Korku Temalı Roman Başlığı ve Özeti
Başlık: “Gece Yarısı Gelen Ses”
Özet: Eski bir köy evinde tek başına yaşayan genç kadın, geceleri duymaya başladığı fısıltılar ve ayak sesleriyle dehşete kapılır. Korkunun sınırlarını zorlayan bu evde, geçmişin karanlık sırları yavaş yavaş ortaya çıkar.
Esma bir süre kıpırdamadan öylece durdu. Gözleri, duvardaki soluk harflerde donup kalmıştı. Yazı sanki içeriden bir el tarafından duvarın içine kazınmış gibiydi; duvar kâğıtları kabarmış, harfler etrafında kurumuş kan rengi lekeler oluşmuştu.
“Onu neden kilitledin?”
Sanki ev, yıllardır bastırılmış bir soruyu sonunda kusmuştu.
Esma’nın boğazı kurudu. Başparmağını boğazına bastırarak yutkundu. Soğuk ter, şakaklarından yanaklarına doğru ağır ağır süzülüyordu. Burnuna gelen keskin küf kokusu ve eski ahşapla karışmış nemli toprak kokusu artık dayanılmaz bir ağırlık yaratıyordu havada. Hissedemediği bir varlık, omzunun hemen arkasında nefes alıyor gibiydi. Arada bir “çok hafif” iç çekiyordu. Sanki bir çocuğun nefesi, gibi.
Odada ani bir hareket oldu!
Esma bir anda başını çevirdi. Duvarın köşesinde, dolabın hemen yanında karanlıktan şekillenen bir gölge kıpırdadı. Net değildi; bir siluet, yere çömelmiş gibi. Bir süre kalbini tuttu ve gözlerini karanlığa merakla saldı.
Ah, o da ne!?
Gördüğü gözler, misket gibiydi… O gözler karanlığın içinde parlıyordu. Çocuk gözleri gibi büyüktü, ışıksız ama derin bir bakışla kendisine saplanmıştı.
Esma geriye doğru sendeledi. El yordamıyla kapıya yönelirken, tahta döşemeler altında bir uğultu yükseldi. Sanki evin içinden gelen bir inilti… Derinlerden, yerin altından, toprağın hafızasından.
Tam kapıdan çıkacağı sırada, sırtından aşağı buz gibi bir nefes esti.
Ses odanın dört bir yanından yankılandı. Esma çığlığı bastı ve hızla merdivenlerden aşağı indi. Her adımda tahtalar çatladı, ama bu çatırtılar sadece onun ayak sesleri değildi, arkasından da biri iniyordu. Yavaş, kararlı, sürünerek…
Salona vardığında, elleri titreyerek ışık düğmesine uzandı. Fakat ampul sadece kısa bir anlığına yanıp sönerek patladı. Karanlık, tüm evi bir zift gibi yuttu.
Sonra… Sonu gelmeyen bir boşluk ve sessizlik.
Esma derin derin nefes aldı. Karanlıkta gözlerini kısmaya çalıştı. Ellerini koltuğun kenarına atıp oturdu. Derin bir panik içindeydi ama aynı zamanda… İçeriden bir şey uyanıyordu. Bu korku, sadece dışsal değildi. Sanki yıllar önce gömdüğü bir suçun, susturduğu bir geçmişin yankısıydı bu evde olanlar.
Gözleri yavaşça salonun karşı duvarına ilişti.
Ve orada… Bir fotoğraf. Yıllardır orada durduğunu sanıyordu ama şimdi fark etti: Fotoğraftaki kadının gözleri yoktu. Çerçeve buğulanmış gibiydi, arka planda silikleşen bir figür görünüyordu. Büyükannesi miydi? Yoksa… başka biri mi?
O an fark etti!
Kapı aralığından biri ona bakıyordu!
Çocuk boyunda. Solgun. Gölgeyle karışmış, ama gerçekti.
Esma o dakika çığlık atacak oldu ama ses çıkmadı. Boğazına görünmez bir el yapışmış gibiydi. Tükürüğü boğazına yapışmıştı. Soluğunu tuttuğu anda aynı çocuk sesi tekrar duyuldu.
“Beni unuttun, ama ben seni hatırlıyorum.”
Bir sonraki bölüm ipucu:
“Esma geçmişte sakladığı büyük sırrın parçalarını hatırlamaya başlayacak. Evdeki varlıklar onun zihniyle oynamaya, zaman algısını bozarak onu geçmişe çekmeye başlayacak.
Bu bölümde Esma’nın zihinsel çözülmesi başlıyor; geçmiş ve şimdi arasındaki sınırlar bulanıklaşıyor.”