Kasabada çıkan söylentiler, eşkıyanın türediğiydi. Eşkıya soyuyor ve evleri de tehditlere devam ediyordu. Bu devirde, kişileri soymaya kalkmak, ev ve binalara zarar vermek inanılacak gibi değildi.
Fısıltı gazetesi abartıyor ve kahvelerde söylentileri ayyuka çıkartıyordu. İnsan böyle sözleri yorumlama aczine düşmez. Basitlik olduğunu bilir ve ona göre davranır. Fısıltıyı yerinde keser.
Eşkıyaya ait söylentiler, tekrarlanırken sanki olay büyütülüyordu. Bu tür olaylardan kazanç sağlamak anlaşılır gibi değildi. Eşkıyanın iki de yamağı varmış, deniyordu. Yolda izde, fark edilmeyeceklerini anlayınca, genelde güçsüzlerin üzerine gidiyorlar, deniyordu.
Kuyucunun, büyük oğlu Murat, eşkıyaya soyulmuş ve dayak yemişti. Buna rağmen korkak hareket etmiyor ve sokaklarda onu yakalamayı düşünüyordu.
Eşkıya yamakları bırakıp kaçmıştı. Eşkıyayı gören olmuyordu. Fakat yakalanmadığı için yine de korkulur sınıfında tutuluyordu. Eşkıya hatırı sayılır servet edinmişti, deniyordu. Çünkü dedikoducu ailelerin çocuklarını korkutup para sızdırıyordu.
Eşkıyanın yamağı kaçtıktan sonra, zurnacı Murat’ın eşkıya rolü yaptığı söylentileri çıktı. Bunun üzerine eşkıya rolündeki, Murat kasabadan kayboldu. İnsanlar huzur buldu. Fakat sahte eşkıya rolüyle Murat epeyce çocuğun parasını çarptığı ortaya çıktı.
Aileler arasında, anlaşmalar yapmak suretiyle paraların geri alınmasını yine kabul etmeyen Murat’tı.
Eşkıya yamağını Kasabada görenler oldu. Yamağı yakalayıp yapılanları öğrenmek istediler. Yamak yine kaçıp kayboldu. Yamağın eşkıyanın yanına gittiğini söylediler.
Eşkıya rolünü çok iyi tutturan zurnacı, üç yıla rağmen Kasabaya gelmiyordu. Arada yamağı görenler olsa da yaptıklarını öğrenen olmadı. Yanlarına kâr kaldı. Soydukları çocuklar üniversiteli oldu. Hatta eşkıyaya rastlayan olmuş, diyorlardı.
Bir şey yapmışsan onu gizlemek mümkün olmuyordu. Eşkıya o kadar gizli kaldı, fakat yaptıkları zaman içinde ortaya çıktı. Yalnız kimse onunla ilgilenmedi. Ailesi dağıldı ve itibarını kaybetti. Halbuki ailesi onu yakalayıp olayları ortaya çıkartsaydı en azından, Kasabada kalabilirdi.
Eşkıyanın çay ocağında çalıştığını görmüşler fakat tanışlık vermemişler.
Hasan TANRIVERDİ





















