Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Dilim, Türkçem (II)


18 Aralık 2010 00:02

Yorum Yapılmamış

Eski kültürümüzün kısmi etkileri hâlen devam ediyor ama sormuyoruz kendimize, tamamı nasıl diye. Bilinen gerçeklerin asılları ile karşılaştırılırsa, her şey açık açık ortada demektir zaten. Şimdi bazı şeylere yöneldiğimiz zaman, neyin ne olduğunu az çok anlıyoruz, eksikleri tamamlamak da ondan sonraki iştir. Sorgulamamız gereken hususlar da var, göz ardı etmemiz gereken hususlar da. Fuat Köprülü çalışmaları takipçisi olarak, asli özümü ve asli dilimi ortaya koymaktır amacım.

Türkçe, bu kimliğe layık olan bütün milletin ortak ve gerçek dilidir. Sözlü edebiyatta da, yazılı edebiyatta da araştırmaların sonucu hep bu oldu ve hep de bu olacaktır. Bu bir kanaat değil, bu bir gerçektir. Onlarca araştırmacı, bilim adamı, dilbilimciler ve tarih okuyucularının verisiyle birlikte şunu söylüyorum ki; kültürümüz bizim özümüzdür. Yıkılmasına da yıktırılmak istenmesine de mani olmaksa görevimiz.

İsmi daha anılmayan bir sürü insan vardır ki, geçmişten günümüze anonim olarak gelmiştir eserleri. İncelenmesi gerekir her cümlenin, en eskilerin. Bir kültür nasıl doğmuştur, bir dil nasıl gelişmiştir, bir köken nasıl dağılmıştır kimbilir. Geçmişten bugüne şöyle bir bakmak gerekirse, dilin öneminin en iyi şekilde anlaşılacağı zaten barizdir. Bizim anlaşılır kılmaya çalıştığımız olay: Türkçedir. Olayın özü dildeki önemdir. Bir ırktan bin dil çıkar belki ama hepsinin gerçeği vardır altında yatan. Çalışmalardan çıkarılan sonuçlar haricinde; Ziya Gökalp’lerin, Fuat Köprülü’lerin, Şemsettin Sami’lerin, Kaşgarlı Mahmut’ların neyi öğretip, neyi öğretmek isteyip, bize neyi verdiğidir esas.

Yeni bir gelişmenin habercisi niteliği taşıyoruz. Orta Asya’dan kocaman bir selamdır dilimiz. Orta Asya’nın Anadolu’yla dolup taşmasında ortak olan payda, yani öz Türkçe… Atalarımızın deyimleri, eskilerden bugünlere taşınan özlü sözler, Dildeki gerçek olan bütün unsurlar, çoğunluğuyla su yüzüne çıkmış vaziyette. Aşınım toprakta olur, sözde olur, hayatta olur insan yaşamında ama dilde aşınım olmaz. Var olan neyse gerçek de odur ve öyle kalacağı umudundayız. Türkçe toparlama bir dil değildir. Geçmişi en eskilere dayanan ve şuan bazı etnikleri meydana getiren öz bir dildir.

Gerek Kutadgu Bilig’de, gerek Divan’ü Lügati’t Türk’te, gerekse geçiş dönemi eserlerinde; geçmişten ortaya çıkan sonuç ilk olarak Türkçemizdir. Eski lügatlara şöyle bir baktığımızda, alfabesi farklı olan cümle ya da sözcüklerin seslendirilişinde, Türkçenin bariz bir şekilde ortaya çıktığını zaten biliyoruz. Hakaniye lehçesi, Çağatay lehçesi, Osmanlı Türkçesi, Azeri Türkçesi… sırası daha derinlere dayanan kökü büyük bir hazine gibidir dilimiz.

Yıpratılamaz, teklif dahi edilemez kaldırılması, değiştirilmesi mümkün olmayan, asli Türkçemizin bir Ziya Gökalp edasıyla tekrar canlandırılması önemli bir husustur bana göre. Zira, bu dil hiçbir zaman yerini bırakmayacaktır veya soyutlanmayacaktır. Şuan dünya genelinde de büyük bir yayılım gösteren Türkçemizin daha nice güzelliklerle yüceltilmesi dileğiyle.

Genç Yazardan Sevgi ve Saygılarla…

Okunma Sayısı: 109
Kategori: Genel
Etiketler: ,