Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Mustafa Nevruz SINACI

Emanetin Bekçisi, Halk Hizmetkârlarına Açık Mektup

Mustafa Nevruz SINACI Yazar Mustafa Nevruz SINACI
19 Şubat 2013
Mustafa Nevruz SINACI
0
401
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Cemil Çiçek, Parlâmento Başkanı,

Recep Tayip Erdoğan, Bakanlar Kurulu Başkanı

Veysel Eroğlu, Çevre, Orman ve Su İşleri Sorumlusu (ile)

Bütün parti sahipleri ve parlâmenterlere

Parlâmento/ANKARA

Konu: Parlâmento gündeminde yer alan, “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma” kanun tasarısı hakkında görüş, tenkit ve öneriler… (*)

Türkiye Cumhuriyeti’ni 55 yıldır, alçak ve küstah bir tavırla “dış kapıda bekletmek”, emsallere aykırı, insanlık, ahlâk ve evrensel hukuk dışı dayatmalara maruz bırakmak ve Türk Milletinin onur, şeref ve haysiyetini rencide etmek.; Ayrıca iç sorunlar yaratıp anarşi, terör ve tedhiş unsurlarına yardım ve yataklık yapmayı adet haline getirmek gibi “insanlık suçları” ile malul AB tarafından, müktesebat bahanesi dâhilinde fiilen kabule zorlanan; Halihazır, (usulen ve tefhimen) Parlâmento prosedürüne intikal “Tabiatı ve biyolojik çeşitliliği koruma kanunu” nun gündemde yer alan mevcut haliyle Meclis’te görüşülmemesi; Emanetin bekçisi ve millet hizmetkârlarına dayatılan bu aykırı tasarı ve konuyla ilgili herhangi bir karara varılmaması ve Kanun’un ‘halkla istişare edilerek’ katılımcı bir süreçte yeniden hazırlanması konusunda ilgili makamlara görüş vermenizi; Milli Devletin, devlet mülkü ile ülkedeki bütün maddi varlıkların hakiki sahibi ve devletin unsuru aslisi; Emanetçisi ve mülkünün bekçisi olduğunuz vatandaşa ayrıntılı bilgi vermenizi ve milletle mutabık kaldıktan sonradır ki; Genel Kurula indirmenizi istiyor, hatırlatıyor ve “adalet ahlâkı ile evrensel hukuk adına” talep ediyorum.

 

Talebimin sebep, dayanak ve gerekçeleri aşağıdaki gibidir.

1- Kanunun hazırlık süreci katılımcı değildi:

Kanun, sözde müktesebat gereği bir AB dayatması olup; konunun gerçek tarafı “halk, bilim kuruluşları, Üniversiteler, basın ve kamuoyuna açık katılımcı bir süreçle” hazırlanmadı. Bu haliyle şeffaflık ilkesine aykırı, kamu yararı aleyhine, karar alma süreçlerini ihlâl ile sakat ve katılım yönünden demokratik değildir!.. Ülkemizi 30 yıl önce hazırlanan yasaların daha da gerisine götürecek niteliktedir.

2- Doğal Sit statüsü kalkıyor, mevcut ve “milli servet” değeri yönünden korunan alanların statüleri yeniden değerlendirilecek:

Kanun’la birlikte ülkemizde bugüne kadar ilan edilmiş bütün korunan alanların (Sit, Milli Parklar, Yerel Habitatlar, Doğal ve Yaban Hayatı Koruma Alanları, vb) statüsü yeniden değerlendirilecek. Söz konusu yeniden değerlendirme sürecinin nasıl bir yöntemle, hangi usul, esas, kriter ve bilimsel esaslar göz önüne alınarak gerçekleştirileceği sarahaten tespit ve tayin edilmiş değil. Aksine, hüküm ve kavramlar çok muğlâk, esnek, belirsiz.. Tasarıyla öngörülen bu süreçte birçok Milli servet, kültürel değer, nadide eser, alan ve endemikler mevcut koruma statüsünü kaybedebilir, orijinal fauna tahrip edilebilir; Şu an için Ankara 100 Yıl Birlik Parkı kalkışmasında olduğu gibi kadim park ve bahçeler peşkeş çekilebilir. Yaşamın olmazsa olmaz şartı doğal denge bir daha tamir imar ve telâfisi kabil olamayacak derecede tahrip ve tarumara maruz kalabilir. Dolayısıyla ve bu yönüyle teşebbüs emanete hıyanet meyanındadır…  

Ayrıca mezkür Kanun tasarı ve teşebbüsü ile birlikte, mevcut ve meri ‘Doğal Sit alanı’  statüsü ortadan kalkmakta; Halen kısmi yahut bütünsel koruma kapsamında yer alan “mevcut eko sistem, milli servet, tabii değer, doğal sit alanı-orman, meralar ile; Geçerli bilumum kural, kanun ve tedbirlere rağmen, ülkemizin her tarafında “bilinçsizce, adeta insanlık, sürdürülebilir yaşam ve doğal değer düşmanlığı” ile ihtirasla, hırsla yağmalanan tarım ve ziraat arazilerinin  akıbetinin ne olacağı:, “Çok büyük bir tehdit, gasp ve tehlikeye maruz kalabilecek derecede” kuralsız, korumasız, tedbirsiz ve belirsizdir. Bu belirsizlik: Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun en zengin faunasına sahip ve fakat sürekli yağmalanan “mevcut Türkiye” şartlarında asla göze alınamaz. Zira çok iyi bilindiği üzere hali hazırda Türkiye yüzölçümünün yaklaşık % 4 – 5 civarı korunan alan statüsüne sahip olup; Bu alanların daha da genişletilmek suretiyle koruma işlem ve kapsamının genişletilerek sürdürülmesi hayati önem ve mutlak zarureti haizdir.

 

Kaldı ki; Türkiye’nin de taraf olduğu; Aynı AB ülkeleri ile gelişmiş dünya devletleri tarafından en kapsamlı şekilde, hassasiyetle, tam bir dikkat ve özenle uygulanan Uluslar arası Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi gereğince ülkemizin 2020 yılına kadar;

1) Doğal habitatlarının, (ekolojik değer, ekilebilir ve sulanabilir tarım, ekim, ziraat alanı, park, bahçe, mera ve orman; Nadir bitkiler, doğal havzalar ve endemik yapı) tahribat, amaç dışı kullanım ve kaybını sureti katide önlemek, ortadan kaldırmak; Merkezi veya yerel idarenin buna muktedir olamaması, aciz kalması gibi dumur hallerinde ise en az yarı yarıya azaltmak, her şeye rağmen mümkün olan yerlerde sıfıra indirmek;

2) Mümkünse tamamını, değilse karasal ve içsu alanlarının (havzaların) minimum % 17’sini, deniz ve kıyı alanlarının %10’unu korunan alan olarak ilan etmek; Gerçekten koruma altına almak, mevcut tahribatı imar ve ıslah ederek kıyı yağmasını bütünüyle önlemek; Denize şehir atıkları dökümü, lâğım ve atık su (kanalizasyon) bağlanması nevinden;. Ancak ve sadece insan altı idare unsurlarının işleyebileceği suç saiklerini kesinlikle men ve tedip etmek…    

3) Amaç dışı edinim ve tasarruflar sonucu, doğal yapısı bozulmuş alanların mümkünse tamamının, değilse en az %15’inin (hedef mutlaka tamamı olmalıdır) koruma ve restorasyon çalışmaları ile geri kazanmak hedeflerini yerine getirilmesi gerekiyor.

Oysa malum, münhasıran çıkar odaklı ve melhus tasarı bu haliyle yasalaşırsa bırakın yeni alanlar ilan etmeyi mevcutların bile etkin biçimde korunması mümkün olmayacaktır.

 

3-“Üstün kamu yararı” gerekçesiyle korunan alanlar yatırıma açılabilecek:

Parlamentoya sunulan taslak içeriğinde: “üstün kamu yararı” gerekçe gösterilerek korunan alanlarda her türlü yatırıma izin verilmesine ilişkin düzenleme var. “Üstün kamu yararı” ise açıkça tanımlanmamış. (Örneğin bir otoyol, enerji yatırımı, sanayi tesisinin bir milli park içerisinde veya milli parkı doğrudan etkileyecek bir bölgede yapılması mümkün olabilecek) Bu düzenleme teşebbüsü, “insani veya doğal hayatin davamı yönünden hayati önemi haiz ve halkın tamamının mutlak menfaatine müteallik zaruret halinde kamulaştırma yoluyla” tasarruf hariç olmak üzere,; Başkaca bir “üstün kamu yararı” düşünülemez… 

Mutlak bir hayati zaruret olmadıkça doğal fauna, ekolojik denge, bitkisel ve hayvani hayatın neş’et ettiği alanlar; Dereler, Göller, Su kaynakları, Deniz sahilleri, ekilebilir toprak, sulandığı takdirde yeşerebilir alanları: Sanayi, ticaret, yoğunluklu bina içeren turizm tesisi ve konut alanı olarak imar ve ikame etmek insana ve vatana ihanet etmektir.      

4– Bakanlık dışında kimsenin söz hakkı yok:

Kanun’un genelinde; Hali hazır AB ülkelerinde uygulanan usul ve esasa dahi aykırı olarak; Yöre halkının, bilim ve sivil toplum kuruluşlarının ve diğer hukuki hak sahibi malik ve paydaşların; Korunan alanların ilânı, planlaması ve yönetimi süreçlerine aktif bir biçimde katılımını sağlayacak hiçbir düzenleme, amir hüküm, takip ve denetim mekanizmaları yok.

 

16 Mart 2011 tarihinde kabul edilen tasarıda yer alan katılım mekanizmaları (Ulusal Tabiatı Koruma Kurulu, Mahalli Tabiatı Koruma Kurulu ve Bilim Heyeti) bile iş bu tasarıdan (muhtemel art niyetler, bazı özel hesaplar ve sair çıkar sağlama niyetleri nedeniyle olsa gerek) çıkarılmış. Bütün dünyada biyolojik çeşitliliğin korunması için “katılımcılık” olmazsa olmaz fikir ve fiili bir ilke olarak benimsenmişken, bu Kanun taslak ve tasarısında halkın karar alma ve fiilen uygulama süreçlerine katılımını sağlayacak kanalların yer almaması kabul edilemez.

Ciddi bir takip ve koruma mekanizmasının yokluğu da büyük bir eksikliktir.

5- Milli Parklar Kanunu’nu yürürlükten kaldırıyor:

Kanun’la birlikte mevcut Milli Parklar Kanunu yürürlükten kalkıyor.

2873 sayılı “Milli Parklar Kanunu”, ülkemizde, doğa koruma konusundaki en önemli yasal düzenlemelerden bir tanesi. Oysa bu tasarıda korunan alan statülerinden bir tanesi olarak “milli park” statüsü yer almasına rağmen, bu kapsamda mütalâa edilecek alanların hangi usul ve esaslara göre yönetilip korunacağı belirsiz, muğlak ve muallaktır. Milli Parklar Kanununun (kabul edilmesi halinde) bu Kanun ile birlikte yürürlükten kaldırılması hali hazırda zaten ciddi baskılarla karşı karşıya kalan Milli Park alanlarımızı olumsuz biçimde etkileyecektir..

Özellikle son dönemde sayıları hızla artan ve çoğu “Mili Habitat’ın gerçek hak sahibi” halkın isteği hilâfına, şiddetli red ve tepkisine rağmen inşa edilmeye çalışılan HESlere açılan “karşı davalarda” Milli Parklar Kanunu önemli bir dayanak ve bu tasarı ile beraber bu sağlam dayanak, her ne hikmetse “rantiyenin önündeki engel” anlayışı ile olsa gerek maalesef ortadan kaldırılıyor. Bu da ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için büyük kaygı, kayıp ve engeldir.

Şu hale nazaran: Beklenir yağma, haksız edinim girişimleri ve peşkeş kalkışmaları karşısında stabilizatör değeri olan kanunlar mutlaka kalmalı veya onu ikame eden kanunda, daha etkin bir düzenleyici / koruyucu biçiminde yer almalıdır.   .

NETİCE OLARAK:

Gerek hazırlık süreci, gerekse getirdiği aykırı düzenlemeler itibariyle son derece sakıncalı ve endişe verici bu Kanun Tasarısı’nın mevcut haliyle yasalaşması halinde, zaten yıllardır ekilebilir alanları, ormanları, sit ve sair ekolojik değerleri yağmalanan ülkemizdeki doğal yaşam alanlarının ve biyolojik çeşitliliğin; Nadir bitkiler, doğal havzalar ve endemik yapı ve hayvan potansiyelinin kaybedileceği bir gerçektir.

Esas amaç ve kurulum ilkeleri bağlamında “Koruma” misyonundan uzak, adeta doğa koruma alanlarını ticari kullanıma açmanın yollarını tanımlamak için hazırlanmış bu Kanun tasarısının ülkemizin doğasını çok kısa bir süre içerisinde geri dönüşü olmayacak şekilde yok edeceğine inanıyorum. Bu alanda uzun yıllardır örnek çalışmalar yürüten birçok sivil toplum kuruluşunun da bu Tasarı’ya karşı çıktığını biliyor ve bu çabalarını yürekten destekliyorum.

Tüm bu olumsuzluklar, mücbir nedenler ve yaşamsal sebeplerle sizlerden bir an önce “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı’nı”; Millet iradesinin “yasama erki ve devlet idaresinde” yansıması olmaktan uzak parlâmento seçkinleri gündeminden çıkartıp,; Çok ayrıntılı bir biçimde ve milletle birlikte değerlendirilmesi ve “mevcut yapı çerçevesinde” bu kadar önemli, hayati bir ve milli bir konuda “halk adına karar verme hak ve salâhiyetinizin bulunmaması” cihetiyle; referanduma gidilmesi kaydıyla taslağı işlemden kaldırmanızı ve bu haliyle üzerinde karar almamanızı talep ediyorum…

Gelecek nesiller için çölleşmemiş, kirlenmemiş, yaşanabilir bir Türkiye bırakılmasını arzu eden ve “nihayetinde bütün parlamenterlerinde bir insan olduğu düşüncesiyle” içtenlikle ve kamu yararına, ulusal onur ve sorumlulukla hareket eden bir yurttaş olarak.; Sizlerden söz konusu  kanun tasarısının parlamento gündeminden mutlaka geri çekilmesi ve kamu yararını esas alan şeffaf, katılımcı bir süreçte yeniden düzenlenip, hazırlanması için gerekli adımların atılmasını talep ediyorum. Bu Tasarı’nın durdurulmasına yönelik bugün atacağınız adımların, ülkemizin geleceği için yapılmış en değerli yatırım olarak tarihe geçeceğine inanıyorum.

Şurası mutlaka bilinmelidir ki: Bilerek ve isteyerek “doğa’ya ve doğal’a” saldıran, tabiatı tahribe yeltenen, hasar ve zarar verenler, azılı ve amansız insanlık düşmanıdırlar.

Gereğinin milli menfaatler doğrultusunda, ülkemiz, milletimiz, çocuk ve gençliğimizin geleceği dikkate alınarak yapılması ve icabında “sağlam, sağlıklı, demokrat, kalıcı, namuslu, dürüst, iyi ve uygulanabilir, sürdürülebilir” bir kanun hazırlanması için mevcut tasarının geri çekilmesi hususunda gereğinin yapılmasını; “Milli duyarlık ve sosyal sorumlulukla, yönetimi denetleme görevimiz gereği” arz ve talep eylerim.., 

Mustafa Nevruz SINACI 

Siyaset Bilimci – Hukukçu, Gazeteci, Araştırmacı-Yazar

(*) Not: İş bu açık mektup metni; AKUT (Arama Kurtarma Derneği) Başkanı sevgili ve değerli Ali Nasuh MAHRUKİ tarafından düzenlenen kampanya bazında düzenlenip hazırlanmıştır.

Paylaş
Etiketler: cemil çiçekmilli servetRecep Tayip Erdoğan
Önceki Yazı

Bakan Müezzinoğlu, 23 Gün Sonra Avcılar’la Buluştu

Sonraki Yazı

Terkedilmiş Sanat…

Mustafa Nevruz SINACI

Mustafa Nevruz SINACI

İlişkili Yazılar

Mustafa Nevruz SINACI

GACETA OFICIAL Venezuella Aldatan Put

01 Mart 2019
5k
Mustafa Nevruz SINACI

Demokratlar Kulübü Derneği

30 Ocak 2019
5k
Mustafa Nevruz SINACI

Cumhuriyetçi Demokratlar Hareketi

26 Ocak 2019
5k
Mustafa Nevruz SINACI

Milli Dava “Vatan Kıbrıs” (ve KKTC) Yaşayacak Ve Mutlaka Yaşatılacaktır

25 Ocak 2017
5k
Sonraki Yazı

Terkedilmiş Sanat...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap