracılığı ile olmuştur.  O tarih, bir sene ara ile kızım ve eşimi kaybetme acısının zirve yaptığı zamana rastlar. Acılarla dolu mektubumla edebî metinleri içeren birkaç sayfa deneme yazımı da göndermiştim kendisine.

Çok beğendiğini ve hemen kaleme sarılmamı istedi. Ben de inandım! “Kürsüden Notlar” adlı meslek anılarım ile dört de roman yazdım o hızla. O gün bu gündür bana “Sevgili Yazarım!” diye hitap eder. Ben de bu abartılı kanısına inanıp yazmaya devam ettim. Bir miktar doğruluk payı olsa gerek ki, romanlarımı okuyup ağlayanlar bile var. Konuyu değiştiriyorum şimdi:

İkimiz de “komünistiz!” O, her ne kadar, “Biz komünist değil, sosyalist sayılırız.”  der ama kulak asmayın siz. Öyle olmasa, 1966’da Ankara/Hasanoğlan Öğretmen Okulu’nda öğretmenken,  o günün hükümeti ne diye Kars’ın Sovyetler Birliği sınırındaki Arpaçay ilçesine sürsün ki O’nu?

Elbette böyle bir nedeni vardı; o anlamlı sürgünün! Zaten o günlerden beri,  tanıdığım tüm Aksekililer“Komünist Öğretmen” derlerdi O’na. Merak eder dururdum hep, nasıl bir insan diye. Çok iyi bilirdim ki, halkımız rastgele herkese vermez; böyle yüce bir sıfatı!

Aynı yolun yolcusuyuz ama bu konuda tam anlaştığımızı söyleyemem. O, köşeli ve tavizsiz, ben ise biraz Makyavelist’im. Beni eleştiriyor ama kendimi haklı görüyorum: “İdeolojiyi yaymak için, güvercin sürüsünü ürkütmemek lazım” diyorum.

Hüseyin beyin önemli bir ayıbı daha var: İsteğim üzerine bana cep telefonundan gönderdiği fotoğraflara baktım da, Silivri’nin Kavaklı köyündeki yazlık evi tam bir mâlikâne!..

Gerçi O, bu yargıma, “Yanılıyorsunuz; aksine hiçbir lüksü olmayan ahşap ağırlıklı basit ve küçücük bir köy evi… Gödene köyünde doğup büyüdüğüm evin bir benzeri” diyor ama gözüme mi inanayım ben, dostumun sözüne mi?

Altı dönüm bir çiftliğin ortasına kurulmuş, önünde palmiye ağaçları ve yüzme havuzu bulunan, yeşillikler içinde bir köşk!..  Yoldaşlarına bu durumu nasıl açıklayabilecek, çok merak ediyorum!

Sahip olduğu bu güzelliklerde, giyim konusunda 105 eseri yayımlanmış rekortmen gelinimiz Güler Erkan hanımın başrollerde olduğunu iyi biliyorum. Boşuna dememişler, “Her başarılı erkeğin arkasında, başarılı bir kadın vardır.” diye.

Hüseyin Erkan’ı anlatmak için boşuna yoruluyorum ben. En iyisi, kendisini kendi anlatsın bize.

O’nun 1967 Arpaçay ürünü olan şu şiirini okumadan, Hüseyin Erkan’ı her yönü ile kılcal damarlarına kadar keşfetmiş sayılmazsınız:

SİZİ BİLMEM

sizi bilmem

sabahları severim ben

apaydınlık sabahları

vurup tekmeyi geceye

ölümcül uykuya

var olduğumu

soluk aldığımı

yaşadığımı

bilmenin zevkine doyamam.

sizi bilmem

sarışın kızları severim ben

ya da kumral

zeytin gözlü

tay bakışlı

sözcük sözcük dökülen Türkçe’min

pınar pınar çağladığı

türkülerimin güldüğü

türkülerimin ağladığı

dudaklarından severim öpmeyi.

sizi bilmem

yiğitlik öykülerine bayılırım ben

en amansız zâlimlere

yönetimlere

başkaldırışlara

bilimin

özgürlüğün

bağımsızlığın

yalın kılıncını kuşanıp

demir yumruğunu balyozca vuranlara

hayranım ben.

sizi bilmem

gözleri şimşek şimşek çakıp

karanlığı delenleri

uykumu bölenleri

severim ben

altını değil

altın yürekleri

kan için

duman için

yaldızlı giysilere bürünmüş savaşları değil

alın teriyle büyümüş

başakları severim ben.

sizi bilmem

Menteşbey köyünden Akseki’nin

özgür bir ozanım ben

topraktan gelir köküm
toprağa dönük meyvem

bakıp kimsesizliğime

ince boynuma

saz benzime

gücüme gülenlere şaşarım ben

beş bin yılın tomurcuklarıdır

açan dudaklarımda

renk renk

koku koku

ışık ışık

dağları

denizleri

sınırları aşarım ben

bir gün gelir

gelir bir gün

gönüllerde yaşarım ben!

H. E.

Şimdi siz söyleyin, Tanrı aşkına:
Hüseyin Erkan için verdiğim hükümde haklı değil miyim ben?                                        

Ali Rıza Cemeroğlu
Em. Cumhuriyet Başsavcısı
caliriza267@gmail.com

(0532) 425 41 27  

Okunma Sayısı: 394
Kategori: Hüseyin ERKAN

Yazarın Diğer Yazıları

Düşünen Bir Beyin Var Karşınızda Halkı Aptal Yerine Koyup da Uyutmuşlar;

Halkı aptal yerine koyup da uyutmuşlar; Allah kelâmı diye hikâye okutmuşlar. Sabri Galip NAKİPLER “Tabu”...

Türkiye’nin Kurtuluşu

“Cehalet, ayrıcalıklı bir sınıfın elinde ustaca kullandığı bir silahtır. Cehalet, asla sorgulamaz; daima yargılar. Cehalet,...

Höşmerimden Daha Tatlı

Okumaktan murat ne Kişi hakkı bilmektir. Çün okudun bilmezsin Ha bir de kuru emektir.(1) Yunus...

Gök Gidip Ak Gelen Eşim

Mersin’in Gülnar ilçesinin Eskiyörük köyünden bir Yörük çocuğu olan, deve ve keçi çobanı Süleyman Bozdemir’in nasıl profesör olduğunu anlattık; önceki yazılarımızda. Pekiyi,...

Çobanlıktan Profesörlüğe

Akdeniz’den kalkar sümbül baharı, Kervan Kervan gider göçümüz bizim. Gülnar taş ülkesi, kayrak diyarı, Toprak...