Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

GAP’ın Sosyal Boyutu


19 Eylül 2008 00:03

Yorum Yapılmamış

Nevval SEVİNDİ

www.nevvalsevindi.com

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), sürdürülebilir insani kalkınma ilkeleri doğrultusunda ele alınmakta ve uygulanmaktadır. Projenin temel hedefi yöre insanının gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Bu sürecin proje sonrasında da sürdürülebilir kılınması için insan kaynaklarının geliştirilmesi, kalkınmada eşitlik ve adilliğin sağlanması, katılımcı demokratik bir kültür ve toplumun geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.

YENİ BİR ANLAYIŞ

İNSAN kendi adına karar vererek sorumlu bir yurttaş haline gelir, kendi adına verilmiş kararları uygulayarak değil.
Bu açıdan T.C. dünyada yeni yaygınlaşan “katılımcı” kalkınma modelini uygulamaya karar verdi. İlk uygulaması GAP Master revize plan çalışması gibi ciddi ve uzun projeksiyonlu bir projede olması tesadüf değil. Bugüne kadar kendi hayallerini uygulama peşinde olan devlet yerine bölgede yaşayan insanların hayallerini uygulamayı vaad eden bir devlet “devrim” niteliğinde.

Bu yeni dünya düzeninde sorgulanan devlet kavramıyla yakından ilişkili. Patron devlet yerine lider devlet modeli gelmekte. Tıpkı işletmelerde, kurumlarda olduğu gibi sadece “ast-üst” ilişkisi ile açıklanan patronaj artık “liderlik” konsepti ile yeni bir modele oturmaktadır. Liderlik yöneticilikten önemlidir.

Yeni dünya düzeninde köklü değişimler kaçınılmaz. Bu yeni bir çağ. Dönüşüm çağı. Değişim korkutucudur. Ama değişmemek felakettir. Burada omurgamız kültürel olanla belirleniyor.

GAP omurgasının de kültürel olduğu inancındayım.

MÜHENDİSLİK PROJESİNDEN KÜLTÜRE

Altı ili kapsayan (Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Siirt, Şanlıurfa) ilk GAP Master plan çalışması ilk kez Devlet Su İşleri tarafından planlanmıştı. Çünkü proje öncelikle, sulama ve hidroelektrik üretimine dönük 13 büyük projeden ibaretti. Gap projesi Dicle ve Fırat nehirleri ile kolları üstünde 21 baraj ve 17 hidroelektrik santralının inşaa edilmesini öngören bir mühendislik projesiydi.

Türkiye’nin başarısız deneyi “Çukurova Bölge Kalkınma Projesi” ‘ nden sonra GAP bizde ve dünyada en iddialı bölge kalkınma projesi olarak gözlerini açtı hayata.

Türk Devleti ülkenin sosyo-ekonomik gelişmesinde bölgelerarası eşitsizliklerin giderilmesini amaçlamış olsa da proje bir mühendislik ve tarım projesi olarak kaldı. Bu nedenle 1989’dan bakarak öngörülen hedeflerin pek çoğu tutmadı.
Bugün siyasi irade projenin 2010 yılında bitirilmesine karar verdi. Revize plan çalışmasının başlangıç noktası burada.
Türkiye yüzölçümünün %10’ nu kapsayan , Güney Doğu Anadolu Bölgesindeki dokuz ilde (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şırnak ve Şanlıurfa) da uygulanmaktadır bugün. Su ve toprak kaynaklarının geliştirilmessi olarak planlanan GAP , 1989 yılında çok sektörlü, entegre bir bölge kalkınma planına dönüştürülmüştür.
Daha önceki Master Plan’ da yer almayan , sürdürülebilirlik

Kavramı girmiştir. Bu kavramla birlikte, GAPBölgesi’ nde insani kalkınmanın, sürdürülebilir kalkınmanın özünü oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Yani, yöre halkının yaşam kalitesini sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel açılardan arttırmayı hedeflemek. Bu yalnız kamu kurumlarının değil, özel sektör ve yerel kapasitenin katılımıyla planlanması ve uygulanmasını hedeflemeyi istedi. Bu yaklaşı, yerel halkın gerçek sorunlarına, ihtiyaçlarına, tutum ve davranışlarına , önceliklerine duyarlı yeni bir planlama uygulamasını gerekli kılmıştır.

Merkezi planlama’dan katılımcı planlama ‘ ya geçilmesi ihtiyacı doğdu.

Katılımcı planlama yaklaşımı da, kamu, özel sektör, yerel yönetimler, hükümet dışı kuruluşlar, üniversiteler ve yerel halkın, uzmanlardan oluşan teknik ekibin yürüteceği plan çalışmalarına; sorun, ihtiyaç ve önceliklerin belirlenmesi, planlama, projelendirme ve özellikle uygulama aşamalarında katılmasını öngörmekte. Böylece ilgili tüm kesimler karar elme süreçlerinde yer alabileceklerdir.

Tüm bunların ışığında hazırlanacak belgeye revize plan demek zor, GAP Bölge Kalkınma Planı daha doğru bir adlandırma olur.

SON ON YILDA DEĞİŞENLER

Son on yılda bölgede yaşanan köklü sosyo- ekonomik değişikler ve demografik değişimler , siyasi yaşanmışlıklar önemlidir.
Bu nedenle, yeni GAP Bölge Kalkınma Planı, standart kalkınma araçlarının tümünü, yoksulluğun ortadan kaldırılmasına dönük kalkınma programlarının hazırlanıp uygulanmasını, sürdürülebilir insani kalkınmanın finansmanı dahil özel sektörün rolünün belirlenmesi, yeni iş alanları yaratılması, kadınların ve diğer dezavantajlı grupların sosyal ve ekonomik açıdan güçlendirilmesi ve çevrenin korunmasına ilişkin projeler ile, Gümrük Birliği düzenlemelerinin etkisini içermesi amaçlanmaktadır.

Bu çalışmanın hazırlıkları için GAP İdaersi Başkanlığı, kalkınmada rol alması öngörülen tüm grupların görüşlerine sunulması ve katkılarının alınması amacıyla 14 Nisan’da Diyarbakır’ da, 16 Nisan’ da Gaziantep’ te, 26 Nisan ‘da Şanlıurfa’da , 16 Mayıs Şırnak’ ta, 17 Mayıs Mardin ‘de bilgilendirme ve görüş alma toplantıları düzenledi
Burada gözlenen yöre halkının katılımcı kalkınma lafına

Temkinli yaklaşması. Bölgede yok olan güven duygusu bu toplantılarda belirgin olarak damgasını vurdu diyebiliriz. İnsanlar resmi kurum ve kimliklerle aynı mekanda rahat bir konuşma yapamadıkları için ikili sohbetlerde açık ve net konuşabildikleri gözlendi uzmanlarca. Sürekli bilgi akışı sağlanırsa bölge insanının güvenini kazanmak mümkün . Halk kadar kamu kurumlarının da katılımcı, demokrat ve rahat olmadığı konuşmakta zorlandığı ortadaydı. Tüm kurumlar kendi pozisyonları açısından değerlendirme yapmakta ısrarcı ve kendi kurumunun en bi tane olduğunu vurgulamakla görevliydi sanki!

Katılımcılığın önündeki en önemli engel insanların kaynaklara erişim olanaklarının kısıtlı olması. Bölgede toplum homogen değil. Hatta her kent ayrı bir kültür ve sosyal yapıya sahip, bu nedenle her konuda farklılıklar içermekte. Ayrı düşünülmesi gerekmekte. Ülkemizde var olan “bir torbaya koyma “ hastalığı burada hiç işe yarayacak bir şey değil. Çünkü kendi özgün kültürünü yitiren yerde bağnazlık artar.

GÜNEYDOĞU’DA AÇAN ÇİÇEKLER

GAP İdaresi Başkanlığı’nın başarılı uygulamaları olan ÇATOM ve GİDEM’ler bölgenin nefes alma noktaları gibi. ÇATOM (Çok Amaçlı Toplumsal Merkez) bugün kadın merkezleri haline dönüştü. GİDEM(Girişimci Destekleme Merkezleri) genç, dinamik genç kesime yol göstermekte. Elinde para ,pul ve araç yok ama akıl ve danışma görevini çok iyi yerine getiriyor.
Yaşam kalitesinin yükseltilmesini hedefleyen katılımcı kalkınma modeli kültürel ve sosyal yapıyı öne çıkarmakta bence.
Bu nedenle kadın odaklı kalkınma dan söz etmemek imkansız.

Kadın olmadan kalkınma olamayacağı aşikar. Kadınlar Türkiye’ de modernleşmenin bekçisi olarak kalkınmanın da kaldıracı. GAP İdaresi Başkanlığı bu mercekle bakmayı benimsemiş ender devlet kurumlarından biri. Hatta bu nedenle bölgede ve ülkede diğer kamu kuruluşundaki yöneticilerin bu konuda eğitilmelerine inanıyorum. Bu konuda duyarsız ve bilgisiz olmaları bir çok konunun tıkanmasına neden olmaktadır.

Bölgede kadının statüsü çok düşük. Eğitimden hiç nasibini alamayan kadın ekonomik olarak da ücretsiz işçidir. En doğal insan hakkı olan yaşam hakkı bile kadınların elinden töre adına alınmaktadır.

KADINLAR OLMADAN ASLA

Kadınlar için bugün feodal bir çok gelenek yaşıyor. Bir milletvekilinin oğlu kızı bile berdellle evlendiriliyor! Başlık parası, namus cinayeti denen töre cinayetleri… Tek başına kadın hiç bir şey yapamaz toplum baskısından. Kadınların %60’ ı okuma yazma bilemekte, çoğu Türkçe konuşamadığı için hizmetlerden yararlanamamakta. Toplumsal hayata karışamayan , sürekli ev içinde tutulan kadın sadece çocuk doğurma makinası olarak görülmekte. Bugün yavaş yavaş talep belirten kadının durumu değişme eğilimi gösteriyor. Örneğin Şanlıurfa’ nın gecekondu bölgesi Yakubiye’ de bulunan

ÇATOM ‘ da okuma yazma öğrenen kızlar şimdi ingilizce ve bilgisayar kursu istiyor!

Dünyayı öğrenmek ve ilişki kurmak isteyen kadınlar var oldukları noktadan bir kuantum sıçraması yapma hevesinde. Bu çok anlamlı elbette. Aynı şekilde ÇATOM’ a devam eden kızların davranış biçimleriyle annenin arasında farklar doğmakta. Örneğin kız suyunu kaynatarak içerken ayni evin içinde anne bebeğine kaynamamış su vererek kanlı ishal olmasına neden olmakta. Bu davranış farklılaşması “kızların dilinin uzadığı” rivayetini de yaymakta! Bir kızımızın dediği gibi “benim aklım ÇATOM’da gelişti” yorumlamak daha anlamlıdır sanırım.

Bu yeni plan çok önemli iki yeni kavram getiriyor böylece:

1.İnsan kaynaklarını geliştirme
2.kalkınmada eşitlik-hakkaniyet

İnsan kaynaklarını geliştirme ilkesi, insan kapasitesini arttırma ve yaşam kalitesini yükseltme amacına yönelik. Eşitlik ve adillik ilkesi ise, yoksul toplum kesimlerinin yoksulluğunu sona erdirme ve toplumsal cinsiyet dengeli bir kalkınmanın sağlanmasıdır.

Bu çerçevede, bölge içindeki eşitsizliklerin giderilmesi, sosyal ve ekonomik alanda dezavantajlı toplumsal grupların (kadınlar, topraksız köylüler, küçük toprak sahipleri, kuru alanlarda tarımla uğraşanlar, kent yoksulları v.b.) kalkınma sürecine entegre edilmelerini hedeflemektedir.

Bugünkü planlama ve uygulama, çevre koruma lanındaki yeni standart ve ölçütlere ( Yerel Gündem21 gibi) ayak uyduracak, gerekli standart ve parametreleri taşıyacaktır. Daha önceki planla pilot proje olarak değerlendirilen çevre sorunları bu yeni planda her konunun eksilmez bir perspektifi olarak yer alacak.

Bölgesel sinerji, yeni GAP Master Plan’ın özelliklerinden biri olacak. Söz konusu sinerjinin dayandığı temeller, mekansal olarak belirlenmiş sosyo- ekonomik alanlar ve bilgi- deney alış verişinde bulunan özel sektör ve STK’ larla ortak çalışma yürütmektir. Bölgesel kalkınma ancak yararlanıcı grupların kendi kaynaklarını yönetmeyi öğrendikleri, bir yandan devletle diğer yandan piyasa ile daha verimli bir ilişkiye geçmelerini sağlayacak kurumları ve kurumsal bağlantıları yarattıkları zaman sürdürülebilir bir süreç haline gelebilir. Bugün halk kendi hiç bir riske girmeden kendilerine yapılacak yardımalrı beklemekte. Bu davranış biçiminin değişmesi gerektiği, serbest piyasa kurallarının çalıştırılması gerktii ortadadır.
Çok sektörlü ve çok disiplinli entegre bir planlama yaklaşımı kullanarak hazırlanan çeşitli projelerle yaratılacak temel yaklaşım dört ilkeye dayanıyor: Çok sektörlü bölgesel planlama, desantralizasyon, entegrasyon ve izleme değerlendirme.

AVRUPA DUY SESİMİZİ

Avrupa Birliği’ ne herkes kadar girmek isteyen bölge halkı Avrupa’ya entegre olmanın yolunun demokrat olmaktan geçtiğini biliyor. Merkez’ in demokratlığı kadar bölge erkeğinin demokratlığı da önemli. Bölgede kadınların kalkınması temel bir sorun. Kadınların vatandaş olarak yasalardan yararlanma hakkı erkek kadar olması Avrupa’nın en güney ucunun Güney Doğu olmasını sağlayacaktır.

Ünlü marka Benetton bölgede gezerken bir kahvehanede konuşurken birden herkesin alkış kıyamet koparmasının sebebini sorar. Gümrük Birliğine kabulü haberlerden öğrenen poşulu bölge halkının gösterdiği bu istek ve ilgi Benetton’u şaşırtır.
Türkiye Avrupa’yı istiyor. İstiyorsa gereklerini yerine getirmelidir.

Elinizdeki tek araç çekiçse.. tüm sorunları çivi olarak görürsünüz

Artık çekiçle kafalara kakılan doğrular eski çağın davranışı, insanlar birer çivi değil kurumlar da çekiç.
21.yüzyıl insanın ve kadının yüzyılı olacak. GAP Master Plan çalışması buna bir hazırlık olarak algılanabilir. Türkiye Cumhuriyeti yeni yüzyıla uyum için istek göstermekte ve uygulamaktadır. Geleceğimiz için umutlanabiliriz.
* GAP Master Plan danışmanı

Okunma Sayısı: 122

Yazarın Diğer Yazıları

Çocuk Yetiştirmede Neredeyiz?

Bir milleti sürü olmaktan çıkaran milli eğitimdir. Bilimdir. Türkiye’nin acıyla yoğrulan gündeminde temel sorunlara ilişkin...

Gagavuz Türkleri İle İlgili Hiç Bilmediğimiz Gerçekler

Gagavuzya’yı yıllar önce gezdim, sanırım o dönemde hiç bu konuda kamunun bilgisi yoktu. Antropolojik zenginliği...

Paraya Tapan Sistemin Sonu

Her ellediğin altın olsa altın bir ekmeği nasıl yersin, altına dönen suyu nasıl içersin?Paraya tapma...

Türkiye Artık Türk Değil mi?

Türk kültürünün özelliklerini, tarihini, kahramanlarını, kurtuluşunu ve emperyalizme kafa tutuşunu ve rol model olmasını sindiremeyen...

Acı Ama Gerçek Üniversitelerin Hali bu

İlk 500 içinde Türk üniversiteleri yok. Bu herkesin dilindeydi. Neden yok? Nedeni anlamak için epey...