Bir kadının kalbini anlamak, yalnızca söylediklerini dinlemekle olmaz. Bazen onun suskunluğuna, gözlerindeki değişime, eskisi kadar konuşmamasına ve artık bazı şeyleri anlatmak için çaba göstermemesine bakmak gerekir. Çünkü kadın çoğu zaman bir anda soğumaz. Uzun süre düşünür, sabreder, affeder, yeniden umut eder. Fakat bir gün içinde biriken bütün kırgınlıklar ağır bastığında, kalbinin kapısını sessizce kapatır.
Kadın, sevdiği erkeğin yanında yalnızca bir eş veya sevgili olmak istemez. O, hayatın yükünü paylaşabileceği gerçek bir yol arkadaşı arar.
Kendisini değerli, güvende ve anlaşılmış hissetmek ister. Büyük sözlerden çok, küçük ama samimi davranışlara önem verir.
Bir bakış, içten bir teşekkür, zor bir günün sonunda “Sen nasılsın?” diye sorulması bile onun dünyasında büyük bir anlam taşır.
Çünkü kadın, sevgiyi yalnızca kelimelerde değil, davranışlarda arar.
Bir erkeğin ailesine, eşine ve çevresindeki insanlara gösterdiği saygı da kadının gözünde çok değerlidir.
Sorumluluk alan, verdiği sözün arkasında duran, zor günlerde kaçmak yerine omuz veren bir karakter, güven duygusunu büyütür.
Kadın güçlüdür; hayatın en zor dönemlerinde bile ailesini ayakta tutabilir.
Kendi yorgunluğunu saklayıp sevdiklerinin yüzünü güldürebilir. Kimi zaman anne, kimi zaman eş, kimi zaman evladına yol gösteren bir rehber olur. Fakat güçlü olması, kırılmayacağı anlamına gemez. Sabrını sonsuz sanmak büyük bir yanılgıdır.
Sürekli ihmal edildiğinde, küçümsendiğinde veya başka insanlarla kıyaslandığında iç dünyasında yavaş yavaş uzaklaşmaya başlar.
Önce anlatır, sonra susar. Önce çözüm arar, sonra kabullenir. En sonunda da kendisini korumak için mesafe koyar. İşte o mesafe, aslında bir gecede oluşmamıştır. Kadın gitmeden önce defalarca kalmaya çalışmıştır.
Ben, Araştırmacı Yazar İsmail Yaman. Gözlemlerim bana şunu gösteriyor: Bir kadını kaybetmek istemeyen erkek, onun varlığını sıradan bir parça değil, kıymetli bir değer olarak görmelidir. Kadın, kendisini değerli hissettiği yerde güzelleşir. Sevildiğini hissettiği yerde daha çok sever. Ama sürekli kırılan bir kalbin de bir sınırı vardır. Kadın bazen kavga ederek değil, susarak uzaklaşır.
İşte en tehlikeli sessizlik de budur. Konuşan kadın hâlâ bir çözüm arıyordur, fakat artık hiçbir şey söylemeyen kadın kendi içinde kararını vermiştir.
Unutulmamalıdır ki, bir kadının kalbi sessizleştiğinde, o sessizlikte yılların anlattığı bir hikâye vardır. Onu duymak için artık kulaklardan önce vicdana ihtiyaç vardır.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
yazarismailyaman@gmail.com
WhatsApp: 0541 850 78 84














