EN GÜZEL YILLAR
“En güzel yıllar” ile ilgili, tartışma çoğu günler, gündeme gelir ve belirli bir sonuca da varırdık. Ana konumuz da en güzel yıllarımız olarak kalırdı.
Güzel yıllarımızda, karşımıza engeller çıkaranları, o günün anlayışı adına hiç sevmez ve onlardan uzak dururduk.
En güzel yıllar…
Yaşantımızı yönlendiren ve anılarla bugün buluşmamızı sağlayan, o yılları özlüyoruz. Özlemek ne kelime; hayaller kuruyor ve ona uygun hülyalara dalıyoruz.
Yeteneğimiz, o yılların şahsiyetimize kattığı değerlerle, yaşantımızı belirli bir güzelliğe oturtuyoruz. Günleri ve getirdiklerini gücümüze göre yorumluyoruz. Gücümüzü severek kullandığımıza da inanıyoruz. O güne dönmek için tereddüt etmeyiz.
Kim istemez üniversite yıllarını tekrar yaşamayı, kim istemez. İlk görev yerinde çalışmayı, arkadaşlarla beraber olmayı kim istemez. Görev anlayışında küçükleri sevmeyi, büyükleri saymayı kim istemez.
Belki de çok çalışıyor, koşturuyorduk. Bu bile şahsiyeti gerektiriyordu. Kimseyi kırmazdık. Yardım eder ve bu güzellikleri: O gençlik yıllarında yaşardık.
Gençlik yılları, dalgaların önünde, uzanmak. Rahat soluklanmak, iş kaygısından uzak kalıp yarınlara havale edebilmek. Bir karşılığın olduğunu düşünmemek.
Kolaylıkla söze girmiyor ve günlerini mutlu geçirmeyi arzuluyorsun. Kimsenin işine karışmıyorsun. Yalnız o günlerde ıstırap verici yanları da karşına çıkmıyor değil. Fakat bir arkadaşınla buluştuğunda ıstırap verici olayı, unutup gidiyorsun.
Unutmak gençliğin affedici yanıdır. Bu durumda mutlu da oluyorsun. Meşgul olduğun işi başarmak istersen, zaman sıkıcı gelecektir. İşi başarmada yıllara rağmen yapmacık davranmazsın.
Güzel günleri, beklenmeyen, üzücü olaylar karartır. Aydınlık hissettiğin gün, acı ve hüzün, çevreni kaplar. Bazen de sevindirici bir haberle karşılaşırsın. Sevinmek güzelliğin renkliliği bakımından ilginçtir.
Gençlik yıllarında; sahilde olmak ve caddeleri arşınlamak, ayrı bir gurur verici aktivitedir. Bu zaman diliminde arkadaşınla, bilgilerini paylaşırsın. Anlaşamadığın kişilerle ilgi kurmazsın. Kötülüğü kendinde aramazsın. Kafanı sis kaplamış gibi düşüncelere dalarsın. Konu seni bağlayıcı ise açık konuştum diyerek işin içinden çıkarsın. Böylece ana konuda yürüyüşün bile değişecektir.
Gençlik yıllarında, iletişim kanalların kapalı, haberleşmek büyük sıkıntı fakat o kadar da zevkli. Bitkin düşsen de zafer kazanmış gibi olaya ayak uyduruyorsun.
En güzel yıllar, gençlik yılları.
Hasan TANRIVERDİ















