Öğretmen derste kahramanlarımızın gösterdiği cesaret örneklerini anlatır. Bu kahramanlar sayesinde ülkemiz kurtulmuştur, diye söyler. Bir hafta böyle geçer. Yıl dönümlerinde yapılan törenler bu tür cesaret örnekleriyle doludur. Dedikten sonra öğrencilere büyüklerinizden gördüğünüz cesaret örneklerini ödev olarak yazacaksınız, diyor.
Ödevler geldiğinde, bazılarının ödev kâğıtlarından örnekleri okur. Öğretmenin okuduğu ödevlerdeki cesaret örnekleri.
Ferdi; babam cesaretini her olayda gösterir. Anneme göre gözünü budaktan esirgemez. Dere kaşında sıkıştırdığı domuz ve yavrularına, saldırır. Ana domuzu bıçağıyla keser. Domuz ve yavruları sürü halinde, kaçmayı sel sularına atlamakta bulur. Böylece her zaman olduğu gibi babam büyük bir cesaret örneği gösterir.
Recep; ağabeyimi dedeme benzetirler. Fırıncı Zülküf Ağayı tanıyanlar onun cesaretini anlatırlar. Köye düşen yabaniyi dedemiz karşılar bacaklarını ayırırmış. Karşılaştığı ayı ve balaklarına fırının arkasında kalan ekmekleri ıslayıp hamur haline getirip yedirirmiş. Köyün arılarını bu şekilde korumuş, diyorlar. Dedem yedirmekle kalmamış, dereye yakın yerdeki ağaçlarının altında yuva yapmış ve oraya götürmüş, yuvalarında yatmalarını sağlamış. Ayı ve yavruları dedeme sarılır uyumaya çalışırlarmış. Olayı köylü sonradan öğrenmiş ve takdir etmiş, artık önüne gelen ayıları yedirmiş ve arılarına zararları engellemişler.
Ayşe; babam için korkusuz derler. Beyninde korku duyusunun olmadığını söylerler. Ormana oduna gider. Kesmeyi düşündüğü kuru ağacın dibinde yırtıcı hayvan uyukluyormuş. Hemen tüfeğini çevirir ve hayvanı oracıkta bırakır. Eve dönerken muhtara rastlar ve öldürdüğü hayvandan bahseder. Böyle bir yırtıcı gördün mü? Diye sorar. Muhtar geri dönüp hayvana bakar. Hayvanı tanır, jaguar olduğuna karar verir. Muhtar eğer ölmemiş olsa parçanı bırakmazdı. Dediğinde babam titremeye başlar. Babam, cesaretiyle ilgili bu tip örnekler anlatırdı.
Zeynep; ağabeyim en az beş yıl balıkçıda çalıştı. Küçük ağabeyim askere gidince köye döndü. Yaz boyunca balıkçı tatil dolayısı ile kimsesiz kalınca. Ağabeyimi bir günlüğüne istiyor. O da sabah gün doğmadan gidiyor. Gidiyor ki deniz kudurmuş. Kimse kayığını denize atamıyor. Ağabeyim cesaretini gösterip denize çıkıyor. Kafasına koyduğunu yapan ağabeyim, kayık dolusu balıkla geri dönüyor.
Kerem; babam sözünün eridir. Düşündüklerini söylemekten çekinmez. Doğru bildiğini dilinin ucunda saklar. Huzurlu ve mutlu görünmeyi sever. Düzenli giyinir, tanıdık koymaz selam verir. Okul vardı da biz mi okumadık, diyor. İlçenin kurtuluş gününde, sivil vatandaşlardan da mikrofona çıkarırlar. Babam konuşmasında ilçemizi turizmin cenneti yapalım, sahili parsellemeyelim, parklar yapalım. Derelerimizi ve ormanlarımızı koruyalım, diyebilme cesaretini göstermiştir.
Hande; babam cesaret konusunda kendine özeldi. Çünkü akıllı insan korkar, derdi. Korkmuyorum deyip önüne çıkana saldırırım, diyene acımak gerekir. Saldırsan ne yazar, böyle mantıksızlık olur mu? Diye de soruyordu. Selin önünde sürüklenen kayığı kurtarmaya atlayan cesaretlilerin boğulmasını örnek verir.
Mehmet; ağabeyim kendine göre çok cesur ve sağlam adım atardı. Köyün başında mağara adamı denilen kaçkına, söylenecek söz ve köy adına istenecek para gerektiğinde, ağabeyime baş vurulurdu. Ağabeyim her şeye rağmen mağara adamının yerine gider ve parayı alırdı. Bir gün mağara adamını kamyonetinin arkasına koymuş ve dereye atmış, derede hanımı onu yıkamış ve alınan yeni giysileri giydirmiş saç ve sakalını kesmiş ve bir insan gibi doktora götürmüşler.
Bu olaydan sonra mağara adamının da hikâyesi eskide kalmıştı.























