Kılıçdaroğlu Dimdik Ayakta
Türkiye bugün sadece bir siyasi tartışmayı değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğü sınavını izliyor. CHP’de alınan mutlak butlan kararının ardından yaşananlar, siyasette söylenen sözlerle gerçek duruş arasındaki farkı bir kez daha ortaya koydu.
Mahkemenin verdiği karar sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlığa dönmesiyle birlikte CHP Genel Merkezi’nde kriz çıktı. Özgür Özel ve ekibinin binayı terk etmek istemediği, polis ekiplerinin ise genel merkezin demir bahçe kapısını kırarak içeri girdiği görüntüler Türkiye’nin gündemine oturdu.
Ancak herkesin görmesi gereken çok önemli bir gerçek var:
Bu davayı açan devlet değil, CHP’lilerin kendisidir.
Kurultay sürecinde delegelere para, makam, telefon, araç, iş ve çeşitli imkanlar sağlandığını iddia ederek mahkemeye başvuranlar CHP’lilerdi. Belgeleri veren CHP’lilerdi. Şahitlik yapan CHP’lilerdi. İtiraz eden CHP’lilerdi. Mahkeme de sunulan delil ve ifadeler doğrultusunda karar verdi.
Ama bugün aynı çevreler çıkıp “Bu siyasi darbedir”, “Muhalefeti susturma operasyonudur” diyerek algı oluşturmaya çalışıyor.
Düne kadar meydan meydan dolaşıp “Hak, hukuk, adalet” sloganları atanların bugün mahkeme kararını tanımıyoruz demesi büyük bir çelişkidir. Eğer hukuk sadece işlerine geldiğinde savunulacaksa, millet adalete nasıl güvenecektir?
Gerçekler ortadayken suçu sürekli başkalarına atmak kimseyi inandıramaz.
Kurultayı tartışmalı hale getiren CHP’li…
Mahkemeye koşan CHP’li…
Tanıklık yapan CHP’li…
İtiraflarda bulunan CHP’li…
Sokak çağrısı yapan CHP’li…
Genel merkezi karıştıran CHP’li…
Ama hedef gösterilen yine iktidar…
İşte toplumun sorguladığı nokta tam olarak budur.
Atatürk’ün kurduğu partinin bugün bu görüntülerle gündeme gelmesi ise ayrıca düşündürücüdür. Siyasetin dili hukuk yerine sokak olursa, demokrasi zarar görür. Devletin polisi de mahkeme kararının uygulanması için görevini yapmak zorundadır.
Tam da böyle bir dönemde Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi duruşu yeniden dikkat çekmektedir.
Çünkü Kılıçdaroğlu yıllardır kriz anlarında öfkeyle değil, sakinlikle hareket eden bir lider profili çizdi. Kendisine yönelik ağır eleştirilere, baskılara ve siyasi operasyonlara rağmen hiçbir zaman kaos çağrısı yapmadı. Sokakları değil, hukuku işaret etti.
Türkiye’de birçok siyasetçi gündemde kalmak için sert söylemleri tercih ederken, Kılıçdaroğlu’nun özellikle son süreçte verdiği mesajlar daha çok sağduyu ve parti bütünlüğü üzerine oldu. “CHP kişilerin değil, milyonların partisidir” anlayışıyla hareket etmesi, tabanın önemli bir kısmında yeniden karşılık bulmaya başladı.
Özellikle parti içerisindeki tartışmaların büyüdüğü dönemlerde Kılıçdaroğlu’nun tecrübesi yeniden konuşuluyor. Çünkü yıllarca devlet yönetimi, bürokrasi ve siyasi krizlerle karşı karşıya kalan bir ismin, tansiyonu düşüren dili bugün birçok kesim tarafından dikkatle takip ediliyor.
Bugün bazı isimler bağırarak gündemde kalmaya çalışabilir. Ancak gerçek liderlik kriz anlarında ortaya çıkar. Devlet ciddiyetini koruyabilmek, provokasyonlara teslim olmamak ve hukuka bağlı kalabilmek her siyasetçinin gösterebileceği bir duruş değildir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır ayakta kalmasının nedeni de tam olarak budur. Çünkü o, siyaseti kişisel hırslarla değil; sabır, mücadele ve demokratik olgunlukla yürütmeyi tercih etti.
Özgür Özel’in ise bu süreçten önemli dersler çıkararak parti içindeki tansiyonu düşürmesi, CHP tabanını ortak paydada buluşturması gerekiyor. Çünkü CHP’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni bir iç savaş değil; birlik, akıl ve sağduyudur. Siyasi rekabet elbette olur ancak partiyi yıpratan sert kutuplaşmaların kimseye faydası olmayacaktır.
Bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nun önünde önemli bir fırsat bulunmaktadır. Ancak böylesine kritik bir süreçte aceleyle kurultay kararı almak yerine stratejik hareket etmek daha akıllıca olacaktır. Çünkü siyasette bazen bir adım geri durmak, gelecekte çok daha güçlü yürümeyi sağlar.
Kılıçdaroğlu’nun önünde yaklaşık 1 yıllık bir zaman var. Bu süreçte delegelerle yeniden birebir temas kurması, örgüt yapısını toparlaması ve parti içindeki kırgınlıkları gidermesi halinde CHP içerisinde yeniden çok güçlü bir denge oluşturabileceği konuşuluyor.
Açık konuşmak gerekirse ben Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam hemen kurultaya gitmem. Önce sahayı okur, delegelerin desteğini büyütür, ardından çok daha güçlü bir şekilde sürecin karşısına çıkardım. Çünkü siyaset sadece kazanmak değil, doğru zamanda doğru hamleyi yapabilme sanatıdır.
Bugün CHP’nin yeniden toparlanması gerekiyorsa bunun yolu kavga değil sağduyudur. Öfke değil hukuk anlayışıdır. Çünkü demokrasiyi yaşatan şey bağırmak değil, hukuk devletine sahip çıkmaktır.
Ve görünen o ki tüm saldırılara, tüm tartışmalara rağmen Kemal Kılıçdaroğlu hâlâ dimdik ayaktadır.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84
















