İNCE BİR DUYGU
İnce bir duyguya sahipti. Ruh halinin etkisiyle kimseye karışmak istemiyordu. Kendi başına kalmak, şiir yazmak, kelimelerle oynamak, vazgeçmediği bir tutkuydu. Şiirlerindeki duygu yüklü inceliği kavramak emelindeydi.
Zevkle yazar ve okurdu. Yalnızdı.
Yazdıklarıyla taktir edilmeyi bekliyordu. Kelimeleri ilmek ilmek örüyordu. Şiirin ince ruhlu kelimelerini, kalenin taşları gibi diziyordu.
Duygu yüklüydü, başkalarıyla işi olmazdı. Tehlikeli sularda oyalanmaz ve kötülüğe rastlamazdı. Her şeyden uzak yaşardı. Hayatın fırtınası dediği, kötü niyetlileri, çevresinde görmek istemezdi.
Hayalleri beyaz sayfada olmayı, satırlarda kendini bulmayı ve rüyada kalmayı arzu ederdi.
Ailesini çok sever ve komşularıyla temas etmek istemezdi. Annesinin ölümünden sonra komşu ailelerle hiç görüşmek istemedi. İnsanlarla bir arada olmak gereksizdi.
Babasıyla duygusal konularda anlaşıyordu. Özellikle konu annesiyse, anlaşıyor fakat konuyu derinliğine tartışmazdı. Yine de sağduyu nedeniyle kelimeleri iyi kullanırdı.
Babasının yaptıklarını entrika olarak değerlendiriyor ve hatalı buluyordu. Onun için babasının duygu yüklü olmasını isterdi. Kendi duygusallığını babaya kabul ettirmişti. Hayatın gücünü ruhunun aktifliğine bağlıyordu.
Ruhunun güzelliği, duygusallığıyla ilgiliydi. Duygusal incelikleri ortaya çıkarırken, düşündüklerini uygulamaktan çekinmezdi. Yaşamın renkli yanlarını da ortaya koyardı.
Kötülükten yana eğilimi yoktu. Çünkü böyle eğilimler, duygusal düşüncesini bozardı. Derin ve renkli hayallerini yaşama şansı bulabilirdi. Yağmur gibi başına üşüşen kötülükleri asla yakına getirmezdi.
Değerlendiremediği zamanı yitikti. Yitik zamanı geri getirmek olası değildi. Dünyanın dönmesi yitik zamanı etkilemeyecekti. Duygusal zaman bu noktada değer kazanmayacaktı.
Duygusal ritmini bozmadan, sessizliğini koruyordu. Kimsesizliğin duygusallığını öne çıkarıyordu. Duygusal başarıya seviniyor ve yeni hayaller peşine gitmeye çalışıyordu. Ona göre dünya çok da sevimli değildi.
Çiçekleri ve onların güzellikleri hayallerini süslüyordu.
Havaya duygusal olarak bakmıyor, neşesi köreliyordu.
Hasan TANRIVERDİ














