Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir söz var: “Herkes esnaflık yapamaz.” Bu ifade ilk bakışta sıradan bir cümle gibi görünse de, içinde büyük bir gerçeği barındırır. Çünkü esnaflık yalnızca mal satmak, para kazanmak veya dükkân işletmek değildir. Esnaflık; insan ilişkilerini yönetebilmek, güven verebilmek, dürüst olabilmek ve toplum içinde saygın bir yer edinebilmektir.
Ne yazık ki günümüzde bazı kişiler ticaret yapmayı sadece kazanç elde etmek olarak görüyor. Müşterisine saygı göstermeyen, insanların arkasından konuşan, dedikodu yapan, çekiştiren ve hatta müşterileriyle alay etmeyi marifet sanan kişiler, kısa vadede kendilerini başarılı zannedebilirler. Ancak unutulmamalıdır ki ticaretin temelinde güven vardır. Güven kaybolduğunda müşterinin kapıyı yeniden çalması da mümkün olmaz.
Bir işletmenin reklamı sadece tabelasıyla veya sosyal medya paylaşımlarıyla yapılmaz. En güçlü reklam, müşterinin memnuniyetidir. Memnun kalan bir müşteri sizi çevresine tavsiye ederken, kırılan ve saygısızlığa uğrayan bir müşteri yaşadığı olumsuz deneyimi onlarca kişiye anlatır. Günümüzde iletişim imkânlarının gelişmesiyle birlikte bir işletmenin kötü ün kazanması eskisinden çok daha hızlı gerçekleşmektedir. Bu nedenle müşteriyi küçümseyen, onunla dalga geçen veya onu değersiz gören anlayışın uzun süre ayakta kalması mümkün değildir. Toplum içinde de sıkça rastladığımız başka bir sorun ise dedikodu kültürüdür. Bazı insanlar üretmek yerine konuşmayı, geliştirmek yerine eleştirmeyi, çözüm üretmek yerine insanları çekiştirmeyi tercih ederler. Oysa bu tutum kişiye de çevresine de hiçbir fayda sağlamaz. Dedikodu, güveni zedeler; çekiştirme ise insan ilişkilerini zehirler. Bir işletmenin sahibi ya da çalışanı sürekli olarak müşterilerini, rakiplerini veya çevresindeki insanları konuşuyorsa, aslında kendi itibarını yavaş yavaş tüketiyor demektir. Bu noktada çok anlamlı bir söz akla gelir: “Küçük beyinler kişileri, orta beyinler olayları, büyük beyinler fikirleri tartışır.” Bu sözün doğruluğu hayatın her alanında görülebilir. Sürekli insanların özel hayatlarını konuşanlar, onların eksiklerini araştıranlar veya kusurlarını gündeme taşıyanlar kendilerini geliştiremezler. Biraz daha ileri seviyedekiler olayları değerlendirir, yaşananları analiz eder. Ancak gerçekten büyük düşünen insanlar fikirler üzerinde dururlar. Onlar yenilikleri, projeleri, gelişimi ve geleceği konuşurlar.
Başarılı esnaflara baktığımızda da aynı gerçeği görürüz. Onlar rakiplerini kötülemek yerine hizmet kalitelerini artırmaya çalışırlar. Müşterilerini küçümsemek yerine onların ihtiyaçlarını anlamaya çalışırlar. Dedikodu yapmak yerine işlerini büyütmenin yollarını ararlar. Çünkü bilirler ki kalıcı başarı, insan kazanarak elde edilir; insan kaybederek değil.
Bugün birçok işletme kapanıyorsa bunun nedeni sadece ekonomik şartlar değildir. Kimi zaman saygısızlık, kibir, samimiyetsizlik ve müşteri memnuniyetini önemsememek de işletmelerin sonunu hazırlar. İnsanlar artık kendilerine değer veren, dürüst davranan ve güven veren işletmeleri tercih ediyor. Para kazanmak isteyen önce güven kazanmalıdır. Güven olmadan yapılan ticaret, temeli olmayan bir bina gibidir; ilk sarsıntıda yıkılır.
Bu nedenle herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekir: İnsanları mı konuşuyorum, olayları mı değerlendiriyorum, yoksa fikirler mi üretiyorum? Müşterilerimi gerçekten önemsiyor muyum, yoksa onları sadece kazanç kapısı olarak mı görüyorum? Verilecek dürüst cevaplar, kişinin hem iş hayatını hem de toplum içindeki saygınlığını belirleyecektir.
Sonuç olarak; esnaflık bir meslekten önce bir ahlak ve karakter işidir. İnsanlarla alay eden, dedikodu yapan, çekiştiren ve müşterilerine gereken değeri vermeyen kişiler belki bir süre ayakta kalabilirler. Ancak zaman, her zaman gerçekleri ortaya çıkarır. Güven kaybedildiğinde müşteri de kaybedilir. Müşteri kaybedildiğinde ise işletmenin geleceği tehlikeye girer.
Saygıyı, dürüstlüğü ve güveni merkezine koyanlar ise her zaman kazanmaya devam ederler.
Dikkat edin; insanlar unutabilir, ancak kendilerine nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.
Mehmet GÖKSELLİ
Yardımcı Editör-Yazar-Denetmen















