AHH!… BİR ÖĞRENEBİLSEK… BİR ÖĞRENEBİLSEK!…
AMA NEYİ!… ONU BİLE BİLMİYORUZ!… Kahrına soruyorum…
Sevgiyi biliyor muyuz? Saygıyı, hoşgörüyü… Empatiyi.
Erdemi, vicdanı, aklı kullanmayı, iradeyi… Sormayı, sorgulamayı,
Özgürlüğü, eleştirel düşünceyi… İrdelemeyi, analizi sentezi… İnsanı insan yapan o yüce değer HUKUKU ve onu değerlendirmeyi…
Kahrına soruyorum bunları…
Zira benim bu çıkışıma küfürle karşılık verecek “dünya sayıda” insanın var olduğunu biliyorum. Hepside “elbette” diyerek bunların hepsini bildiğini söylemekle kalmayacak yedi ceddime saydıracak.
Ben de edebiyle cevap verenleri istisna tutup diyorum ki; bunları bilen – uygulayan “dünya” insan varolsa buncası yaşanır mıydı saygısızlığın, aymazlığın, hukuk tanımazlığın, vicdansızlığın… İnsanı, insan olmaktan utandıran bunca hayasızlığın!?…
Eğitimi biliyor olsaydık, yerlerde böylesine sürünür kılmazdık herhalde eğitimi… Onun insanı insan yapan en yüce değer olduğunu bilir, çağdaş uygarlığa ulaşmada bilimin önemine önem verir, okulları mahalle mekteplerine, üniversiteleri medreselere dönüştürmek gafletine düşmezdik. Bilim yuvası olması gereken üniversitelerin başına biad ehli hurafeleri bilim sanan sarıklı rektörler diye dikmezdik.
En azından, üniversitelerin birer bilim yuvaları olması yanında her türden fikirlerin rahatça öğrenilebileceği, tartışılabileceği, farklı fikir sahiplerinin birbirlerine hoşgörüyle bakabileceği aydınlanma merkezleri olmalarının önünü açardık. Oraları anarşi yuvası görmezdik!.
Hukuku bilseydik; bunca hukuksuzluk yaşanır mıydı ülkede?…
Yönetimin emrine tabi yön arar mıydı hukuk kendisine? Düğmesiz cüppenin önemi değilse bile kıymeti bilinmez miydi hiç değilse?
Hukuk mu giderdi yönetimin ayağına, yoksa yönetim mi gelirdi hukukun makamına!?…
“Ben hukuktan üstün değilim!” diyerek en doğru biçimde kendisinden istenen hukuksuzluk reddedilmiş ve çözüm için hukuk kapısı gösterilmişse , bunun mutlak devamı beklenir tüm uygulama alanlarında. Doğru söz, uygulama alanı bulamıyorsa, inandırıcılıktan uzaktır.
Nasıl ki, bilim aydınlanmacılığı ile inandırıcı ve bilimse, hukuk da tarafsızlığı ve eşitlikçiliği ile inandırıcıdır ve hukuktur.
“Ben hukuktan üstün değilim” sözü inandırıcılığını sürdürecek idiyse, Boğaziçi Üniversitesi’nde meydana gelen olayın da hukuka bırakılması işin doğrusu değil miydi?, “Bunlar terörist gençler. Bu terörist gençlerle ilgili her türlü çalışmayı yapıyoruz. Onların eşgallerini belirlemek suretiyle bu üniversitede okuma hakkını vermeyeceğiz.” Söylemi, “Ben hukuktan üstün değilim” söylemini gölgede bırakmamış mıdır? Gölgede kalmış hukuk ne kadar inandırıcıdır?
*
Ahh!… Bir öğrenebilsek… Bir öğrenebilsek Ama neyi!…
Onu bile bilmiyoruz!…
Mehmet Halil ARIK
Emekli eğitimci – DENİZLİ




















