Didim‘de en son kaldığım evin sahibi bozuk karakterli bir kadındı. Denizli‘de yaşıyordu. (Menekşe, diyelim.) Evden ayrıldığım tarihten yaklaşık üç yıl önce kira sözleşmesi için evine gitmiştik iki emlakçı arkadaşla. Denizli’den, akıl hastası iki oğluyla gelmişti. 25-26 yaşlarında olanı ağır sinir ilaçları kullanıyordu. Küçük olanı, yani 18-19 yaşlarındaki, ise sınırdaydı.İçimden diyordum; “bunun da en fazla bir yılı var…” Öyle olmuş. O da sapıtmış. Tuhaf tuhaf yerlerde saklanıp anasına, yani Menekşe hanıma saldırıp duruyormuş. Psikiyatriste değil de cinci hocalara götürüp duruyormuş Menekşe de. Menekşe, küçük oğlana, telefonundan -gizli kameradan- beni izlerken de yakalanınca artık iyice zıvanadan çıkmış. “Sen nasıl olur da elalemin erkeklerini gizli kameradan seyredersin! Or..pu!”
Kaldığım dairenin alt katında, Menekşe‘nin kankası başka bir dul kadın kalırdı. Daha önce bazı randevu evlerinde beraber çalışmışlar; oralardan kankalar. Ev sahibi, Wi-Fi kamera adresini ve şifresini bu kadına veriyor ve kadın da en az iki buçuk yıl boyunca gizli kameradan beni seyrediyor.
İhtiyar Hasan(hoca)’yı o dairede kaldığım süre içerisinde tanıdım. Didim Kent meydanını gören ve sürekli sayılacak kadar çok oturduğum bir kafede takılırken yanaştıydı. Kendini çok belli ediyordu; istihbaratçıydı. Klasik yöntemlerini uygulamaya başlamıştı. Aynı frekanstan çalan sohbetler yani. 35-40 yaşlarında başka bir saha elemanı ile bu Hasan‘ı dört defa beraber görmüştüm…
Bu elemanı günün birinde, kaldığım daireden çıkarken gördüm. Tabii, o görüldüğünün farkında değildi.
Çalıştığım yerlerin birinde müdür Ankara’da(Yenimahalle) uzun yıllar muhbirlik yapmış. Haliyle, müdür kisvesiyle. Belgeleri filan her şeyi uyduruk. Yolu Didim‘e düşünüyor. 15 Temmuz darbe denemesinden sonra tüm yurtta bir “cadı avı” başlıyor. Bu muhbir o hengamede bir çok kişiye iftira atıyor. Hedeflerinden biri de benim. Yanından sorumluluklandırılan 3 elamanla bana bir kumpasa girişiyorlar. Gizli kamera. Evime.
O da yetmiyor! Bir tane minibüs almıştım, belki karavan gibi kullanırım diye. Pejo 2004 Karsan. Bir hizmet içi eğitim için 5 günlüğüne Antalya‘da bulunmuştum. Minibüsle gitmedim tabii. Didim‘de bırakmıştım. Minibüse altı tane gizli kamera yerleştirmiştim. Lokal iç kayıt yapıyordu. Döndümdü Antalya‘dan. Kamera kayıtlarımda çok ilginç kişiler gördüm. GPS takip cihazı.
Bu gizli kamera işleri salgın hastalık gibi. Hani derler ya; Arap yağı bol bulunca mabadına sürermiş, diye. Biz de herhalde teknolojiyi bol-ucuz bulunca gizli kamera takıyoruz her yere.
Çok dikkatli bakardım etrafıma; bilhassa Didim‘de. Gizli kameracılık… Benim aileden-akrabadan başla, öğrencilere, işyerlerinde hırsıza dolandırıcıya beceriksiz istihbaratçıya… Hacker‘lik merakı da çok fazla. Ta atalardan gelen dikizleme hastalıklarıyla teknoloji birleşince ortaya çok tuhaf şeyler çıkıyor.















