Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Esaret Günü


08 Aralık 2009 00:03

Yorum Yapılmamış

Merhaba dediğin bir günden kalma yalan, ayakları çıplak yürürken kaybettiğin tekrarlanır pencerenin tam karşısında sokak ortasında bir film setinde.

Gitmek kuşların kanadına saklanan insanlar gibi, ne istediğinin farkında olmadan, kirli suların olmadan yaşayabilirmisin beyaz düşten yelkenlin de. Sızlayan vicdanları susturmak için kullanılan hangi afrodizyaktı kim bilir?

Kan basıncı damarlarında sakin durur mu?

Düştüğün durumun etki çemberindeyken sen.

Zamanı kontrol edemezsiniz gelir alır sizin sevdiklerinizi elinizden, baka kalırsınız yarım kalanlarınız elinizden tutmaya çalışırken, bir daha anımsayabileceğiniz görsel imgeler bile silinmek için yarışır zihninizde.

Güven duygusu taktiklerin arasında büyümez kendi başına bırakırsan doğrusunu kendi bulur.

Taktik geliştirmek ve uygulamak sadece oyunlar için geçerlidir. Kendi hayatınız için yürürken, taktiklerle ilerlemeyin akışın içinde nefes almayı düşünün nefes almanın bir taktiği yoktur alırsın ve verirsin doğal süreç içinde nefesinizi tutmadığınız sürece de yaşarsınız.

Aklın karışır yok olmaya yakın kayalıkların boşluğa, denize doğru giden yokluğunda, esaretliğe uzanan yol çizgileri belirginleşir ruhunu ayırır yavaş yavaş bütünlüğünün güçlü etkileşiminden.

Esaret günün de bir baş ağrısı gibi, bitmemiş gecenin merdivenlerden inerken çıkardığı ses, ayaklarının adım çığlıkları.

Yanlış yapılan bir dönüş gibi hissedilenlerin esaretine girdiğinde tek taraflımı incinir sanıyorsun insan, baş koyduğun omuzda insanın farkında değilsin zaman.

Denklem yok tutulmuş bir balık çırpındığında suda olmadığı için yaşayamaz, İnsanda nefes alamadığında yaşayamaz suda olmadığı için değil, toprak, su, ateş ve hava olmadığı için.

Esaret gününe hem yakın hem uzaktır insan gerçekliği oluşturan düşünce sistemini kurgulayan bir sürecin rüzgârına kapılınca uzak olmak istediğinden hep uzak yanında olmasını istediğinden ise hasretle bahseder etrafına, farkına bile varmaz esaretin ensesinde beklediğinin.

Şimdi gidiyorum tepkisizliğin de bir nedeni olmalı yüklemiyorum sahte ağırlığı kimsenin omuzlarına, suçlamadan duygularına sahip çıkabilecek gerçeklikle yüzleşmeye kendi gerçekliğiniz.

Gidenlerin esarette olduğunu çok geç anlarız anladığımızda ikinci fırsatı bulamayız.

Okunma Sayısı: 109
Kategori: Ahmet TUNÇAY
Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları

5 Halka Sınavı

Kıtalar arasında dolaşan birden fazla düş ile çevrili insanoğlu, her birey diğerinden öğrenmek üzerine yoğurmalı...

Işık

Hüzmeli tayflardan oluşan aydınlık tarafın olduğu bölümden, yüzeyi renklendiren enerji kavrayışı. Sakin adımlarla uyandığınızda başlangıç...

Altyapı

Başlangıç dokunuşu gibidir değişim start stop tuşu, yılların günlerden ödünç aldığı tüm yaşanmışlıkları sıralayan altyapıyı...

Uyandım.

Yüzümdeki iki dürbünün kapaklarını yavaşça araladım saatin kordonunun altında tenimde bıraktığı beyaz kırmızı izle göz...

Dönüş

Telkin tınısı sesiyle buhranlı bir hava eşliğinde gözlerinizi açtığınız sabahlar vardır. Koyu gri bir renge...