Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Hüseyin ERKAN

Dikenli Tarladan Gül Bahçesine (XXIII)

Hüseyin ERKAN Yazar Hüseyin ERKAN
23 Ocak 2022
Hüseyin ERKAN, Öykü Tefrikaları
0
Dikenli Tarladan Gül Bahçesine (XXIII)
408
Paylaşma
5.1k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

VAR MI SİZİN DE BÖYLE BİR SEVGİLİNİZ?

Neden bilmem, aşırı bir sevgim var benim, kavak ağacına karşı. Oysa meyvesiz bir ağaçtır o. Dimdik yükselir; minare boyu. Çiçek de açmaz üstelik.

Çocukluğumda, Akseki’nin Gödene köyündeki bahçelerimizde ve ekin ektiğimiz arazilerimizde hiçbir kavağımız yoktu bizim. Zaten bütün köyü arayıp tarasanız toplam beş-onu geçmezdi. (O yıllarda, kavak yerine selvi denirdi hep bizim oralarda.)

Babam, yaz aylarında Manisa, Aydın ve özellikle de Turgutlu dolaylarında pamuk çapası yaparak kazandığı para ile evimizin yanındaki viraneliği satın almıştı; köy muhtarlığından.

“Bırak ağacı, ot bile bitmeyen bu taşlı çakıllı yere onca para verilir mi” diye eleştirmişti babamı, birçok akraba ve tanıdık.

İlkokul iki ya da üçe gidiyordum o sıra. Olumlu ya da olumsuz bir şey düşünmedim sanırım. Fakat babamın mutluluğuna diyecek yoktu.

Satış senedini cebine koyduktan sonra kış, yaz demeden, elinde kazma, kürek babamı çalışırken görüyordum hep orada.

Günlerce, aylarca değil yıllarca sürdü bu çalışma. Taşları bir yana, çakılları bir yana ayırdı. Evimizin önündeki ilkokul ve önünden geçen yol hizasına yaklaşık 2 metre yükseklikte bir duvar ördü önce. Böylece, yolgeçen hanı olmaktan kurtardı o yamacı.

Sonra oradan buradan kendi ördüğü küfe ve selelerle taşıdığı toprakları yayarak üç dört metre eninde, sekiz-on metre uzunluğunda düz bir mandal elde edince babamdaki sevinci bir görmeliydiniz.

O ilk duvardan birkaç metre ötede mandal boyunca ikinci bir duvara başladı. Yine yaklaşık iki metre yükseklikte… Bitince duvar, üstündeki yamacı devirmeye başladı bu kez. Kazma ile, kürekle, çükürle… Adım adım… Kim bilir kaç gün, kaç hafta, kaç ay sürdü?

Evimizin doğuya bakan tek penceresi ve çardaktan izleyebiliyordum babamı. Hiç şikâyet etmeden sessiz sedasız çalışıyordu. Ne benim bir yardımım olabiliyordu, ne ablam Peruze’nin. Yusuf ve Ayfer kardeşlerimse benden küçük…

Çok cefalar çekmiş olan babaannem, ki biz hep “nine” derdik ona, epeyce yaşlandığı için hareket yeteneği oldukça zayıflamıştı artık. Dolayısıyla anneme kalıyordu; evin tüm yükü. Hayvanların bakımı, beslenmesi… Keçilerin sağımı, sütten yoğurt, yoğurttan tereyağı ve bizim keş dediğimiz lor peyniri yapmak da… Hamur yoğurmak, yufka açmak, sacda pişirmek… Yemek yapmak, sofra kurmak, bulaşık, çamaşır…

Dağdan keçilere purç kesip sırtına yükleyip getirmek… Gübreleri çuvallara doldurup bağa, bahçeye götürmek… Saymakla bitmez onun yaptığı işler. Hayrettir, bir gün olsun, annemin de yakınlığını duymadım ben.

İkinci mandalı da elde edince babam, ara sıra ziyarete gelen komşular:

“Biz yanılmışız; ‘yazık etti parasına’ demekle. Meğer sen haklıymışsın Osman Aga. Çalışmakla, emekle hiçbir işe yaramaz gibi görünen viranelik ne hale geliyormuş; hayret!” diye takdirlerini dile getiriyorlardı; sigaralarını tüttürürken.

Her geçen gün biraz daha güzelleşiyordu; o eski çirkin manzara. Üçüncü duvardan sonra üçüncü mandal da çıktı ortaya. Şimdi, evimizin üst yanından geçen yol boyuna da bir duvar yapmaya gelmişti sıra. Öndeki üç duvarı kimseden yardım almadan yapan sevgili babam için çocuk oyuncağıydı bu.

Bırakın inek, öküz gibi büyükbaş hayvanları, çok çevik yaratıklar olan sevimli keçiler bile giremezdi artık bu bahçeye. Öyleyse fidan dikmeye gelmişti sıra.

İncirimiz ve dudumuz vardı; çardağımızın önünde. Mevsimi gelince, çardaktan elimizi uzatarak koparıp yiyebiliyorduk ikisini de.

Elma, armut, kiraz, badem, erik fidanları bulup dikildi önce. Ve ben adı sonradan “Öğretmen Okulu” olan Aksu Köy Enstitüsü’nde okuma hakkı kazandım o yıl.

Yaklaşık dokuz ay sonra, okul tatil olunca döndüğümde, bir yıl önce dikilen fidanlar çoktan yeşermişti.

“Evimizin bahçesi çok güzel oldu baba. Ama bir isteğim var senden.” dedim.

“Söyle yavrum. Yapabileceğim bir şeyse memnuniyetle. Nedir?”

“Şu yukarıdaki yol boyunca uzanan duvarın önüne sıra sıra selvi diksek nasıl olur?”

Birkaç saniye düşünüp:

“Hem de çok güzel olur; bahçeye de ayrı bir hava verir, yola da… Nereden aklına geldi bu senin?”

“Bilmem. Bir an için öyle hayal ettim işte. Gerçekten çok hoş bir görüntü olur. Ayrıca kuzey sınırında olduğundan bahçeye gölge yapmayacağı için başka fidanların büyümesine de engel de olmaz.”

“Doğru söylersin. Şimdi zamanı değil ama. Önümüzdeki yıl ilkbaharda dikerim ben. Okul tatil olup da geldiğinde yeşerdiklerini görürsün inşallah! Hay aklınla bin yaşa sen!”

Dediğini yapan, hem de öyle böyle değil özenle, hakkıyla yapan bir insandı babam. Onun için, mektuplarımda, “Selvi fidanlarını dikmeyi unutma baba” demedim hiç. Ama o, fidanları diktiğini, birkaç kez de suladığını ve yeşermeye başladığını yazdı bana.

Yazın köye gittiğimde, çeşmeden güğümle su taşıyarak birkaç kez de ben suladım. İki üç yıl içinde, boyu kimi yerde iki buçuk metreyi geçen duvarla boy ölçüşüyordu selviler.

Silivri’deki “Küçük Çiftlik”imizde komşum Hanefi Bey’le uzanan 120 metrelik sınır boyunca kavak ve gül dikmiştik hep.

Bolca da sulayınca bahçıvanımız İlyas Efendi, kısa sürede büyüyüp güzelleştirdiler yol boyunu. Sekiz on yıl sonra minare boyu uzayıverdi hepsi de.

Şair ve Ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu, çok sevdiğim bir şiirinde her ne kadar:

Ben arıya arı demem

            Arının balı olmalı.

            Ben güzele güzel demem

            Güzel faydalı olmalı.

            Güzel dediğin işe yaramalı.

            Kadın mı, hamur yoğurmalı,

            Çocuk doğurmalı.

            Ağaç mı, meyve vermeli,

            Çiçek mi, kokmalı…

derse de meyve vermemesine karşın, başını hiç eğmeyen kavakları severim ben.

Ya siz?

Var mı sizin de böyle bir sevgiliniz?  (Devam edecek)

Paylaş
Etiketler: çiftlik evikavak ağacıKöy EnstitüsüselviSilivri
Önceki Yazı

Azrail’in Gözyaşları ve Mahmut Özkoca

Sonraki Yazı

Yedi Tane Mandalina

Hüseyin ERKAN

Hüseyin ERKAN

İlişkili Yazılar

Göz Gördü Gönül Katlanmadı
Hasan TANRIVERDİ

Şakacı Adam

30 Ocak 2026
5k
At Kestanesi
Hasan TANRIVERDİ

At Kestanesi

28 Ocak 2026
5k
Deniz Dalgalı
Doğa-Çevre

Deniz Dalgalı

27 Ocak 2026
5k
Biz Ne Güne Duruyoruz Burada
Hüseyin ERKAN

Halkımız İçin Toprağa Düşenlerimiz

27 Ocak 2026
5k
Sonraki Yazı

Yedi Tane Mandalina

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap