Silifke’den Türkiye’ye uzanan örnek bir hayat hikâyesi
Bazı insanların hayatı yalnızca kendi hikâyelerinden ibaret değildir. Onlar, çalışkanlıklarıyla, ailelerine bağlılıklarıyla, insanlara dokunuşlarıyla ve yetiştirdikleri evlatlarla yaşadıkları toplumun hafızasında iz bırakırlar. İşte Fatih Yüksel ve eşi Sevgi Yüksel’in hayatı da böyle bir emek, fedakârlık ve aile değerleri hikâyesidir.
Silifke’nin Taşucu beldesinde yıllarca alın teriyle yaşamını sürdüren Fatih Yüksel, çalışma hayatının önemli bir bölümünü devlet hizmetine adamış bir isimdir. Taşucu’ndaki SEKA Kâğıt Fabrikası’nda yaklaşık 25 yıl görev yaparak ülkesine hizmet eden Yüksel, emeklilik sonrasında da “çalışan demir ışıldar” anlayışından vazgeçmemiştir.
Onun hayatında çalışmak yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda insanla bağ kurmanın ve topluma hizmet etmenin bir biçimidir.
Yaklaşık 46 yıldır Silifke sokaklarında mısır satışı yapan Fatih Yüksel; “Taze mısır, haşlanmış taze mısır, süt mısır” sözleriyle kent yaşamının tanıdık simalarından biri hâline gelmiştir. Yıllar boyunca farklı kuşaklardan insanlarla kurduğu iletişim, onun mesleğini sıradan bir satış işinin ötesine taşımıştır.
Çünkü bazı meslekler vardır; insan, yaptığı iş kadar insanlarla kurduğu gönül bağıyla da hatırlanır.
Fatih Yüksel’i tanıyanların ortak kanaati; merhametli, anlayışlı, yardımsever ve insanın hâlinden anlayan bir kişiliğe sahip olduğudur. Yıllarını ailesine ve çocuklarının geleceğine adamış olması da onun yaşam anlayışının en güçlü göstergelerinden biridir.
Bir hayat arkadaşından öte, ailenin temel direği
Bu hikâyenin diğer kahramanı ise eşi Sevgi Yüksel’dir.
Adının anlamını adeta kişiliğinde taşıyan Sevgi Yüksel; anlayışı, merhameti, fedakârlığı ve insanlara yaklaşımıyla ailesinin olduğu kadar çevresinin de saygısını kazanmış bir anne olarak öne çıkmaktadır.
Bir ailenin başarısı yalnızca bireysel başarıların toplamı değildir. O başarının arkasında çoğu zaman yıllarca süren fedakârlıklar, sabır, emek ve görünmeyen büyük bir mücadele vardır.
Fatih ve Sevgi Yüksel ailesinin hikâyesinde de bu ortak emeğin izlerini görmek mümkündür.
Üç evlat, üç farklı başarı hikâyesi
Bir ailenin en büyük eseri, çocuklarına bıraktığı maddi mirastan önce verdiği eğitim ve kazandırdığı değerlerdir.
Fatih ve Sevgi Yüksel çiftinin üç evladı bulunmaktadır. Çocuklarının eğitim ve meslek hayatlarında elde ettikleri başarılar, anne ve babalarının yıllar boyunca gösterdiği emeğin de gurur verici bir yansımasıdır.
Oğulları Doç. Dr. İlhan Yüksel, Edirne’de Trakya Üniversitesi’nde plastik cerrahi alanında uzman hekim olarak görev yapmaktadır.
Kızları Doç. Dr. Mine Yüksel, çocuk göz hastalıkları alanında yan dal uzmanı olarak mesleki hayatını sürdürmektedir.
Diğer kızları Habibe Yüksel ise İstanbul Kızılay’da sosyal hizmet uzmanı olarak görev yapmaktadır.
Üç evladın üç ayrı meslek alanında topluma hizmet ediyor olması, kuşkusuz anne ve babaları için büyük bir gurur kaynağıdır.
Burada asıl dikkat çekici olan yalnızca akademik ve mesleki unvanlar değildir. Hekimlikten sosyal hizmete kadar uzanan bu mesleklerin ortak paydasında insana hizmet bulunmaktadır.
Biri sağlık alanında insan hayatına dokunurken, diğeri çocukların sağlığına katkı sunmakta; bir başka evlat ise sosyal hizmet alanında toplumun ihtiyaç sahibi kesimlerine destek olmaktadır.
Bu tablo, bir anne ve babanın çocuklarına kazandırabileceği en değerli mirasın; iyi insan olma, çalışma, üretme ve topluma faydalı olma bilinci olduğunu gösteriyor.
Başarı yalnızca diplomayla ölçülmez
Günümüzde başarı çoğu zaman unvanlar, makamlar ve akademik dereceler üzerinden değerlendiriliyor.
Oysa gerçek başarı, insanın sahip olduğu imkânları topluma nasıl yansıttığıyla da ilgilidir.
Fatih Yüksel’in yaklaşık yarım asra yaklaşan çalışma hayatı ile çocuklarının akademik ve mesleki başarıları yan yana getirildiğinde ortaya anlamlı bir aile tablosu çıkmaktadır:
Bir tarafta yıllarca devlet hizmetinde bulunmuş, ardından kendi emeğiyle çalışmaya devam etmiş bir baba…
Diğer tarafta ailesine, çocuklarına ve çevresine sevgiyle yaklaşan fedakâr bir anne…
Ve onların yetiştirdiği, farklı alanlarda topluma hizmet eden üç evlat…
Bu, yalnızca bir ailenin başarı hikâyesi değil; emeğin, eğitimin, aile bağlarının ve iyi yetiştirmenin hikâyesidir.
Silifke’nin sokaklarından Türkiye’ye
Silifke gibi köklü bir kentte bazı insanlar vardır ki yaptıkları iş küçük görünse bile toplumdaki karşılığı büyüktür.
Sokakta yıllarca mısır satan bir insanın hikâyesi, aslında o kentin gündelik hayatının da hikâyesidir.
Bir çocuğun eline aldığı sıcak mısır, yaz akşamlarında sokaktan geçen bir ailenin kısa sohbeti, yıllar sonra aynı kişiyi yeniden gören bir müşterinin selamı…
Bunların tamamı şehir kültürünün görünmeyen parçalarıdır.
Fatih Yüksel’in 46 yıla yaklaşan mısır satıcılığı serüveni de bu açıdan yalnızca bir ticari faaliyet değil, Silifke’nin sosyal hafızasında yer etmiş uzun soluklu bir emek öyküsüdür.
Helal olsun böyle bir emeğe
Bugün Fatih ve Sevgi Yüksel ailesinin hikâyesine baktığımızda, insanın hayatta bırakabileceği en güzel izlerden birinin çocuklarının geleceğine yapılan yatırım olduğunu görüyoruz.
Yıllarca çalışmak…
Aile için fedakârlık yapmak…
Çocukların eğitimine önem vermek…
Ve onların topluma faydalı bireyler olarak yetişmesini görmek…
Bütün bunlar, parayla ölçülemeyecek kadar değerli kazanımlardır.
Fatih Yüksel’in alın teriyle geçen çalışma hayatı, Sevgi Yüksel’in aileye kattığı sevgi ve fedakârlık, bugün evlatlarının mesleki başarılarıyla adeta taçlanmaktadır.
Silifke’nin sokaklarında yıllardır “taze mısır” sesiyle emeğini sürdüren bir baba ile ailesine sevgi ve anlayışla kol kanat geren bir annenin yetiştirdiği üç başarılı evlat…
Bu hikâyenin özeti belki de tek bir cümlede saklıdır:
İyi bir aile, iyi insanlar yetiştirir; iyi insanlar ise topluma değer katar.
Fatih ve Sevgi Yüksel ailesine, yılların emeği ve yetiştirdikleri başarılı evlatlar nedeniyle gönülden tebrikler.
Çalışkanlığın, fedakârlığın, aileye bağlılığın ve eğitime verilen değerin böylesine güzel sonuçlar doğurduğu nice örnek aile hikâyesinin ülkemizde çoğalması dileğiyle…
Helal olsun Fatih Yüksel’e, Sevgi Yüksel’e ve emeklerinin en güzel karşılığı olan evlatlarına.
Dolayısıyla buradan kendilerine sevgi dolu selamlarımı iletirken; sağlık, huzur ve mutluluk dolu yıllar dilerim.
Mehmet GÖKSELLİ
Editör-Yazar-Denetmen















