Şereflikoçhisar’dan Kavun Geçiyor
Şereflikoçhisar deyince, ilk akla gelen o tatlı kokudur.
Yazın en sıcak günlerinde, tarlalardan şehre doğru kavun yüklü kamyonlar, traktörler, arabalar geçer.
Şereflikoçhisar’dan kavun geçiyor…
Herkes bilir; Şereflikoçhisar’ın kavunu başkadır.
Kaşıkla yenir bu kavun.
O kadar olgun, o kadar yumuşaktır ki bıçağa bile ihtiyaç duymaz. Bir kaşık daldırırsınız; sapsarı, mis kokulu özü usulca ayrılır.
Ş.Koçhisar Mustafacık kavunu, tadına doyum olmaz.
Ama asıl mucize, kavunun yetiştiği topraktadır.
Şereflikoçhisar’ın toprağı tuzludur. Tuz Gölü’nün yakınında, kuraklığın ve tuzun hüküm sürdüğü bu topraklarda nasıl olur da bu kadar tatlı bir meyve yetişir?
Tuzlu topraktan tatlı bir kavun çıkması, insanı düşündürmeye değer bir mucizedir.
Sanki toprak, bütün zorluğunu, bütün sertliğini kendi içinde tutar; kavuna ise yalnızca tatlılığını bırakır.
Kolay yetişen bir meyve değildir Şereflikoçhisar kavunu. Suyu azdır toprağın, tuzu fazladır.
Sulama istemez bu toprak, biliyorum. Ama emek ister.
Otların arasından kavunu bulup çıkarmak, tarlada eğilip kalkmak, güneşin altında saatlerce uğraşmak… Kolay değildir bu iş.
Bir de kavun, olgunlaştığından fazla tarlada kalırsa çatlar.
Sanki daha fazla beklemeye dayanamaz.
“Beni götürün,” der gibi, kendi kabuğunu kendi eliyle açar.
Belki de kavunun tatlılığında yalnızca güneşin ve toprağın değil, o alın terinin de payı vardır.
Belki her kavun, toprağın verdiği kadar emeğin de karşılığıdır.
Bazı güzellikler, en zor topraklarda yetişir.
Bazı tatlılıklar, en acı zeminlerde saklıdır.
Kamyonlar, traktörler, arabalar dolusu kavun, Şereflikoçhisar’dan geçip gider dört bir yana.
Ama her dilimde, o tuzlu topraktan bir iz kalır.
Kuraklığın sabrı, tuzun sertliği, Anadolu’nun inadı…
Hepsi gizlidir o sapsarı özün içinde.
Bir kaşık kavun yediğinde, aslında bir kaşık da bu toprağın hikâyesini yersin.
Tuzlu bir toprağın nasıl da tatlı bir söz söyleyebildiğini anlarsın.
Bir de dondurması olsa… Değmeyin kavun ve dondurma severlerin keyfine!
Şereflikoçhisar’ın kavunu, yaz sıcağında serin bir lezzete dönüşse; mis kokusu dondurmaya karışsa, kim bilir ne güzel olur.
Belki bir gün Şereflikoçhisar’ın kavunu, yalnızca kaşıkla değil, bir top dondurmayla da anılır.
Şereflikoçhisar’dan kavun geçiyor.
Tarlalardan yollara, yollardan sofralara…
Ve belki de her kavun, gittiği yere yalnızca tadını değil, Şereflikoçhisar’ın toprağından bir parça hikâyeyi de götürüyor.
İnsan düşünmeden edemiyor:
Belki hayat da böyle.
En tuzlu, en zor topraklarda bile içimizde bir tatlılık saklı olabilir.
Yeter ki kökümüzü sağlam tutalım, sabrımızı kaybetmeyelim.
Çünkü bazı topraklar yalnızca kavun yetiştirmez.
İnsana da bir şey öğretir:
Zorluk, her zaman acı bir sonuç doğurmaz. Bazen en güzel tat, en çetin topraklarda saklıdır.















