Sabahın erken saatlerinde denizin kıyısında durup ufka baktığınızda, insanın aklına önce memleket gelir.
Masmavi bir deniz…
Gökyüzüyle yarışan bir ufuk…
İçinizi serinleten bir rüzgâr…
Ve bütün karmaşasına rağmen hâlâ dimdik ayakta duran bir ülke…
Bazen gündemin gürültüsü arasında unutuyoruz. Tartışmaların, ekonomik kaygıların, siyasi çekişmelerin, günlük hayatın yorucu telaşının arasında gözümüzün önündeki güzellikleri göremez hâle geliyoruz. Oysa başımızı kaldırıp çevremize baktığımızda karşımızda duran manzara, bize çok daha büyük bir gerçeği hatırlatıyor:
Bu topraklar gerçekten güzel.
Deniz çok güzel.
Karadeniz’in hırçın dalgalarından Akdeniz’in sıcak maviliğine, Ege’nin dingin koylarından Marmara’nın kıyılarına kadar uzanan eşsiz bir coğrafyada yaşıyoruz. Her biri ayrı bir şiir, ayrı bir hikâye…
Dalgaların kıyıya vuruşunda sadece suyun sesi yoktur. Bir milletin hafızası vardır. Yüzyılların yolculuğu vardır. Limanlardan uğurlanan gemiler, kavuşmalar, ayrılıklar, umutlar vardır.
Deniz, bu ülkenin sessiz tarihidir.
Hava mis gibi…
Şehirlerin beton duvarları arasında sıkışıp kaldığımız günlerde çoğu zaman fark etmiyoruz ama Anadolu’nun herhangi bir köşesinde sabah vakti alınan bir nefes, insana yeniden yaşadığını hatırlatır.
Toroslar’dan esen rüzgârın serinliği…
Bozkırın kendine özgü kokusu…
Yağmur sonrası toprağın insanın içine işleyen bereket kokusu…
Bunlar sadece doğa olayları değildir. Bunlar bir milletin ruhuna işlenmiş duygulardır.
Çünkü bu coğrafyada yaşayan insanlar doğayla kavga ederek değil, onunla birlikte yaşayarak var olmuşlardır.
Doğa harika…
Belki de ülkemizin en büyük serveti ne yer altındaki madenlerdir ne de ekonomik rakamlardır.
Asıl servetimiz; dağlarımız, ovalarımız, nehirlerimiz, ormanlarımız ve dört mevsimi aynı zenginlikte yaşayabilen eşsiz coğrafyamızdır.
Bir tarafta zirveleri karla örtülü dağlar yükselirken diğer tarafta portakal çiçekleri açar.
Bir bölgede sonbahar yaşanırken başka bir bölgede baharın müjdesi duyulur.
Dünyanın pek çok ülkesinde insanlar bir ömür boyunca göremeyecekleri güzellikleri biz bazen birkaç saatlik yolculuklarla görebiliyoruz.
Fakat insan, sahip olduğu nimetin büyüklüğünü çoğu zaman onu kaybetme ihtimaliyle karşılaşınca anlıyor.
Bu yüzden doğanın kıymetini bilmek sadece çevrecilik meselesi değildir.
Bu aynı zamanda medeniyet meselesidir.
Kültür meselesidir.
Gelecek meselesidir.
Ve bütün bunların ötesinde yaşama saygı meselesidir.
Bugünlerde insanların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de galiba yeniden umut edebilmek…
Çünkü ekranlarda sürekli sorunları izliyoruz.
Manşetlerde çoğu zaman sıkıntıları okuyoruz.
Sosyal medyada öfke daha hızlı yayılıyor.
İyi haberler sessiz kalırken kötü haberler daha çok yankılanıyor.
Fakat hayat yalnızca manşetlerden ibaret değildir.
Hayat; sabah erkenden dükkânını açan esnafın selamında vardır.
Tarlasında çalışan çiftçinin alın terinde vardır.
Çocukların sokakta oynarken attığı kahkahalarda vardır.
Yaşlı bir çiftin el ele yürüyüşünde vardır.
Bir ağacın gölgesinde, bir çayın buharında, bir dost sohbetinde vardır.
Hayat bütün sadeliğiyle devam etmektedir.
Belki de bu yüzden yaşamak güzeldir.
Çünkü hayat kusursuz olduğu için değil, bütün eksiklerine rağmen umut üretebildiği için güzeldir.
Bu ülke de böyledir.
Zaman zaman yorulur.
Zaman zaman sıkıntılar yaşar.
Zaman zaman fırtınalardan geçer.
Ama her seferinde yeniden ayağa kalkmayı başarır.
Çünkü bu toprakların mayasında dayanışma vardır.
Sabır vardır.
Çalışkanlık vardır.
İnanç vardır.
Ve en önemlisi yarına dair tükenmeyen bir umut vardır.
Bugün deniz çok güzel.
Bugün hava mis gibi.
Bugün doğa bütün ihtişamıyla karşımızda duruyor.
Belki yarın yine sorunlarımız olacak.
Belki yine tartışacağız.
Belki yine eksiklerimiz olacak.
Ama bütün bunların ötesinde değişmeyen bir gerçek var:
Bu memleket bütün güzellikleriyle yaşamaya değer bir memlekettir.
Ve hayat, bütün zorluklarına rağmen insana her sabah yeniden başlamayı öğreten en büyük mucizedir.
Bu yüzden bazen durup ufka bakmak gerekir.
Denizin maviliğine…
Gökyüzünün sonsuzluğuna…
Toprağın bereketine…
Ve hâlâ atan kalbimize…
Sonra da içimizden şu cümleyi geçirmek gerekir:
Her şeye rağmen…
Evet, her şeye rağmen…
Yaşamak güzel.
Mehmet GÖKSELLİ
Yardımcı Editör-Yazar-Denetmen













