Diş Hekimi
Salona ilaç kokusuyla girdim. Hekimin kerpetenle “hoş geldiniz baylar,” demesi bile korkulu rüyamı hatırlattı. Eline bir göz baktım, “ah” diyene kadar, dişlerimin, dökebileceğini zannettim.
Elini ağzıma atsa, kerpeten canlanır ve dişlerimi sıralı sırasız, çöpe gönderirdi.
Hakkındaki söylentileri, aklıma getirmek zorunda kaldım. Teknik eleman olduğunu duymuştum. Yoksa zebani gibi başıma dikilir miydi?
Bu kadar da olmaz denecek, uyuşturma işlemi hastanın lehine işleyecektir. Hekim, uyuşturmak gereksiz, demek istiyordu.
Koltuğu işaret ettiğinde, acı dolu, iç patlamalar yaşadım. Patlamalara, “hastaya acımayacaksın” sözüyle olayın, tuzu ve biberi oldu. Korkudan bulutların üzerine fırladım.
Dalga mı geçiyor yerine, şaka diyerek, bir süre bulutlarda kaldım.
Koltuğa nasıl oturdum, bilemiyorum. Aklımın almadığı ise böyle bir ortamda korkuyu yaşamaya zorunluydum? Kendime “yazık,” diyebildim.
Vücudumun her noktasında, feryat eden ter ile boğulacağım sandım. Hayalimde ufka vardım. Vardım ama suya girme fırsatını bulup serinleyemedim.
Su, diyebildim. Ağzım kavruluyor, yanmak ne kelime. Dişlerim birbirine sığındı. Gölgede kalmayı düşündüler. Yabancı elin yaklaşmasını istemediler. Dişlerin hepsi dışarı dökülse, nasıl bir denklem oluşur ve çözüm formülleri hekimde var mıdır?
Hekim diş adına problem olmaz. Fakat ağız işlevini yapamaz. Çeneler diş olmadan çiğneyemez. Besin maddelerini ezilmiş olarak ister. Yemenin dışında konuşmanın da esası dişlere bağlıdır.
Dişin görünen kısmı kırılır bu durumda kökünü çıkartmak oldukça zordur. Hatta çene kemiklerinin kırılmasına neden olur. Hekim konuştukça kaçmanın yollarını aramaya başladım. Yalnız dişlerime ne zaman saldıracağını da bir taraftan hesap ediyordum.
Hekim, yanındakilerle konuşurken biraz mazlumlaştı. Eline kerpeteni aldığında; diş ağızda sağlam kalmaz, dedi. Korku katsayım yine tavan yaptı. İnsan bu kadar mı insafsız olabiliyordu.
Saldırı geldi, fakat diş ağzımdan çıkmadı. Ağzımın içi kan ile doldu. Dişin kökünü, kırarak aldı. Dişin parçası, kerpetenin ucunda hamsi gibi sallanıyordu. Kendine göre başarı kazanmıştı. Peşinden, kökünü de halletti.
Dişin kökünü söktü ve ben de bayıldım. Burnuma koku tuttu ve ayıktım. “Amma korkarmışsın,” dedi. Çenemin bir tarafı koptu gibi geldi.
Dişi eline aldı ve yazık oldu fark edemedim, dedi. Sonra pişkince yenisi büyür, dedi.
Hekimin sesini duymak istemedim ve kalktığım gibi dışarıya çıktım. Sahile gittim. Oradan eve geçtim. İki gün sonra, ilde arkadaş beni diş hekimine götürdü.
Hekim, ağzımdaki tahribatını, düzeltmeye çalıştı.
Hasan TANRIVERDİ















