HAMUR MAYASI
Hanım kızım teyzenden, hamur mayası alır mısın? Küçük bir parça da olsa yeter. Size öğleye çörek pişiririm.
Hanım kız telaşlandı, tası aldı ve terliklerini giydi.
Ana, hanım kızın peşinden baktı. Terliklerinin takılıp düşmesinden korktu. Yavrum dikkatli yürü, dedi. Ana, dikkatsiz yürüyor, önüne bakmıyor, koca kız oldu fakat hala çocuk, dedi.
Hanım kız durakladı, soluk alışverişi hızlandı ve az koştuğu halde tıkandı. Terlikleri eline aldı. Ayakları acıyınca yeniden giydi. Spor ayakkabılarım, dedi.
Kamyonet yavaş geliyordu. Hanım kız iyice kaşa sıkıştı. Korktuğu açıktı, yol dardı. Arabadaki gençlerden biri, “Seli, çekil kenara,” diye bağırdı. Hanım kız çelimsiz haliyle, Kamyonete bakmadan, “kaşı itemem ya,” dedi.
Hanım kız kendi kendine konuşuyordu. Maya almaya geç kalmışsam, kabahat terlikte. Çünkü ayağım takılıyor ve yürüyemiyorum. Anam kabul etmezse süpürgenin sapını sırtımda kırar. Halbuki hamura yoğurt katarak yoğursa, mayalanmış gibi kabarır. Senem, hala yoğurt katar, maya diye kimseyi koşturmazdı.
Mahallede sahipsiz köpek dolaşmazdı. Bazen evden kaçıp yiyecek arayan köpeklere rastlansa da çocuklar taşlar ve kaçırırlardı. Hanım kızın aklına arabadaki gence, köpek demek gelmiş fakat sahipsiz köpek demeyi unutmuştu.
Hanım kız, bu kadar da olmaz, kısa sürede maya almak da ne demekmiş, dedi. Teyzenin kapısına vardı. Havadaki sessiz bulutları izledi. Geçen gün yağmurda sırılsıklam olmuştu. Kuru yerim kalmadı, demişti.
Hanım kız kapının tokmağına vurdu. Tak tak diye ses gürledi. Sesin gürlemesi önemli değildi. Çünkü açan olmamıştı. Acaba evde kimse yok muydu? Havaya yakalanmayayım, dedi. Evin alt penceresine yürüdü. Pencereden içerisi görülmüyordu. Çünkü eline ne geçirmişse pencerenin demirine asılmıştı.
Teyzenin yerinden kolaylıkla kalkamadığını hatırladı. Tokmağı birkaç defa daha vurdu. İçeriden, kalkıyorum patlama geliyorum, dedi. Sesi duyan hanım kızın yüzü güldü, maya, dedi.
Teyze, geliyorum, sağır değilim?
Hanım kız, “teyze benim,” dedi.
Teyze, sen misin? Kızım kapıyı açtım “içeriye girebilirsin,” dedi.
İçeriye girmesem, anam maya istedi. Öğleye çörek yapacak, haydi anamın ziyafetine, dedi. Elindeki tası uzattı ve teyzenin eline değdirdi. Teyze ikinci hamlede tasa elini tuttu. Şimdi hamuru ocağa koyuyordum, dedi.
Hanım kız, hamuru teyzenin güneşin vurduğu ve ısıttığı yere koyduğunu gördü. Heyecanlandı ve sesini yükseltti. Teyze ne yaptın, ocağı hazırlamışsın ama hamuru, ocağın yanına ve güneşin vurduğu aşhaneye koymuşsun, dedi.
Güneşin bacadan gelen ışınlarının ısıttığı yere hamuru koyan teyze, kızım, göz görmezse öyle karışıklıklar oluyor, dedi. Teyze eliyle ocağı yokladı ve olayın farkına vardı. Hamurun altını sildi ve ocağa koydu.
Hanım kız da yardım etti. Saçı ocağın üzerine yerleştirdi. Kenardaki ateşi, köz ve külü saçın üzerine çekti.
Hanım kızım sen olmasan, hamuru nasıl pişirirdim. Kör olmam, böyle aksaklıklara neden oluyor, dedi.
Teyze, yolda arabalar beni kollamasa yürüyemiyorum. Onun için kendi başıma evden çıkamıyorum. Eskiden araba yolu yoktu ve dışarıya çıkabiliyordum. Yolu doğru yapmadılar.
Hanım kız mayayı gecikmelide olsa anasına getirdi. Hamurun olayını, teyzenin yanlışını anlattı. Ana kabul etti.
Hanım kızın öğleyin çöreklerinde payı büyüktü.
Hasan TANRIVERDİ















