Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Eylül 18, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Mehmet GÖKSELLİ

Bir Günün İçinde Kaç Kez Değişiyoruz?

Mehmet GÖKSELLİ Yazar Mehmet GÖKSELLİ
18 Eylül 2026
Mehmet GÖKSELLİ, Psikoloji, Sosyoloji
0
Bir Günün İçinde Kaç Kez Değişiyoruz?
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Sabah verdiğimiz kararların akşam neden bazılarını sorguluyoruz? Çünkü insan psikolojisi, gün boyunca aynı düzlemde çalışmıyor.
Saat 08.00…
Alarm çalıyor.

Gözlerimizi açıyoruz. Yeni bir gün.
Dün yaşananlar biraz geride kalmış, bugün henüz yaşanmamış.
Zihin önümüzde duran saatleri bir fırsat olarak görüyor.
“Bugün erken kalkacağım.”
“Bugün sakin olacağım.”
“Bugün işlerimi yetiştireceğim.”
“Bugün kimseyle tartışmayacağım.”
Sabah insanın kendisine verdiği sözler biraz daha kolaydır.
Çünkü günün yükü henüz omuzlarımızda değildir.
Sonra saat 13.00 oluyor.
Aynı insan…
Telefon susmuyor.
İşler birikmiş.
Birileri bir şey istiyor.
Bir toplantı uzamış.
Trafik başlamış.
Sabahki sakinlik, günün gerçekleriyle sınanmaya başlamış.
Ve saat 22.00…
Ev sessiz.
Telefon bir kenarda.
Günün gürültüsü çekilmiş.
İnsan bu kez başkalarıyla değil, kendisiyle baş başa.
Sabah verdiği kararları düşünüyor.
Öğlen yaşadığı tartışmayı tekrar hatırlıyor.
Gönderdiği mesajı açıp yeniden okuyor.
“Bunu neden söyledim?”
“Acaba yanlış mı anlaşıldım?”
“Yarın ne yapacağım?”
İşte insan psikolojisinin en ilginç taraflarından biri burada ortaya çıkıyor:
Aynı insan, aynı gün içinde farklı duygusal ve bilişsel koşullardan geçebilir.
Bu, üç farklı insan olduğumuz anlamına gelmez.
Ama zihnimizin çalışma biçiminin gün boyunca değişebildiğini gösterir.

08.00 — Umudun saati

Sabahın ilk saatlerinde gün henüz tüketilmemiştir.
Önümüzde seçenekler vardır.
Henüz yorulmamış olabiliriz. Henüz günün stres kaynaklarıyla karşılaşmamış olabiliriz.
Bu nedenle sabah saatleri birçok insan için planlama ve başlangıç duygusunu güçlendirebilir.
Fakat burada önemli bir ayrıntı var:
Her insan sabah aynı psikolojik durumda değildir.
Uyku süresi ve kalitesi, biyolojik ritim, yaşam düzeni ve kişisel farklılıklar güne nasıl başladığımızı etkiler.
Kimi insan sabahları zihinsel olarak çok aktiftir.
Kimi insan ise birkaç saat geçmeden kendisini toparlayamaz.
Dolayısıyla psikolojiyi yalnızca saate bağlamak doğru değildir.
Saat bir çerçevedir.
İçinde yaşanan ise insandan insana değişir.

10.30 — Gerçeklik kendini hatırlatıyor

Gün ilerledikçe yapılacaklar listesi devreye girer.
Zihin artık yalnızca “bugün ne yapabilirim?” diye düşünmez.
“Bunu nasıl yetiştireceğim?” sorusu da ortaya çıkar.
Dikkat bölünür.
Bir işten diğerine geçilir.
Telefon, e-posta, toplantı, trafik, sosyal ilişkiler…
Modern insanın zihni aynı anda çok sayıda uyarana maruz kalabilir.
Ve burada önemli bir psikolojik gerçek ortaya çıkar:
Zihinsel kapasitemiz sınırsız değildir.
Sürekli karar vermek, sürekli dikkat değiştirmek ve sürekli tepki vermek yorucu olabilir.
Sabah sakin görünen insanın öğlene doğru daha tahammülsüz davranmasının tek nedeni “karakteri” olmayabilir.
Günün birikmiş yükü de davranışlarını etkiliyor olabilir.

13.00 — Günün ağırlık merkezi

Öğle…
Artık günün nasıl geçeceğine ilişkin ilk izlenim oluşmuştur.
Sabah planladığımız şeylerin bir kısmı yapılmış, bir kısmı ertelenmiş olabilir.
Tam bu noktada insan kendisini başkalarıyla kıyaslamaya da daha açık hâle gelebilir:
“Ben neden yetiştiremiyorum?”
“Herkes benden daha başarılı mı?”
“Neden işler benim istediğim gibi gitmiyor?”
Özellikle sürekli performans göstermenin beklendiği bir yaşam biçiminde insan, kendi değerini yaptığı işlerle ölçmeye başlayabilir.
Oysa insanın değeri, gün içinde kaç işi tamamladığıyla ölçülebilecek kadar basit değildir.
Bir gün verimsiz geçebilir.
Bir toplantı kötü geçebilir.
Bir proje yetişmeyebilir.
Bunların hiçbiri tek başına insanın bütün hayatını tanımlamaz.

17.00 — Tahammülün sınandığı saatler

Akşama doğru fiziksel ve zihinsel yorgunluk kendisini daha fazla hissettirebilir.
Günün stresleri birikmiştir.
Bazı insanlar için bu saatler işten çıkış, trafik, aile sorumlulukları ve yeni kararların başladığı ikinci bir mesai anlamına gelir.
Tam da burada küçük bir tartışma büyüyebilir.
Bir cümle gereğinden fazla dokunabilir.
Normalde önemsemeyeceğimiz bir davranış bizi öfkelendirebilir.
Bunun anlamı, “Akşam herkes sinirli olur” değildir.
Ama yorgunluk ve stresin duygu düzenleme süreçlerini zorlaştırabileceğini unutmamak gerekir.
Bazen problem yalnızca karşımızdaki insan değildir.
Bazen karşımızdaki insana verecek enerjimiz kalmamıştır.
Bu ayrımı yapabilmek, ilişkiler açısından büyük önem taşır.

19.00 — Eve dönen beden, geride kalan zihin

İnsan işten eve geldiğinde yalnızca bedenini getirmez.
Günün konuşmalarını da getirir.
Kırgınlıklarını getirir.
Başarısızlıklarını getirir.
Söyleyemediklerini getirir.
Bazen hiç ilgisi olmayan bir tartışmaya bile günün başka bir yerinde yaşanan stres sızar.
Bu nedenle aile içinde yaşanan her gerginliğin kaynağı bazen o anki konuşma olmayabilir.
İnsan, gün boyunca biriktirdiklerini akşam saatlerinde daha görünür hâle getirebilir.
Bu yüzden sağlıklı iletişimde şu soru önemlidir:
“Şu anda gerçekten bana mı kızgın, yoksa bütün günün yorgunluğunu mu taşıyor?”
Elbette bu sorunun cevabını bizim yerimize varsaymamak gerekir.
Ancak sormak, anlamaya çalışmanın ilk adımıdır.

22.00 — İnsan kendisiyle karşılaşıyor

Ve nihayet gün bitiyor.
Saat 22.00…
Dışarıdaki dünya yavaşlıyor.
İnsan kendi düşüncelerinin sesini daha fazla duymaya başlıyor.
Gün içinde ertelenen duygular yeniden ortaya çıkabiliyor.
Bir telefon konuşması.
Bir bakış.
Bir cümle.
Bir hata.
Bir özlem.
Bir korku…
Gecenin sessizliği bazen insanın zihnini dinlendirmek yerine düşüncelerin daha fazla fark edilmesine neden olabilir.
Ancak burada çok önemli bir ayrım var:
Gece aklımıza gelen her düşünce doğru değildir.
Duygumuz gerçek olabilir.
Ama duygumuzun ürettiği yorum yanılabilir.
“Kimse beni sevmiyor.”
“Her şey kötü gidiyor.”
“Bu ilişki kesinlikle bitmeli.”
“Hayatımda hiçbir şey yolunda değil.”
Bunlar gerçekler değil, o anda zihnimizin ürettiği değerlendirmeler olabilir.
Bu nedenle özellikle yoğun duygular içindeyken büyük kararları hemen vermek yerine, mümkünse biraz zaman tanımak ve düşünceyi yeniden değerlendirmek yararlı olabilir.

00.00 — Zihin hâlâ konuşuyor

Gece yarısı…
Beden yatağa girmiştir.
Ama zihin hâlâ mesaidedir.
İnsan bazen bütün gün susturduğu soruları tam uyuyacakken duymaya başlar.
“Ya şöyle olursa?”
“Keşke…”
“Acaba…”
İşte burada uyku yalnızca ertesi günün enerjisi açısından değil, zihinsel ve duygusal işleyiş açısından da önem kazanır.
Yetersiz veya kalitesiz uyku, ertesi gün dikkat ve duygu düzenleme gibi süreçleri olumsuz etkileyebilir.
Bu yüzden bazen çözmeye çalıştığımız problem, uykusuz bir zihinde olduğundan daha büyük görünebilir.
Bazı geceler hayatımızı çözmemiz gerekmiyor.
Bazen sadece uyumamız gerekiyor.

Sabah söylediğimiz sözlere akşam neden şaşırıyoruz?

Çünkü insan sabit bir makine değil.
Biyolojik ritimlerimiz, uyku durumumuz, stres düzeyimiz, yaşadığımız olaylar, sosyal çevremiz ve içinde bulunduğumuz koşullar psikolojik durumumuzu etkiliyor.
Ama bundan “Saat 22.00’de verilen kararlar yanlıştır” sonucu çıkarılamaz.
Aynı şekilde “Sabah alınan kararlar daha doğrudur” demek de bilimsel olarak doğru bir genelleme olmaz.
Asıl mesele saatin kendisinden çok, kararı hangi psikolojik durumda verdiğimizdir.
Çok yorgun muyuz?
Çok öfkeli miyiz?
Aşırı kaygılı mıyız?
Uykusuz muyuz?
Baskı altında mıyız?
Yoksa sakin ve düşünmeye elverişli bir durumda mıyız?
Bazen saate değil, kendimize bakmamız gerekir.

Bir günün içinde kaç farklı “ben” var?

Belki de cevap şudur:
Tek bir “ben” var.
Ama o “ben” gün boyunca farklı koşullardan geçiyor.
08.00’de umutlu.
13.00’te mücadele içinde.
17.00’de yorgun.
22.00’de sorgulayan.
00.00’da düşünen…
Bunların hepsi aynı insan.
Bu yüzden kendimizi yalnızca en kötü saatimizle tanımlamak da, en iyi saatimizle idealize etmek de doğru değil.
İnsan bir anından ibaret değildir.
Bir öfkeden ibaret değildir.
Bir başarısızlıktan ibaret değildir.
Bir gecelik umutsuzluktan da ibaret değildir.
İnsan, bütün günün toplamıdır.
Belki de psikolojik olgunluk, gün içinde değişen ruh hâlimizi bastırmak değil; onların her birini fark ederek hangisinin geçici, hangisinin üzerinde gerçekten düşünmemiz gereken bir işaret olduğunu ayırt edebilmektir.
Sabah kendimize verdiğimiz sözleri akşam hatırlayalım.
Akşam yaşadığımız duyguları sabah yeniden değerlendirelim.
Ve kendimize şu soruyu soralım:
“Bugün değişen ben miydim, yoksa sadece hayatın içindeki koşullar mı değişti?”
Çoğu zaman ikincisi.
Çünkü insan değişkendir.
Ama bu değişkenlik bir kusur değildir.
İnsan olmanın kendisidir.

Mehmet GÖKSELLİ

Editör-Yazar-Yayın Kurulu Üyesi-Denetmen

Paylaş
Etiketler: #insanpsikolojisi#öğleakşamErkenpazarsaatsabahTelefontrafikzihin
Önceki Yazı

Pembe Lili

Sonraki Yazı

Direksiyon Sınavları Kamerayla Denetlense Ne Olur?

Mehmet GÖKSELLİ

Mehmet GÖKSELLİ

İlişkili Yazılar

Kendini Geliştirmek, Kendinden Kaçmak Değildir
Eğitim & Kültür

Kendini Geliştirmek, Kendinden Kaçmak Değildir

17 Eylül 2026
5k
Gürlek ve Çiftçi Sahada: Devletin Balyozu Suçun Üzerinde!
Genel Eğitim

Gürlek ve Çiftçi Sahada: Devletin Balyozu Suçun Üzerinde!

16 Eylül 2026
5k
Çocuklarımızı Nasıl Bir Geleceğe Hazırlıyoruz?
Bilim & Teknoloji

Çocuklarımızı Nasıl Bir Geleceğe Hazırlıyoruz?

16 Eylül 2026
5k
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı
Eğitim & Kültür

Ulusaldan Uluslararası Arenaya Uzanan Bir Kalem: Mehmet GÖKSELLİ

15 Eylül 2026
5k
Sonraki Yazı
Yoldaki Levhalar

Direksiyon Sınavları Kamerayla Denetlense Ne Olur?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap