Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Çok Yazık, Bir Kültürümüz Daha Yok Oldu!

İSTANBUL GÜNLÜĞÜ
Mehmet Emin BALLI

08 Kasım 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Farkında mısınız, bir kültürümüz daha yok oldu!.. Kurban ibadeti vecibesini yerine getirirken ailece kestiğimiz “kurban kültürü” bitti/bitirdiler.
Yok şehre yakışmıyormuş da, yok çirkin görüntüymüş de! Falan, falan …
Batının ekmeğine yağ sürenler, şimdi mutlu musunuz?
Birkaç senedir başlayan Müslümanlara ‘kameralı taciz!’ sonunda işe yaradı ve artık büyük şehirlerde kimse ailesiyle kurban kesmiyor. Çünkü kesemiyor, kestirilmiyor!

Kurban Kültürü nedir ve nasıl bitirildi:

Kurban kesme işi bildiğiniz gibi Müslümanlar için vacip olan bir ibadettir. Madden gücü yerinde olan Müslümanlar kurban ibadetini yerine getirmekle mükelleftirler.
Kurban kesme işi bir yandan dini ibadetimizi yerine getirirken, diğer taraftan da kesim işlevi bir Anadolu kültürümüzdü;
Kurban Bayramı’ndan birkaç gün ünce, hayvan pazarlarını gezerek, uzun uzadıya el sıkma/kol sallama işi (bazılarına tuhaf gelir) tatlı pazarlığıyla alınan kurban doğruca eve getirilirdi.
Evde, kına, boya ve al kuşaklarla süslenir püslenir, ailenin sevgisine sunulurdu. Çocukların hayvanlara dokunup sevip okşaması, mesela koçun sırtına binmesi, korkularını yener, hayvandan korkmamaları sağlanırdı, hayvanlarda ürkmezlerdi bile.
Heyecanla kalkılan Bayram sabahında kahvaltı yapılmaz, bayram namazı mukabilinde hemencik kurban törenine geçilirdi.
Evet kurban adeti, bir küçük aile töreni gibi topluca iştirakle yapılırdı. Topluca ‘Allahuekber’ tekbir sesleriyle inleyen mahallede, herkesin kapısının önünde kesilirdi kurban…
Herkes pür neşe içinde olur, büyük-küçük, kadın-erkek mutlaka kurbana karışır, bir yerinden tutarlardı.
Bir taraftan erkekler yüzerken, diğer taraftan kadınlar neşe ile onlara hizmet ederlerdi, sıcak su tutar, terleyen alınlarını havlu ile silerlerdi.
Yüzme işini bitiren erkeklerin yerini bu kez kadınlar alır, kurbanın ince işçiliği kadınların maharetli ellerine bırakılırdı.
Kurbanı üçe bölerlerdi; bir parça eve ayrılır, bir parça komşulara, diğer parça ise hiç kurban kesmeyen fakirlere ayrılırdı.
Ayrılan parçalar tabak tabak pay edilir, çocukların ellerine verilerek gönderilir, onlarda hoplaşa, oynaşa kapı kapı dolaşarak payları dağıtırlar, böylece paylaşmayı öğrenirlerdi.
Evin yaşlı kadını kurban bitene kadar kahvaltıyı hazırlardı. Hazırlanan kahvaltı, kurbanın ciğeri ve kavurmasından oluşan özel bir menü idi. Kurban bitiminde namazlar kılınır, topluca neşe içinde kahvaltıya oturularak günün yorgunluğu atılırdı.

Ya şimdi öylemi?

Yukarıda bahsettiğim güzel adetimiz daha 3-5 sene öncesine kadar devam eden bir Kurban Kültürümüzdü. Kurbanın ailece ve “imece” usülü yardımlaşarak konu komşuyla kesme işi yıllar yılı yapılırdı gerek Anadoluda ve gerek İstanbul Ankara gibi büyük şehirlerde. Lakin bu güzel Kültürümüzün büyükşehir ayağı çok kısa bir zamanda maalesef yok olup gitti.

Ne zamanki, bizim tenimize uymayan “Avrupa Birliği” borazanları çalınmaya başladı, işte bu kültürümüzün de ipi çekilerek, çok kısa bir sürede yok edildi.

Önce basın kocaman kocaman kameraları ile kurban kesme alanlarına saldırdı. Belediyeleri fişekleyerek insanları mahalle aralarından büyük arazilere çıkardılar. Sonra helikopterlerle çektikleri görüntülerle Kurban kesen insanları taciz ettiler, yerde hayvanları ürküttüler.
Yetmedi, kanun yapıp, bu işin “ceza”sını çıkartarak, açık alanlarda kurban kesmeyi yasakladılar.
Yerel yönetimlerin, “Modern Kurban kesim yerleri” adı altındaki getirdikleri çözüm yeterli olmadı. Koca şehrin ihtiyacına cevap vermek ne mümkün!.

Vatandaşın alışık olduğu şey ile Belediyelerin kısıtlı sayıda yaptığı tesislerle örtüşmüyordu. Belediyenin tesislerine giderek, saatlerce sıra bekleyerek kurban kesmek değildi vatandaşın istediği, kurban ailece kesebilme huşusunu yaşamaktı.
Kapalı alanların yeri kısıtlı olunca vatandaş Kurban işinden iyice soğudu.
Kurbandan soğudu işi, tabiî ki Müslümanların Kurban kesme işinden vaz geçtiği anlamına gelmiyor, herkes bir şekilde bu ibadetini yerine getiriyor. Ama, olan artık ailece, komşularla, pür neşe içerisinde kurban kesme adeti yok!. Bilinçsizce bitirdiler …

Şimdi ne olacak?

Ülkemize giren Angus ve Limuzin gibi alışık olmadığımız hayvanların sayesinde,
İstanbul’un Anadolu yakasından Avrupa yakasına yerli hayvan geçirilmiyor olması Anadoludan kurban getiren insanlar mağdur etti… Dolayısıyla Anadoludaki Kurban besiciliği bitiyor. TV ekranlarından duymuşsunudur, gariban satıcıların haykırışlarını “–Bir daha bu işi yapmayacağım, kurban getirmeyeceğim!..”

Belediyelerin “modern kesim tesisleri” yetersiz. “Sıra” da verilse, hizmet “ala” da olsa, bizim ailece, komşuca, imece usülü kurban kesme ruhumuzu yansıtmıyor.
İnsanlar artık bu yerlere rağbetten ziyade “yardım kuruluşları”na bağışlara yöneliyor.
Bu işinde bir rantı oluştu artık. Her ne kadar yardım kuruluşlarının amacı dünyanın değişik yerlerine bu yardımı ulaştırma işini yapıyor olsalar da …
Denetimi, kalitesi, daha birçok kriterini bir tarafta dura dursun, bizim “dokunarak kurban kesme” işimizi bitirdi!…
Hz. Peygamber (SAV) efendimiz bile, kendi kurbanımızı kendi elimizle kesmeyi, komşularımızla paylaşmayı, kendi fakir fukaramızı kollamayı daha çok tavsiye etmiştir.

Bu Kurban bayramında kime ziyarete gittimse, evin erkekleri yoktu. Hepside, bunca kurban kestirmeme (ailece) engellemesine rağmen var güçleriyle kurban kesme gayreti içine girmiş olduklarını gördüm.
Evlerinden onlarca km. uzağa giderek kurban aradılar. İstanbul dışından aldıkları kurbanlarını elleriyle kestiler, Arnavutköy’de, İzmit’te …
Bayram namazından hemen sonra çıktıkları evlerine, akşam karanlığında döndüler.
Yüzlerindeki yorgun ve bezgin ifadeden anladım ki, onlarında artık bu son kurbanları!..

Bugünden gayrı ailece kurban kesme işi bitti, yaşasın (ranta) bağışlar(!) …

Okunma Sayısı: 94

Yazarın Diğer Yazıları

Ticari Elektronik İleti Tercih Hakkınızı Kullanın!

İstenmeyen ticari SMS, e-posta ve aramaları engelleyen İleti Yönetim Sistemi devreye girdi. Ya WhatsApp!.. Geç...

Aşı Olalım mı Olmayalım mı?

Aşı en önemli gündemimiz. Ancak kafalarda bir hayli karışık! Bir taraf ‘Aşı aşıdır, gelsin hemen...

E Dergi, E Kitap Nedir, Nasıl Hazırlanır?

Dijital çağdayız. Bilgisayar ve cep telefonlarımızla dünya avucumuzun içine girdi ve birçok basılı materyal dijital...

‘Uyanış Büyük Selçuklu’ Sinemasal Eleştirisi

Diriliş, uyanış ve… Alp Arslan, Nizamülmülk, Melik Şah, Kılıç Arslan, Ahmed Sencer, Ömer Hayyam, Hasan...

Pandemide Okullar Açılmalı/mıydı?

İki ucu nodullu bir değnek! Bir ucunda Coron’a var diğer ucunda ise çocuklarımızın gelecek kaygısı!...