ÇELENK
Kasabanın kurtuluş günüydü. Yöneticiler okuldaydı. Vilayete, arkadaşı ziyarete gidecektim. Onun için yarın gelemeyeceğimi söylemeye okula vardım.
Müdür yardımcısı, heyecanlandı ve bana şaşkın baktı. Gözleri güldü ve sevindi. Bizi büyük bir sıkıntıdan kurtardın, dedi. Kurtuluş günü adına anıta çelenk konacakmış ama okulda kimse yokmuş. Çelenk bırakma protokolü saat on üç yerine, ona aldırılınca, kimsenin olmamasına şaşkındım, dedi.
Vilayet için takım elbiseli ve kravatlıydım. Yardımcı rahat bir nefes aldı. Bundan sonrası kolay, dedi. Kardeşinle üçümüz gideriz, dedi.
Çelengin ortasına “yeni nesil sizin eseriniz olacaktır,” yazılacaktı. Atatürk’ün büstüne ise yerleştirecektik. Çelenk çiçeklerden yapılıydı. Kim düşünmüşse çok güzel olmuştu.
Kardeşimle yardımcı çelengi taşıdı ve ben de büste yerleştirdim. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu mücadelesinde neler yaşandığını düşünerek anıta vardık. Anıtta temsilen Kaymakam Bey konuşma yaptı ve dağıldık.
Kaymakam Bey içte ve dışta, insanca yaşamayı, hazmedemeyen, kirli ellerini kasabamızdan çekmelerini söyledi. Kasabamızda yeni bir ışık doğmuştur, dedi.
Çelengin çiçekleri, diğer çelenklerin yanında parlıyordu. Yardımcı arkadaşı tebrik ettim. Kurtuluşa verdiğiniz değeri gösterir, dedim.
Anıtın tam ortasına yerleştirdim. Diğer çelenklerin süslemesi güzel değildi. Biraz gelişi güzel hareket etmişlerdi.
Anıtta okulu temsil eden üç kişi ve üçümüz de takım elbiseli. Çok açık diğerlerine fark attık. Yardımcı arkadaş, büyük sıkıntıyı bu kadar kolay atlatacağıma inanmazdım, dedi.
Çelengi koyduktan sonra, Atatürk’ün ruhuna dua okuduk. Üçümüzün de gözleri yaşlıydı.
Müdür yardımcısı, tarih öğretmeniydi. Kurtuluş mücadelesini, ayak üstü anlattı. Çekilen yoklukları ve verilen mücadeleye kimse inanamazdı, dedi. Dedemin Atatürk’ün silah arkadaşı olduğunu söyledim. Çok şaşırdı.
Türkiye Cumhuriyeti kolay kurulmamıştı.
Çelenkten sonra istiklal marşını okuduk.
Tüm şehitler adına hoca dua etti.
Hasan TANRIVERDİ














