Seferihisar… Bir Giritli mi İyonyalı mı, Bizanslı mı, Romalı mı, Yörük mü, Rum mu?
Son yıllarda adını sık sık duyuyorsunuz, gerek haber kanallarında, gerek dizilerde geçen o sevimli, sakin beldesi Sığacık ve masmavi koylarıyla insanların tatil için gitmek istedikleri bir lokasyon olarak karşınıza çıkıyor olabilir. Seferihisar’ın tarihi zannettiğimizden çok çok daha eskilere dayanıyor oysa; Şimdilerde sakin şehir CİTTASLOW ünvanını ilk alan şehir diye görebilirsiniz. Ama bundan yaklaşık 4.000 yıl öncesinde burası, özellikle Teos Antik Kenti ve Sığacık, tarihin pek çok önemli olayına tanık olmuştur. O zamanlar bu ünvan verilir miydi bilemem ama antik çağda sanatın ve sanatçıların ilk başkenti ünvanı olduğunu, ilk Sanatçılar Birliği’nin burada kurulduğunu, pek çok tarih kitaplarında okuyabilirsiniz. Öyle ki; Teos Antik Kenti M.Ö 2000 yıllarında kurulmuş 12 İyon kentinden ilki olarak varlığını sanat ve kültürle yüzyıllarca sürdürebilen bir kent olmuştur. Anadolu’da ilk Dionysos tapınağı Teos antik kentinde kurulmuş ve M.Ö 2050 yılında da dünyada ilk Sanatçılar Birliği kurulmuştur. Dionysos, şarap, bağçılık, müzik, tiyatro eğlence ve özgürlük tanrısıydı. Halkın, sanat, resim, heykel, edebiyat, tiyatro, müzik, şiirle uğraşmaları ve Dionysos’un bu özellikleri taşıması, halkla bütünlük sağlamıştır. Kentte bulunan Dionysos Tapınağı en büyük tapınak olarak bilinir. Ayrıca meclis binası, akropolis, tiyatro, agora ve iki antik liman halâ ziyaret edenlerin ilgisini çekiyor. Seferihisar sakin şehir olarak biliniyor ama aslında çok uzun geçmişinde bol aksiyonlu bir tarih yatıyor. Antik İyon Limanları, Helenistik Dönem, Roma, Bizans, Türk Beylikleri ve Osmanlı, Milli Mücadele, Cumhuriyet olarak sıralayabiliriz.
Fakat buranın turizm rotası olarak çok bir öneme sahip olduğunu göremiyoruz. Örneğin Antalya’daki antik kentlere yığınla turist gelip ziyaret ediyor. Neden Seferihisar için de böyle bir olanak sağlanmıyor diye düşünüyorum. Marinayı büyütmeye çalışacaklarına turist potansiyelini yükseltmeleri gerekiyor. Yabancı turistlerin rahat edebileceği bir kaç otel inşa edilmeli, ama doğayı bozmadan, zarar vermeden.
Bugün halâ geçmişin izlerini taşıyan onlarca tarihi eserler ve kalıntılar paha biçilmez nitelik taşımaktadır. Burada yaşayan biri olarak Şunu söyleyebilirim; Seferihisar karakteri olan bir kent. Bu kadar çok sanatla, edebiyatla, müzikle, resimle uğraşan insan topluluğu böyle küçük bir ilçede nasıl olur diye şaşırırsınız. Antik çağdaki sanatçılar birliği halen devam ediyor burada. Sanatın her dalını sergileyenleri görmek mümkün. Seferihisar’ın her köşesinde, her köyünde tarihin izleri var. Yemyeşil doğası, tertemiz havası, masmavi, berrak koylarıyla daha çok ilgiyi hak ediyor bence. Turizm Bakanlığının bir çok tarihi eseri kaderine bıraktığını görüyoruz. Mesela Düzce Köyü Hereke (Heraklia) da bulunan Kasım Çelebi Medresesi , hamam ve kütüphane (tamamen yıkılmış) bakımsız, yıkılmak üzere, perişan bir halde duruyor. 1489 tarihinde Kasım Çelebi tarafından yapılan bu medresede bir çok alim yetişmiş, öyle ki; Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra İstanbul’a alınan ilk kadı Hızır Bey (Hıdır) dir.
Seferihisar’ın Sığacık mahallesinde insanların en çok ilgisini çeken Sığacık Kalesi ve Teos Marina önemli iki unsurdur. Sığacık Kalesi1521 ile 1522 yıllarında Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos Seferi hazırlıkları sırasında yapılmış bir deniz üssü görevini görmüştür. Bugün hala bu kale insanlara hayat vermekte olup, içerisinde bir çok evler, küçük yöresel dükkanlar, yemek mekanları, köylülerin doğal ürünlerini sattığı bir pazar, eğlence mekanları, kafeler vardır. Rumlar, Göçmen Türkler, Yörüklerin kültürüyle yoğrulmuş evler, dükkanlar, adetler, kültürel eserler burayı özel kılıyor bence.
Buralarda gezerken bir tatil beldesinden ziyade, İyonyalılardan Roma’ya, Bizans’tan Selçuklulara, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan, karakteri olan bir kentte yürüyormuş gibi hissedersiniz. Aynı hissi Apollon tapınağı ve Antik Side’de de hissetmiştim.
Bir de Atatürk’ün Seferihisar ziyaretini sevgili Araştırmacı Yazar Cafer Öz’den dinledim. 11 Nisan 1934’de Atatürk ilçe merkezini ve Sığacık’ı ziyaret etmiş. Önce Sığacık’ta sahilde incelemeler yapmış, sonra Sığacık İlkokulu öğretmeninden not defterini istedi, Öğretmenin hala Arap harfleriyle not tuttuğunu gördü. Bu durum onu üzmüştü. Sonra orada bulunan küçük bir öğrenciyi sevdi, ona sorular sorup sohbet etti. o küçük çocuk Mehmet İnce idi. Bu anı yıllarca anlatılmış ve bugünlere gelmiştir. Atatürk’ün Seferihisar ziyaretinde küçük bir çocukla sohbet etmesi, eğitime gösterdiği hassasiyeti göstermiştir.
Bir anekdot daha ilgimi çekti. Atatürk’ün verdiği 10 Lirayla Seferihisar Bandosu kuruldu. Hikaye şöyle: Atatürk 1926 yılında Çeşme’de çevrede toplanan halka “Aranızda zeybek oynayan var mı” diye soruyor. Orada bulunan Seferihisarlı bir Efe ortaya geçip zeybek oynuyor. Atatürk oyunu çok beğeniyor ve efeyle ilgileniyor. Daha sonra ona 10 lira vererek, zeybek oyununu gençlere öğretmesini ve bir bando kurulmasını istiyor. Atatürk’ün verdiği 10 lira Seferihisar Bandosunun kuruluşunun başlangıcı sayılıyor. yıllar sonra Atatürk Seferihisar’ı ziyaret ettiğinde 11 Nisan 1934, yıllar önce kurulmasını istediği bando, Seferihisar girişinde kendisini karşılıyor.
En baştaki sorunun yanıtı ise bana göre, tüm kültürlerin harmanlaştırılıp sakin bir Ege Kasabasının günümüze kadar yaşıyor olmasıdır.
Bu yazıyı önemli bulduğum için yazdım. Turizm Bakanlığının Seferihisar’daki tarihi binaların yeniden aslına uygun yapılandırılmasını ve Seferihisar’ın doğallığını bozmadan bir turizm rotası projesi oluşturmasını, daha detaylı düşünülmesini diliyorum.
Sevgili okuyucularım, yolunuz Seferihisar’a düşerse şanslısınız. Eğer tarih, sanat, şiir, tiyatro seviyorsanız burası büyük şehirlerle yarışır. Kısaca sanatçılar şehrinin ve tarihin izlerini solumak, hissetmek istiyorsanız sizi de Seferihisar’a bekliyoruz. Sevgiyle kalın.
Dilek Toksoy
NOT: Araştırmacı yazar Cafer Öz’ün Seferihisar kitabını okumanızı tavsiye ederim.

















