İster fikirdaş olalım, ister çatışsın düşüncelerimiz. Değil mi ki ayni gemideyiz, tek kaderin esiriyiz.
Batmak üzereyse gemimiz kurtuluşu beraber üretmekle mükellefiz. İşte bundan bizim, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” dememiz!…
“Çatlasan da patlasan da!” ile kaybedecek vaktimiz yok.
Bu kararı en kısa zamanda, düşünüp, taşınarak, aramıza girmiş fitne-fesadı unutarak, aklı, izanı, vicdanı kullanarak, hem de birbirimizden güç alarak, çatışarak değil, dayanışarak, ortaklaşarak, mutlak ve kesin kararımızı vermeliyiz…
Zaman az, vakit dar!…
Belli verilecek karar: “Ya hiçbirimiz… Ya hep beraber!…”
Etrafımızı saran ateş çemberi daha çok çekiyor bizi içine. Emperyalizm maşa arıyor kendine…
Bir bakmışsın, dost ve müttefik bildiğin, sana karşı silah vermiş düşmanının eline… Bir bakmışsın dost edindiğin bir diğeri, siyaseten engel koymuş eylemine… Bağlanmış elin kolun, sen çareyi meydan okumada bulmuşsun!… Eyy Avrupa… Ey AB, Eyy ABD!.. Eyy!… Ta uzaklardan bir diyar!…
Yetmez olmuş ta uzaklara gönderilen naralar… İçeride yükselen sesler ne yeter, ne de biter!… Dışarıya gönderilen naralardan daha da beter!..
Eyy farklı düşünenler!…
Eyy Muhalefet!…
Günden güne geriliyor ipler. Ve kimse somuyor; bu ipleri böylesine germek kimin işine geliyor?
En son; “çatlasanız da patlasanız da” ya kadar getirilip dayandırıldı söylem.
Sıradan bir vatandaş ve ülkesinin ve milletinin “iyiliğinden başkaca bir şeyini” düşünmeyen, siyaseten yetkisiz, siyaseten beklentisiz emekli bir öğretmen olarak, bu söylem bu güne kadarkilerden daha çok, ama daha çok korkutuyor beni.
“Çatlasanız da… patlasanız da!…”
İhtirasın inatlaşmaya, inatlaşmanın öfkeye dökülmüş hali değilse nedir bu “çatlasanız da patlasanız da” söylem?…
Hoşgörünün bittiği noktada söylem öfkeye dönüşmüşse, “o keskin sirke sadece küpüne” mi zarar verir?
İşte ihtimal korkutuyor beni!… Tarihsel örnekler de büyütüyor korkumu!.
Her kesimden herkes… nasiplenmekte söylemlerden, azardan, öfkeden… Eser kalmamış hoşgörüden.
Sanır mı ki farklı gemide iktidar!…
Yeter ki sağlansın gerginlikle %50+1 diye mi düşünülüyor?
Soran yok!… Yeter mi?
80 milyonun ortaklaşa kucaklanmadığı bir kurtuluş kimin kurtuluşu olur: bu ateş çemberinin ortasında!…
Mehmet Halil Arık
Emekli eğitimci – DENİZLİ
mehmethalilarikqgmail.com




















