Şey nedir? diye sordu bir dostum. İnsan, en iyi neyi biliyorsa onu en zor öğrenir, dedim. İstediği cevabı alana kadar ısrar etti. Tabii ki ben de söylemimde. İnsanın özgünlüğünde yaşadığı hayretleri konuşmak istemiş.
En zor öğrendiğimiz şey insandır, demekte. Bildiğimizi sandığımızca insanı öğrenmekte zorlanacağız, bu kesin. Nedir o zaman tartıştığımız, anlaşamadığımız konu?
Şu kısacık diyalog içinde temel açmazlarımızı görmemiz mümkün. Tabii ki, insanı bildiğimizi düşünmüyorsak. Ve bizim de insan olduğumuzu gözönünde tutup bakabiliyorsak.
İnsan ihtiyacı olanı arıyor. Kabul görmek, doğrulanmak en temel ihtiyacımız. “Haklısın.“ denildiğini duymak. Kendimizi değerli hissetmek. Saygı? Farklı bir kavram ama buradaki beklentinin de konusu. Aksi halde dostum, insanın zor öğrenilen bir varlık olduğu tezinde ısrar etmezdi. Çünkü cevabım, onun arayışını da kapsamakta.
İnsan gerçeği aramıyor. Bu tezimi ispat etmem gerekiyor mu? Veya nasıl ispat edebilirim? İnsan ihtiyacı olanı arıyor ise gerceği aramadığı sürece gerçeğin ne olduğunu veya neden aranması gerektiğini konuşmak abes ile iştigal. Ve herkes kendisi öğreniyor. Bu tezimin yanlış olduğunu düşünenler bir süreliğine iletişimlerini neden, nasıl, niçin soruları ile yönetsinler. Hem kendilerine sorsunlar hem de muhataplarına. Ve tabii ki, bildiğini sandıklarını bir köşeye bırakarak. Eğer filozof lakabı ile bulundukları ortamda bir köşeye itilmezlerse dostlarıyla tanışmak isterim. O istisna insanlarla birlikte yol yürümek, Onlarla söylemden eyleme geçmeyi deneyimlemek. Ve iç sesleriyle kendilerine yaşananların nedenlerini sorduklarında yeni şeyler keşfedenler… Deneyimleri hayırlı olsun. Bu tavrı devam ettirebildikleri sürece yaşayacakları sıkıntılardan dolayı beni affetsinler. Eşleriyle, çocuklarıyla, akrabalarıyla, akranlarıyla iletişimlerini daha kaliteli yürütebilecekleri için teşekkür beklemiyorum. Çünkü beklentiye girdiğimde beklenti benim gerçeğim oluverir.
İnsan sorumluluk almıyor. Yaşadığı hadiselerin bir yönünün kendisine baktığını görmek istemiyor. Bu nedenle yorumları, çıkarımları, tezleri sürekli diğerleri hakkında. Ve tabii ki bu şartlar altında gerçeğe ulaşmak asla mümkün olamaz. Lütfen dikkat. Yanlış veya doğru demiyorum. Bahsettiğim şey gerçektir ve o, görünenin arkasındaki nedenlerle anlam kazanır. Sorumluluk alındığınca belirginleşir. Mutlu, mesut hepimiz için, hep birlikte yaşanılası baharlara yol bulmak, onun ışığıyla çok daha kolay olur.
Yakın bir zamanda dostumun birisi bana ayna olmuştu. Çok fazla şikayet ettiğimi söyler. Böyle bir görüntü verme ihtimalinden endişe ediyorum. Gerçekten şikayet midir söylemlerim? Nedir amacım? Bilmem. Bildiğimde öğrenmem, risklere karşı tavır geliştirebilmem mümkün olmayabilir. Şikayet etmenin bir nedeni, diğerlerinin de hatalı olduğunu öne sürerek kendi değerini yükseltmeye çalışmaktır, hatalarının konuşulmasının önünü almak. Büyük bir ithamdır bu. En az şikayet etmek kadar vahşice. Buna rağmen itiraz etmedim. Çünkü itirazım, onun ‘Şikayet etme!“ demesi ile aynı formatta olacaktı. Peki, dedim. Yol yöntem belirleyelim. Değerlerimizi tekrar gözden geçirelim. Birlikte öğrenelim. Anlaştık ama sonrası gelmedi. Trajikomik.
Burada bir kriter daha görünüyor ama adını koyamıyorum. Şikayet etmek normal bir insan tavrı. Farkında bile olunmuyor. Çünkü doğru olduğu düşünülüyor. Bildiğimizi sanıyoruz. Haklı isek anlatabiliriz, diyoruz. Ancak kendimizi de içine alan bir kriter gündeme geldiğinde? Gece karanlığında uzun farların karşısında afallamış tavşan misali kalakalıyoruz. İnsan nedir? Hakkında tezler geliştiriyoruz ama kendimizin de insan olduğunu gözönüne alamıyoruz.
Dostum, öğrenilmesi en zor olan şeyin insan olduğunu savunmaya devam etti. Ben de defalarca, bildiğimizi sandıklarımızı öğrenmemizin mümkün olmadığını tekrarladım.
Dostları dertlerini, sıkıntılarını anlatıyormış. Dikkatle dinliyormuş hatta anlatılanlar sanki kendi başına gelmiş gibi yaşayarak, hissederek. Elinden ne gelirse yardım etmeye çalışıyormuş. Onlar adına çözümler üretiyormuş. En azından teselli ediyormuş. Ama ihtiyacı olduğunda yanında birisini bulamıyormuş.
Bu nedenle hayret etmekte. Çünkü insanı bildiğini sanmakta. Nasıl yardım edilebileceğini biliyor. Yardım istendiğini biliyor. Onların neyi yapmalarının daha güzel olduğunu biliyor. Umarım yaşanan her hadisede kendisine bir ders olduğunu da biliyordur.





















