Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Arafı İkamet Seçen Kadınlar (I)

VAHA-SAHRA
Marry GRÜNBART

11 Ocak 2021 00:00

Yorum Yapılmamış

Anadolu Kadı(n)ları -1-

Sahi evlat olmak neydi?Öğrencilik hayatımda okulun en en başarılı öğrencileri arasında hatta birinci sırada olmak kendim için verdiğim bir yarış mıydı?

Dönem sonlarında taktir getirmek alışılmış bir durum olsa da, nefesimi tutarak koşar adım eve taşırdım havada asılı duran sevincimi. Her seferinde ilk kez almışım gibi gelirdi. Babamın gözlerinde ışıldayan gurura sebep olmak her şeye bedeldi. Belki de erkeklerden, erkek kardeşlerimden birkaç adım önde olmak içindi bütün bu çabalamalar…

Ah o babamın gam gemileri yüzdüren güz mavisi gözleri! Kederi taşırarak dalıp giden bakışlarıydı zihnime en son kazılan. Yüreğimi acıtan kuyu derinliğindeki öyküsünü hatırlatırdı bana annesinden ç/aldığı güzel gözleri.
Öksüz, yetimdi babam. Hiç kıyamamıştı evlatlarına, özellikle de kızlarına… “Annem” diye severdi ya bizi küçük yaşta annesiz kalmışlığının üstünü örter gibi. Belki de yarasını kanatırdı gizli gizli! Sonrasında babasız kalışı! Dokuz yaşındaki bir çocuk nasıl tek başına tutunurdu ki hayata. Babamdı en yakın örneği…

On çocuk içinde en çok benim babamdı sanki. Acıyan hasretim. Mezar taşına sarılıp içerlerken bir avuç toprağı avuçlamak değildi en zor olan.
– “Sen ne istersen öyle yap. Seçtiğin yol ne olursa olsun yanındayım gülüm. Yarama merhemim“ derdi hep bana.
O an his ettiğim duygumu anlatmak zor gelir şimdi…
Yıllar içerisinde toplum içerisinde saygın bir yer edinmişti. Sert otoriter görünüşü altında şefkatli sevgi dolu kalbi vardı. Buna rağmen garip bir şekilde gölgesi bile çok ağır gelir, çekinirlerdi. Açıkçası bizim içinde durum aynıydı. Onun evde olduğu zamanlarda sükunetin hakimiyetine teslim ederdik kendimizi.

Ya annem helal etsin diye verdiği sütü neler yapmıştım. Çocuk yaşta evlenip kahır yükünü onurla taşıyan bu kadını nasıl mutlu edebilirdim. Kız çocuklarını geç olmadan yüz ağlıyla evlendirmeyi öğretmişlerdi ona. Sertti çok… Katıydı anneciğim.

Eğitimimi yarıda bırakıp onun istediği biriyle evlenerek kime zindan etmiştim dünyayı, kimi yüz ağlığı ile bahtiyar kılmıştım. Genzime kıymık olup batan anne sütünü burnumdan fitil fitil getiren kader miydi? Anneciğim mi?..

Yere batasıca törelerimiz miydi yoksa. Dünyayı kadına dar eden ah o lanetli Anadolu kadıları!
Annem dışarıya karşı hoşgörülü, yardımsever, merhametli aynı zamanda saygı duyulan sözüne itibar edilen tam bir Anadolu kadınıydı. Bize karşı otoriter, dayatmacı bir yapıya sahip olması yüzünden zaman zaman çatışmalara girerdik kendisiyle. Son sözü o söylerdi genelde. Çevre faktörü en büyük etkendi dayatmalarında.

Kahverengi gözlerindeki zindanın telvesine düşüşlerim yok muydu, ah annem ah! Az bedel ödememişti oysa. Seviyor muydum otoritesiyle bize yaşama alanı bırakmayan bu esmer kadını. Kendisine dayatılan yanlışları bize dayattığı için af edebilir miydim onu. Düşündükçe kendi içimde öfkemi bastırarak hoş görebiliyordum aslında. Merhametliydim çok, ah ne yazık bu yönümle ona benziyordum. Bildiği doğruları sunmuştu bize işte. Korkuları endişeleri vardı evlatları için. Evlenip yuva kurarlarsa her şey yoluna girecekti. Herkes kendi yolunda yürüyecek, sorumlulukları azalacaktı onun da. Laf/söz gelmeyecekti.

Yıllarını vermişti evlatlarına. Daha iyi yaşayalım diye verdiği emeği taktir ediyordum bir yandan. Hayata karşı verdiği mücadele onu otoriter, güçlü bir kadın yapmıştı her halükârda. Bilmeden etmeden sevmeden evlenmişti o da. Katılaştırmışdı onu yaşadıkları… Kaya kadar sert olabiliyordu bazen. Diğer yandan yardımsever maraz doğuracak kadar merhametli bir insandı çevresine karşı…
Ortaokuldan başlayayarak abartısız her gün kız görmeye gelirlerdi bize. Ablalarım ondört yaşlarında evlenip gitmişlerdi. Onüç yaşını doldurmuştum işte. Ben okuldan yorgun argın dönerken her gün yeni bir süprizmiş gibi tanımadığım etmediğim uzak yerlerden ya da çevreden birileri beni görmeye gelirlerdi. Her seferinde hayır cevabı almaları hırslandırıyor muydu nedir yılmak nedir bilmiyorladı. Ziyaretlerinin ardı arkası kesilmiyordu. Bu durum liseyi bitirene kadar devam etmişti. Annenim itibar ettiği komşularımızdan biri bir gün anneme,

– “Kızı yine mi vermediniz? Verin birine gitsin. Hem milletin tesellisi düşer hem de ayağı kesilir. Siz de rahat edersiniz.“
– “Diğer kızları okutmadık bari bu okusun. Evlenmek istemiyor, okumak istiyor.“
– “Okutup ne yapacaksın ki el oğluna mı yedirsin maaşını, evlendir gitsin işte. Güzel kız peşine düseni çok. Okula gidip gelirken biri tutup zorla kaçırırsa ne yapacaksın?“
Annem de çevre baskısının etkisiyle olsa gerek içlerinden birini seçip,
– “Beni dinlersen bununla evlen, hem çalışkan da. Seni isteyenlerin içinde en iyisi bu.“
Uzun süre ayak diremiş olsam da zihnimde annemin söyledikleri yer etmişti bir kere. Anne baba sözü dinleyenin bahtı açık olur derdi hep annem.
– “Beni dinleyin ki gün yüzü göresiniz, Allahın da gönlüne hoş gelir hem.“

En sonunda teslim bayrağını çekmiş hiç plânda olmayan bir yola yönümü çevirmiştim. Öyle hızlı gelişmişti ki oldu bittiye gelmişti her şey. İlk günden başlayarak azap içinde geçen bir evliliğin içinde bulmuştum kendimi. Kimin günahını ahını almış olabilirdim diye kara kara düşünmeme sebep olan bir cehhenemin içindeydim artık.
Ya anne olmak neydi?

Okunma Sayısı: 30
Kategori: Marry GRÜNBART
Etiketler: , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Arafı İkamet Seçen Kadınlar V

Arafı ikamet seçen kadınlar -Anadolu Kadınları – 5 İş elbiselerimi, gardrop anahtarıyla birlikte teslim ettikten...

Arafı İkamet Seçen Kadınlar (IV)

İçime doğru kazdığım kuyu gittikçe derinleşiyordu. O vakitlerde farkına varamadığım yavaş yavaş ruhumun girdaplarında kaybolduğumdu....

Arafı İkâmet Seçen Kadınlar (III)

Anadolu Kadınları Zaman kavramını yitirmiştim. Güzel olan tek şey hafızamda zerre kadar yer işgal etmiyordu....

Arafı İkamet Seçen Kadınlar (II)

Anadolu Kadı(n)ları -II- Bukle bukle altın sarısı saçları, zümrüt yeşili gözleriyle dünyamı aydınlatan canım kızımda...

Seranat VII

Yüzümü gül bahçesine çeviren bu gülüş sensin. Yağmur yağmur gözlerim, kirpiklerimin esaretinde tutamadığım damla damla...