Kadir sessiz, kimseyle laf yarışına girmez ve nereden geldiğini de kimse bilmezdi. Kadirin özelliği, tezgahında yalnız bir tane eşya satardı. Gün içerisinde okul da olsa boşluk bulur ve eşyasını satardı.
Bir tane bayrak satıyordu. Sattığında eve gidiyordu. Birden fazla satamaz mısın? Diye sorduğumuzda, “Hayır” diyordu. İnce uzun boylu ve masum görünüşlüydü. Siyah saçları ve kahverengi gözleri sanki parlıyordu.
Bugün, Kadir tezgâha bir tane balonla geldi. Tezgâh başında olanlar, Kadir on tane getirseydin ya dediler. Kadir balonu satmadan önce cebimde beş kuruş yoktu. Sattığımda ise beş lira oldu. Balonu satıcıdan almıyorum, sokakta buluyorum, dedi.
Birgün sonra Kadir oyuncak arabasıyla geldi ve hemen sattı. Her gün bir taneyle satış ağı kurduğunu söylüyordu. Çok satıp da bir gün sonra havaya girmek istemiyorum, derdi. Her gün bir tane ayda otuz tane eder diyordu.
Kadir bir tane az ve öz diyordu.
Çok satmak için harcayacağım zamanı, derslerime çalışmakla başarılı olacağıma inanıyorum. Böylece geleceğimi de düşünmüş oluyorum. Gün içerisinde elde ettiğim bir bayrağı sattım. Toptancıda her şey bulunuyordu. Onlardan birer tane alıyordu.
Ambalajında bir bayrak, temiz bir kutu içerisinde, çıkarıp satıyordu. Bu konuda yorum yapmıyordu. İşini büyütmesi için sermaye kabul etmiyordu. Yanındaki satıcıya, ayda otuz tane bayrağın kaç lira ettiğini hesaplarsan, bir maaş dedi.
Kadir beş kişilik aileyi geçindiriyordu. Çok satmanın bir faydasının olacağını sanmıyorum. Paraya ihtiyacımızı bir bayrak hallediyor, diyordu.
Bir tane satıyorum, belediye zabıtalarını görmüyorum. Vergi memurlarının yazısıyla karşılaşmıyorum. Onların vereceği sıkıntıya katılmıyorum. Kadir okulu bitirdikten sonra, yüksek okulu kazanırsam, gittiğim şehirde de bir yerine on tane satmaya başlarım, dedi.
İki gün sonra, kışlık botu satan Kadir beş dakika içerisinde okula gitti. Öğretmeni başka ayakkabılar vereceğim satarsın, dedi. Kadir teşekkür etti.
Ayakkabılarını tamire verdi fakat öğretmenin verdiklerini sattı. Çünkü botlar daha kolaylıkla satılıyor, dedi. İkinci elden aldığı malları da satıyordu. Komşusunun verdiği malları da birer birer satıyordu. İki palto ve kabanı sattı. Bunlardan iyi para kazandım, dedi.
Kadir hediyelik eşyaları da satmaya başladı. Kadir uzun uzun, düşünmeye gerek yoktu. Çünkü malları nasılsa bedava almıştı. Onun için neye satarsa kârdı. Fiyatı asla yükseltmezdi.
Kadir kimseyle konuşmaz, işine bakardı. Bazen de satıcılar elindeki bir tane eşyayı alırdı. Bu durumda Kadir okula koşardı.
Hasan TANRIVERDİ






















