Sabırla örülmüş duaların, gözyaşıyla yoğrulmuş emeklerin ve Allah’a açılan ellerin hikayesidir. Her insanın içinde ulaşmak istediği bir hedef, gerçekleşmesini beklediği bir dua vardır. Kimi huzurlu bir yuva ister, kimi helal bir rızık, kimi şifa, kimi de kalbine huzur verecek bir çıkış yolu arar. İnsan bazen yıllarca bekler… Ama Rabbimiz kulunu hiçbir zaman sahipsiz bırakmaz. Gün gelir, beklenen kapılar açılır; karanlık sandığımız yollar aydınlanır. İşte o an sadece sevinmek değil, şükretmeyi de bilmek gerekir.
İnsanlar bir hedefe ulaşınca kısa süre mutlu oluyor, sonra hemen yeni eksiklerin peşine düşüyor. Bir başarı elde ediyor ama tadını çıkaramadan başka bir kaygının içine giriyor. Oysa müminin kalbi yalnızca istemeyi değil, verilen nimeti fark etmeyi de öğrenmelidir. Çünkü şükredilmeyen nimet, gönülde huzura dönüşmez.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz, “Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım” buyurur. Bu ilahi müjde bize gösteriyor ki nimetin bereketi, onu fark etmekten geçer. İnsan sahip olduğu güzellikleri küçümsememeli; aksine onları Allah’ın bir ikramı olarak görmelidir. Sabah sağlıklı uyanmak, sevdiklerinle aynı sofraya oturmak, gönül huzuru hissetmek bile başlı başına bir nimettir. Nice insan vardır ki bugün bizim sıradan gördüğümüz şeyler için dua etmektedir.
Kutlamak, sadece dünyalık eğlenceler yapmak değildir. Asıl kutlama; kalbin secdeyle dolmasıdır. Başardığında kibirlenmeden “Elhamdülillah” diyebilmektir. Bir duan kabul olduğunda gözyaşıyla Rabbine hamd etmektir. Çünkü gerçek sevinç, insanı Allah’a yaklaştıran sevinçtir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed güzel bir haber aldığında Allah’a hamd eder, ümmetine de umut ve şükür ahlakını öğretirdi.
Hayat sadece imtihan günlerinden ibaret değildir. Allah bazen kulunu sabırla, bazen de nimetle sınar. Darda Allah’ı hatırlayan insanın, bollukta da Rabbini unutmaması gerekir. Çünkü şükür; nimeti vereni unutmamaktır. İnsan kazandıkça tevazusunu artırmalı, mutlu oldukça merhametini büyütmelidir.
Bugün dönüp hayatına bak. Belki yıllar önce dua ettiğin şeylerin tam ortasındasın. Belki vaktiyle hayalini kurduğun güzellikleri şimdi yaşıyorsun. Öyleyse dur ve kalbini dinle. Şikayeti azalt, hamdı çoğalt. Çünkü huzurun anahtarı, sahip olmadıklarına üzülmekte değil; Allah’ın verdiklerini görebilmektedir.
Unutma; şükürle kutlanan her nimet bereketlenir. Allah için sevinen kalbin huzuru artar. Ve bazen insanın en büyük zenginliği, başını göğe kaldırıp içtenlikle şu sözü söyleyebilmesidir:
“Rabbim… Bana düşündüğümden daha güzelini nasip ettin. Elhamdülillah.”
Sizelere de nasip eylesin ”inşALLAH”
Sağlıcakla.















