BABAMIN MASALLARI
Amansız karlı kış günleri gelip bastırdığında, dışarda karakış buvvv buvvv buydururken içerde kömür sobası tatlı tatlı çıtırdarken işlerinden dolayı çok da evde duramayan babacığım, o kısıtlı zamanlarında bile çocuk gönlümü hoş tutan bir masal anlatırdı bana hiç unutmam.
‘Bizim dağlara şimdi çok kar yağmıştır, diye başlayan.
Şimdi biz orda olsak, karların arasında kalsak ben sana bir çadır kurarım, senin üzerini böyle battaniyemle kapatırım ateş yakarım, seni ormandaki bütün tehlikelerden, kurtlardan bile korurum’ diye devam eden.
Köyüne, köyünün dağlarına özlemini barındıran hasret içeren bir masaldı bu belki de.
Sıcacık çadırın içinde yumuşacık battaniyenin kucağında uyuyuverirdim, yüreğim huzur içinde, uçardım da düşlerimde.
Nasıl bir güven dolardı içime her seferinde babam bu masala başlayınca.
Babam güçlü, babam adam, o beni korur. Şimdi sırtı yere gelir mi hiç bu çocuğun?
Şimdiki gibi pahalı oyuncaklarla, müzmin, yapay sevgilerle değildi ki baba evlat sevgileri o zamanlar.
Bazen şemsiyeli bir çikolata, bazen cebinde gün boyu yemeyip gezdirdiği, getirilip cam önüne bırakılan mevsimine gere bir elma ya da armut.
Sonra içeri girer, benim aslan yürekli Rişar’ım ‘camı aç bak bakalım, kuşlar bugün sana ne getirmiş?’ diyerek yapardı küçük sürprizlerini.
Sen bu pedagojik formasyonu hangi üniversiteden almıştın mühür gözlü, servi boylu, kasketli, çalışkan babam benim?
Şükran Uçkaç Yargı Sazsızozan
5 Şubat 2026
Ankara















