Şereflikoçhisar ve Evliya Çelebi
Memleketimin adını tarihin derinliklerinde ararken, bazen küçücük bir satırın bile insanın yüreğini nasıl ısıttığını anlatmak isterim.
17. yüzyılın büyük gezgini Evliya Çelebi, elli bir yıl süren seyahatleri boyunca Osmanlı topraklarının hemen her köşesini dolaşmış; gördüklerini, duyduklarını ve yaşadıklarını on ciltlik Seyahatnâme’sinde kayıt altına almıştır.
Bu devasa eserin üçüncü cildinde, Aksaray’dan Ankara’ya uzanan yol üzerindeki konaklardan söz edilirken Koçhisar’ın da bir menzil olarak zikredildiğini görüyoruz.
Bugün Şereflikoçhisar adıyla bildiğimiz memleketimiz, o dönemde de tarihî yolların kesiştiği, yolcuların mola verdiği ve güzergâh üzerinde adı bilinen bir durak niteliğindeydi.
Bu bilginin kaynağı nettir.
Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nin 3. cildinde, Ahmed Cevdet baskısı, İkdam Matbaası, İstanbul, 1314 (Miladi 1896), sayfa 195’te Koçhisar’ın adı geçmektedir.
Aksaray e-Şehir Ansiklopedi Projesi tarafından yayımlanan “Koçhisar Zaviyeleri (18.-19. Yüzyıllar)” başlıklı akademik makale de bu kayda doğrudan atıfta bulunur ve Aksaray’dan Ankara’ya giderken uğranacak konaklar arasında Koçhisar’ın da anıldığını belirtir:
(Evliya Çelebi, 1314: 195).
Ayrıca “Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’ne Göre Anadolu’da Yer Adları” başlıklı dil incelemesi çalışmasında da Seyahatnâme’nin üçüncü cildinde geçen yer adları arasında Koçhisar; Konya, Karapınar ve Elbistan gibi isimlerle birlikte listelenmektedir.
Konunun yerel tarih literatüründe de ele alındığını görüyoruz.
İ. Hakkı Konyalı’nın Âbideleri ve Kitâbeleri ile Şereflikoçhisar Tarihi adlı eseri, aynı akademik çalışmanın kaynakçasında yer almakta ve bölgenin tarihini ayrıntılı biçimde ele almaktadır.
Burada önemli bir ayrıntıyı da açıkça belirtmek gerekir:
Evliya Çelebi, Koçhisar için Ankara’da yaptığı gibi uzun uzun kale, cami, çarşı ya da şehir hayatını anlatan ayrıntılı tasvirler bırakmamıştır. Kayıt, güzergâh üzerinde geçilen bir menzilin adının anılmasından ibarettir.
Fakat bazen tarih, uzun anlatılardan çok daha küçük izlerle konuşur.
Bir yerin adının yüzyıllar önce bir seyyahın defterine düşmesi, o yerin o dönemde bilinen, kullanılan ve bir güzergâh üzerinde önem taşıyan bir yer olduğunu göstermesi bakımından değerlidir.
Tuz Gölü’nün eteklerinde kurulu memleketimiz de yüzyıllar boyunca kervan yollarının, yolcuların ve insan hareketliliğinin içinde yer alan bu güzergâhlardan birinin parçasıydı.
Ve şimdi düşünün…
Yüzyıllar önce bir yolcu, belki Tuz Gölü’nün beyazlığına bakarak, belki bozkırın sessizliğinde konaklayarak bu topraklardan geçti. Ardından kalemini eline aldı ve Koçhisar’ın adını Seyahatnâme’sinin sayfalarına bıraktı.
Bugün bizler aynı coğrafyada, Tuz Gölü’nün beyaz manzarasına bakarken; kalenin izlerini, eski yolların sessizliğini ve bu toprakların taşıdığı geçmişi düşünürken, aslında yüzyıllar önce buradan geçmiş insanların ayak izlerine de bakıyoruz.
Bir memleketin tarihi yalnızca büyük savaşlardan, hükümdarlardan, saraylardan ve görkemli yapılardan oluşmaz.
Bazen bir yol kenarında adı geçen bir menzil, bazen eski bir kitabın sayfasına düşmüş tek bir kelime, bazen de bir seyyahın birkaç satırı anlatır bize geçmişimizi.
Koçhisar’ın adının Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi’nde yer alması da işte böyle küçük ama kıymetli bir tarihî izdir.
Belki de bir memleketi gerçekten sevmek, onun yalnızca bugününe bakmak değil; yüzyıllardır sessizce taşıdığı izleri fark etmek ve onları yeniden gün ışığına çıkarmaktır.
Ben, memleketimin adını böyle eski sayfalarda gördüğümde, yalnızca bir tarih bilgisi okumuyorum.
Kendi geçmişime dokunuyorum.
Ve insan, memleketinin geçmişine dokunduğunda, bugün yaşadığı topraklara biraz daha başka gözlerle bakıyor.
Kaynakça
– Evliya Çelebi Mehmet Zıllî ibn Derviş, Evliya Çelebi Seyahatnâmesi, 3. Cild, yay. Ahmed Cevdet, İstanbul: İkdam Matbaası, 1314, s. 195.
– “Koçhisar Zaviyeleri (18.-19. Yüzyıllar)”, Aksaray e-Şehir Ansiklopedi Projesi.
– “Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’ne Göre Anadolu’da Yer Adları”, Turuz.
– Konyalı, İ. H., Âbideleri ve Kitâbeleri ile Şereflikoçhisar Tarihi, İstanbul, 1971.















